Özgün Metin
Nice aylar geçer bir gün kadem rencîde kılmazsın
Koya ey afitâbım zerrece hiç hâl bilmezsin
Varayın zahm-ı sînen dikeyin dimişdin ey hûnî
Beni gördükce ok gibi geçersin hiç ilmezsin
Tekellüfsüz girîbân çâk-ı ağyâra sevilirken
Benim yanımda ey gonce-dehen niçün açılmazsın
Günümüz Türkçesiyle
1. Nice aylar geçer, bir gün olsun gelip ayağını yormazsın. Ey güneşim, (yolunu düşürdüğün) zerrenin hâlini hiç bilmezsin. ("Koya" kelimesi kaynakta böyledir; "kûya", yani sokağa okunursa mısra "sokağa çıkıp zerre kadar hâl sormazsın" diye de anlaşılabilir.)
2. Ey kan dökücü, "Varayım da göğsündeki yarayı dikeyim" demiştin; beni gördükçe ok gibi geçip gidersin, hiç uğramazsın.
3. Rakiplere teklifsizce yaka bağır açık sevilirken, ey gonca ağızlı, benim yanımda niçin açılmazsın? (Mısra kapalıdır; anlam bağlamdan çıkarılmıştır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Âşığın sitemi bu gazelde olumsuz fiillerle örülür: "kılmazsın, bilmezsin, ilmezsin, açılmazsın". Âşık, gelmeyen, hâl sormayan, uğramayan ve kendisine açılmayan bir sevgiliden yakınır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar gazeli Kâfzâde Fâizî'den, öncekinin hemen ardından "Bu da onundur" diyerek aktarır. Mahlas beyti yoktur.
İlk beyitte "kadem rencîde kılmak", yani ayağını zahmete sokmak, birini ziyaret etmenin kibar bir anlatımıdır. Sevgili güneş, âşık zerredir; güneş ışığında görünen toz zerresi divan şiirinde güneşe âşık sayılır. "Koya" kelimesi kaynakta böyledir ve mısraa tam oturmaz; "kûya", yani sokağa okunması anlamı düzeltebilir, ama bu bir okuma önerisidir. İkinci beyit sevgilinin verdiği bir sözü hatırlatır: göğüsteki yarayı dikmeye gelecekti. Oysa şimdi âşığı gördükçe ok gibi geçip gitmektedir. "Ok" sözü, yarayı açanın da onun bakışı olduğunu sezdirir; "ilmek" eski Türkçede bir yere uğramak, eğlenmek demektir.
Son beyit, gülün goncasıyla ağzı birleştiren bilinen mazmuna dayanır. Gonca açılmaz, sevgilinin ağzı da âşığa gülmez. İlk mısra ise kapalıdır. "Girîbân-çâk" yakası yırtık demektir ve genellikle âşığın hâlini anlatır; burada rakiplerle birlikte kullanılması mısraı zorlaştırır. Aktarımda, sevgilinin rakiplere teklifsizce açıldığı, âşığa ise kapalı kaldığı yönündeki karşıtlık esas alınmıştır; başka bir okuma da mümkündür. Müderris olamayıp imamlığa çekilen şairin hikâyesi Ümîdî Receb Efendi (Merzifonlu) sayfasındadır.
Kaynakça
- Kâfzâde Fâizî, Zübdetü'l-eş'âr, Hüsameddin aktarımıyla: Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 290–291 (e-kitap s. 353). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page353.html
Çevrimiçi kaynaklar


