Özgün Metin
Vezin: Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün
Dilâ tecdîd-i matem ḳıl bugün mah-ı Muḥarremdir
Melâik ins ile cinnî bugün hep ehl-i mâtemdir
Velâyet şâhınıň yâ hû şehîd olduġu bu demdir
‘Adüvv-i ekberim ancaḳ benim bir iki âdemdir
Birisi Şimr-i Zülcevşen birisi İbn-i Mülcemdir
Bulara dâ’imâ la‘net dimek mü’mîne elzemdir
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, matemini yenile; bugün Muharrem ayıdır. Melekler, insanlar ve cinler bugün hep yas içindedir. Velayet şahının, yâ Hû, şehit olduğu an bu andır. Benim en büyük düşmanım ancak bir iki kişidir: biri Şimr-i Zilcevşen, biri İbn-i Mülcem'dir. Bunlara daima lanet etmek mümine gerekli bir borçtur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir, altı mısralık bentlerden kurulan bir müseddestir; Hakverdioğlu onu "gazel-i müseddes" diye adlandırır. Elimizde yalnız ilk bent vardır, çünkü makale cönkteki şiirlerin ilk nazım birimini verir. Bent hezec bahrinin "mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün" kalıbıyla yazılmıştır; vezin tespiti bizimdir. Altı mısranın altısı da "-dir" ekiyle biten ve "Muharrem / mâtem / dem / âdem / Mülcem / elzem" kelimelerindeki "-em" sesiyle kafiyelenen bir düzen kurar. Bu tek kafiyeli düzen, matem meclislerinde okunan mersiyelerin akılda kalan ve topluca tekrarlanabilen yapısına uygundur.
Anlam ve Söz Sanatları
Bent bir Muharrem mersiyesinin bütün unsurlarını kısa bir alanda toplar. İlk mısra gönle seslenir ve matemin her yıl Muharrem'de "tecdîd", yani yenilenmesini ister; Kerbelâ yası bir kez yaşanıp biten bir acı değil, her yıl yeniden tutulan bir anmadır. İkinci mısrada yas evrensel bir boyut kazanır: yalnız insanlar değil, melekler ve cinler de matem ehlidir. Üçüncü mısradaki "velâyet şâhı", tasavvuf ve Alevî-Bektaşî dilinde çoğunlukla Hz. Ali'nin sıfatıdır; Muharrem bağlamında ise Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in şehitliği anılır. Son iki mısrada iki ayrı katilin adının yan yana gelmesi bu çift anlamı destekler: Şimr, Kerbelâ'da Hüseyin'in başını kesen kişi olarak bilinir; İbn-i Mülcem ise Hz. Ali'yi Kûfe'de şehit eden kişidir. Ehl-i Beyt'in düşmanlarına lanet okumak, Ehl-i Beyt sevgisini esas alan çevrelerde dinî bir yükümlülük gibi görülür; şair de bunu "mü'mine elzem" diye ifade eder. Mısra arasındaki "yâ Hû" seslenişi, tekke zikrinin diline ait bir nidadır ve bendi okunan, ezgiyle söylenen bir metne yaklaştırır.
Tarihî Bağlam
Bent, Metin Hakverdioğlu'nun 2019'da tanıttığı Merzifon Cönkü'nün 58. sayfasındadır. Hakverdioğlu şiiri makalesinde iki kez verir (s. 554 ve 556); ikinci metinde yalnız "Şimr-i zü'l-cevşen" yazımı farklıdır. Şiirin başına Arslan ve Doğan'ın Kerbelâ Mersiyeleri antolojisinin 772. sayfası kaynak olarak konmuştur; şiirin tam metni orada ve cönkün kendisindedir, ancak antolojiye ulaşılamadığı için burada verilememiştir. Şairin kimliği bilinmemektedir. Zahmî ve aynı mahlaslı şairler için Zahmî sayfasına bakılabilir.
Kaynakça
- Metin Hakverdioğlu, "Merzifon Cönkü", idil, 8(57), 2019, s. 554, 556 (Cönk, s. 58). https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1552911669.pdf
- Mehmet Arslan, Mehtap Doğan, Kerbelâ Mersiyeleri, Ankara: Grafiker Yayınları, 2009, s. 772 (Hakverdioğlu 2019 aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar

