Özgün Metin

Vezin: Fâʿilâtün feʿilâtün feʿilâtün feʿilün (neşir vezni göstermez; kalıbı bizim okuyuşumuz verir).

Ey gönül eyleme gel dünye-i gaddâra heves
Pâkler eylemedi çünki bu murdâra heves
Rîş-i handına gönül virme sakın dünyânun
İtme her-câyîdür ol şûh-ı sitemkâra heves

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, gel, bu vefasız dünyaya heves etme; çünkü temiz kişiler bu leşe heves etmediler.

2. Sakın dünyanın alaycı gülüşüne gönül verme; o zalim şuha heves etme, o her yere giden bir vefasızdır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Aidiyet Sorunu

Kınalızâde Hasan Çelebi, tezkiresindeki "Türâbî" maddesini bu iki beyitle, "Bu eş'âr anundur" diyerek kapatır. Ne var ki aynı gazel, Kınalızâde'den kırk yıl kadar önce tamamlanan Latîfî tezkiresinde de vardır ve orada başkasına aittir. Latîfî, kendi "Türâbî" maddesinde önce o şairin bir matlaını, bir beytini ve "Gel ey ʿârif göñül virme fenâ dârında ġaddâra / Eger şahbâz-ı vaḥdetseñ çü kerkes ḳonma murdâra" beytini aktarır; ardından "Münâsib-i în-maḥal şiʿr li-müʾellifihi", yani bu yere uygun olarak tezkirenin yazarına ait bir şiir der ve bu gazeli altı beyit hâlinde verir. Gazelin son beyti "Ey Laṭîfî ḳo cihân cîfesini zâġlara / Bülbül-i gülşen-i ḳuds itmeye murdâra heves" diye başlar; mahlas Latîfî'nindir. Gazel bu yüzden Latîfî'nin kendi şiiridir. Latîfî onu, Türâbî'nin "ġaddâra" ve "murdâra" kafiyeli beytine uygun düştüğü için oraya koymuştur; Kınalızâde ise maddeyi kendi tezkiresine aktarırken şiiri Türâbî'nin sanmış görünür.

Durumu daha da karıştıran, Latîfî'nin Türâbî'si ile Kınalızâde'nin Türâbî'sinin aynı kişi olmamasıdır. Latîfî'nin Türâbî'si, Fatih'in saltanatının ilk yıllarında yaşamış Kastamonulu bir meczuptur; şiirlerini duvarlara kömürle yazdığı anlatılır. Kınalızâde ise Kastamonu bilgisini korur, ama kişiyi İstanbul camilerinde vaaz eden, beytülmalden maaş alan bir âlim olarak tanıtır; bu tanım Sehî'nin "Mevlânâ Türâbî"sine ve Hüsameddin'in Amasyalı Şuayb Efendi'sine uyar. Böylece bu iki beyit Hüsameddin'in Şuayb'ına ancak iki ayrı kişinin tek maddede birleştirilmesi ve bir şiirin yanlış sahibe verilmesi üzerinden bağlanabilir. Parçanın burada yer alması, Kınalızâde'nin aidiyet kaydının sitede eksiksiz görülebilmesi içindir; şiirin gerçek sahibi Latîfî'dir.

Metin ve Anlam

Kınalızâde'nin metni Latîfî'ninkinden iki kelimede ayrılır. Latîfî'de üçüncü mısra "Rîş-ḫandine göñül virme ṣaḳın devrânuñ" biçimindedir: alaycı gülüşü dünyanın değil, devranın, yani zamanın ve talihin gülüşüdür. "Rîş-hand", yaralayan, acı ve alaycı gülüş demektir; "hercâyî" ise her yere giden, kimseye bağlanmayan, vefasız anlamına gelir ve dünyayı bir sokak güzeli gibi gösterir. Birinci beytin "murdâr" kelimesi, dünyayı leşe benzeten eski bir zühd imgesine dayanır; Latîfî'nin son beyitte dünyayı "cîfe", yani leş diye anıp onu kargalara bırakması da aynı imgenin devamıdır. Kafiyedeki "ġaddâr" ve "murdâr" kelimeleri ile "heves" redifi, gazelin bütününde dünyaya karşı uyarıcı, öğüt veren bir sesi sürdürür. Kınalızâde'nin Türâbî için kullandığı "meşâyihâne eş'ârı vardur" sözüne bu ses uyar; belki şiiri Türâbî'ye mal etmesini kolaylaştıran da budur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar