Özgün Metin

Ben itüñ gibi ḳapuñda yürürem ḫᵛâr u ẕelîl
Âsitânuñda ne bilsün beni âdem ṣanur il
Sen güneş yüzlü ile da‘vâ-yı ḥüsn eylemege
Mülzem oldı ne ḳadar şem‘ getürdiyse delîl

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin kapında it gibi hor ve hakir dolaşıyorum; eşiğinde halk beni ne bilsin, insan sanır.

2. Güneş yüzlü seninle güzellik davasına kalkışan mum, ne kadar delil getirdiyse susturuldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

İlk beyit, divan şiirinin en eski kalıplarından birini, sevgilinin kapısındaki köpek imgesini alır ve ona küçük bir kıvrım ekler. Âşık kendini kapıda yatan bir it kadar hor görür; fakat eşikte onu görenler bu itin aslında bir âşık olduğunu bilmez ve onu insan sanır. Alçalmanın derecesi, insan görünüşünün bile bir yanılgı sayılmasıyla anlatılmış olur. Mısraın sonundaki "il" kelimesi halk, el âlem demektir ve "ẕelîl" ile kafiyelenir; mısraların ikisi de bu sesle kapandığına göre elimizdeki, bir gazelin ilk beytidir.

İkinci beyit bir dava sahnesidir. Mum, güzellikte sevgiliyle yarışmaya kalkmış, kendi parlaklığını delil olarak ortaya koymuş, ama karşısındaki güneş yüzlü olunca "mülzem", yani susturulmuş, davayı kaybetmiştir. "Delîl" kelimesi hem kanıt hem yol gösteren, kılavuz demektir; mumun ışığı yolu aydınlatan bir kılavuz olduğu için bu ikinci anlam beyte kendiliğinden girer. Güneşin karşısında mumun ışığının görünmemesi, hükmün gerekçesidir.

Sehî bu iki beyti Emîrî'nin "gazeliyyâtından" seçtiğini söyler, ama tam gazeli vermez. Beyitlerin aynı gazele ait olduğu kafiyeden anlaşılır: ẕelîl, il, delîl. Sehî'nin bazı nüshalarında ilk mısradaki "yürürem" kelimesi "gezerem" biçimindedir. Âşık Çelebi, Latîfî ve Kınalızâde bu beyitlere yer vermez. Şairin kim olduğunu Emîrî (Seyyid Mahmûd) yazısı anlatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar