Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Ta ezeli kainatın binası
Hak Muhammet Ali nuru Feyzullah
Yerin göğün semavatın ziyası
Hak Muhammet Ali nuru Feyzullah
Vasi-yi resulün sahip zamanın
Göklerin şemisin mahı tabanın
Şemail-i mahşer sahip zamanın
Hak Muhammet Ali nuru Feyzullah
Nuru sulpten sulbe nur oldu geldi
Evlad-ı mürselden pir oldu geldi
Cümle enbiyaya sır oldu geldi
Hak Muhammet Ali nuru Feyzullah
Yed’ iklim çar köşe emri fermanın
Cennet-i alada huri gılmanın
Yar-ı garı Kamber ile Selman’ın
Hak Muhammet Ali nuru Feyzullah
ESRARİ niyazım vardır Feyzi’ye
On iki İmama on dört kuzuya
Kutb-ül aktab oğlu Sultan Feyzi’ye
Hak Muhammet Ali nuru Feyzullah

Günümüz Türkçesiyle

1. Ezelden beri kâinatın binası, yerin, göğün ve gök katlarının aydınlığı Hak, Muhammed ve Ali'nin nurudur; o nur Feyzullah'tadır.

2. Sen Peygamber'in vasisi, zamanın sahibisin; göklerin güneşi, parlayan ayısın. Mahşer gününün yüzü, zamanın sahibi sensin; Hak, Muhammed ve Ali'nin nuru Feyzullah'tır.

3. Nur, babadan oğula geçerek gelmiş; peygamber soyundan bir pir olarak gelmiş, bütün peygamberlere bir sır olarak gelmiştir. Hak, Muhammed ve Ali'nin nuru Feyzullah'tır.

4. Yedi iklim ve dünyanın dört köşesi senin buyruğuna bakar; yüce cennetin hurileri ve hizmetçileri de öyle. Kamber ile Selman'ın can dostu sensin (dize "mağara dostu" anlamındaki yâr-ı gâr deyimiyle kurulmuştur). Hak, Muhammed ve Ali'nin nuru Feyzullah'tır.

5. Ben Esrarî'nin Feyzi'ye, On İki İmam'a ve On Dört Masum'a niyazı vardır; kutuplar kutbunun oğlu Sultan Feyzi'ye yalvarırım. Hak, Muhammed ve Ali'nin nuru Feyzullah'tır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

"Hak Muhammet Ali nuru Feyzullah" nakaratı övülen kişinin adını taşır: ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizede yer alır, sonraki dörtlüklerde dördüncü dizede yinelenir. Bu dörtlüklerde ilk üç dize birbirine uyaklanır ("zamanın, tabanın", "geldi" redifli "oldu geldi" dizeleri, "fermanın, gılmanın, Selman'ın", "Feyzi'ye, kuzuya, Feyzi'ye"). Beş dörtlüklük bir koşmadır ve dizeler on bir hecelidir; kaynak ölçüyü belirtmez, hece sayımı bizimdir. Şair son dörtlükte adını "ESRARİ" diye yazar. Metin, Ali Cem Akbulut'un 2010 tarihli Gazilerovacığı âşıkları derlemesinden aktarılmıştır; derlemeye göre Esrarî'nin deyişleri yöredeki cönklerde kayıtlıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, Hacı Bektaş Velî Dergâhı'nın postnişini Feyzullah Çelebi'ye (1811-1878) yazılmış bir övgüdür. Alevî-Bektaşî şiirinde sık görülen nur inancı şiirin omurgasıdır: kâinat yaratılmadan önce var olan ilahî nur Hak, Muhammed ve Ali üçlüsünde görünür, babadan oğula, yani "sulbden sulbe" geçerek peygamber soyundan gelen pirlere ulaşır. Esrarî bu zincirin son halkasını kendi zamanının çelebisinde görür. Nakarattaki "Feyzullah" sözü hem çelebinin adıdır hem de "Allah'ın feyzi" anlamını taşır; şair bu ikiliği bilerek kullanmış olmalıdır.

İkinci dörtlükte Ali'ye ait sıfatlar, "Resul'ün vasisi" ve "zamanın sahibi", övülen kişiye yöneltilir; güneş ve ay benzetmeleri onun nurunu somutlaştırır. Dördüncü dörtlükte Hz. Ali'nin yakınları Kamber ve Selman anılır. "Yâr-ı gâr" deyimi aslında Hicret'teki mağara arkadaşlığını hatırlatır; burada genel olarak "en yakın dost" anlamında kullanıldığı anlaşılıyor, bu okuma bizimdir. Son dörtlükte On İki İmam ile "on dört kuzu", yani On Dört Masum anılır ve "kutbü'l-aktab", ermişlerin en yücesi sıfatı çelebinin soyuna verilir.

Tarihî Bağlam

Feyzullah Çelebi'nin 1878'de öldüğü bilindiğine göre deyiş büyük olasılıkla bu tarihten önce söylenmiştir. Akbulut'un aktardığına göre Esrarî hem Feyzullah Çelebi'nin hem oğlu Cemalettin Çelebi'nin (1862-1921) âşıklarındandır. Kaynakta deyişin söylendiği yer ve vesile belirtilmez.

Kaynakça

  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010; metin: "Esrari", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 1. https://www.deyisler-nefesler.com/esrari/

Çevrimiçi kaynaklar