Özgün Metin
Hazînim durmayıp ağlar dü-çeşmim
Boğup âhım gelûmu makta' etdi
Bu kalbin nâlesi ağlatdı halkı
Figânî göklere yükseldi gitdi
Günümüz Türkçesiyle
1. Hüzünlüyüm, iki gözüm durmadan ağlıyor; âhım boğazımı tıkayıp kesti (âh çekmekten boğazım düğümlendi, sesim kesildi).
2. Bu kalbin iniltisi halkı ağlattı; feryadı göklere yükselip gitti. (Mısra aynı zamanda "Figânî göklere yükselip gitti" diye okunur.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir dört mısralık bir kıtadır, yani iki beyitten oluşan ve yalnız ikinci ile dördüncü mısraları kafiyeli kısa bir nazım parçasıdır. Kafiyeyi "etdi" ve "gitdi" sözleri kurar. Kaynak vezni göstermez; mısralar "mefâ'îlün mefâ'îlün fe'ûlün" kalıbına uyar, bu okuma bizimdir. Kıtanın başı ya da sonu eksik değildir; Hüsameddin onu tam bir parça olarak verir.
Anlam ve Söz Sanatları
Kıta baştan sona bir yas dilidir: ağlayan gözler, boğazı tıkayan âh, halkı ağlatan inilti. İlk mısradaki "dü-çeşm", iki göz demektir ve şairin mahlası olan Çeşmî kelimesini de hatırlatır; şair kendi adını ağlayan gözlerin içine yerleştirmiş olabilir. İkinci mısradaki "gelû" Farsça boğaz, "makta'" ise kesilen yer, kesik anlamına gelir. Aynı kelime divan şiirinde bir gazelin son beyti için de kullanılır. Âhın boğazı "makta'" etmesi, hem sesin kesilmesini hem de sözün sona ermesini düşündürür; bu ikinci anlam bizim yorumumuzdur.
Asıl sanat son mısradadır. "Figân" feryat, inilti demektir. "Figânî göklere yükseldi gitdi" sözü bir yandan kalbin feryadının göğe çıktığını söyler, bir yandan da Figânî mahlaslı şairin göğe yükselip gittiğini. Bu, bir kelimenin yakın ve uzak iki anlamını birlikte kullanan tevriye sanatıdır ve kıtanın kime söylendiğini de bu söz ele verir. Boğaz, boğulma ve kesilme imgelerinin darağacında ölen bir şair için seçilmiş olması da dikkat çekicidir.
Tarihî Bağlam
Hüsameddin kıtayı Şehzade Ahmed'in Amasya yıllarını anlatırken, Figânî İshak Çelebi'nin ölümünün hemen ardından verir. Torumtay soyundan gelen ve şehzade Murad Bey'in musahibi olan Figânî, sarayda nüfuzu artan İranlı zümreyi taşlayan, hicve yakın bir destan söylemişti. Halk arasında okunan bu destan İranlıları kızdırdı. Onlar da Figânî'nin şehzade Murad'a karşı kötü niyet beslediğini uydurup Sultan Ahmed'i buna inandırdılar ve Figânî 912 yılının Şevval ayında (Şubat-Mart 1507) soruşturma yapılmadan asıldı. Hüsameddin, Amasya'da eline geçen bir şairler tezkiresinde bulduğu bu kıtanın "her hâlde Figânî hakkında" olduğunu söyler. Kıtanın Figânî'nin ölümüne yazıldığı bu yüzden kesin olmayıp Hüsameddin'in tahminidir; ama son mısradaki ad oyunu bu tahmini güçlendirir. Hüsameddin ayrıca Figânî'ye akrabalık bağı olan Amasya kadısı Muslihzâde Abdurrahman Efendi'nin bu olaydan ve halkın acı sözlerinden hastalanıp öldüğünü yazar. Kıtadaki "halkı ağlattı" sözü, idamın şehirde bıraktığı bu etkiyle örtüşür. Çeşmî'nin hayatı için Çeşmî Mehmed Çelebi yazısına, Figânî için Figânî İshak Çelebi yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 253-254 (e-kitap s. 488), Amasya: Amasya Belediyesi, 2022. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page488.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 222-223 (e-kitap s. 547), "Çeşmî Mehmed Çelebi". https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page547.html
Çevrimiçi kaynaklar


