Özgün Metin
Vezin: Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün (vezin tespiti bizimdir)
Aceb ol şûh-ı mümtâzım visâle kâil olmaz mı
Sürer ol geşti-i nâzım kenâre mâil olmaz mı
Sana bir arz-ı hâl etsem şehâ lütfun hayâl etsem
Temennâyî visâl etsem adüvvler hâil olmaz mı
Geçer mi mübtelâsından o mihr ü âşinâsından
Dönüp ahde vefâsından sözüyle âmil olmaz mı
Heman olduysa senden dûr degil mi sevdigim ma'zûr
Meger bu Hıfzi-i mehcûr merâma nâil olmaz mı
Günümüz Türkçesiyle
1. Acaba o seçkin, şuh sevgilim kavuşmaya razı olmaz mı; o nazlı, naz gemisini sürüp bir kıyıya yanaşmaz mı? (Metinde "geşti" yazılıdır; "keştî", yani gemi diye okunmuştur. Farsça "geşt", gezinti anlamıyla okunursa mısra "naz gezintisini süren o sevgili bir kıyıya yönelmez mi" diye anlaşılır.)
2. Ey şahım, sana bir hâlimi arz etsem, lütfunu hayal etsem, kavuşmayı dilesem, düşmanlar (rakipler) araya girmez mi?
3. O, kendisine tutkun olandan, o sevgiden ve tanışıklıktan vazgeçer mi; ahdine vefaya dönüp sözünü yerine getirmez mi? (İkinci mısra, "ahdine vefadan dönüp" diye de okunabilir; o zaman soru, sevgilinin sözünden dönmesine sitem eder.)
4. Sevdiğim, senden uzak düştüyse mazur sayılmaz mı? Yoksa bu hicrana uğramış Hıfzî muradına ermez mi?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazelin sekiz mısraının her biri "olmaz mı" sorusuyla biter; şiir baştan sona bir soru dizisidir. Redifin bir soru kalıbı olması, âşığın hiçbir şeyi söyleyemediği, her dileğini bir ihtimal olarak sunduğu bir ses yaratır. "Kâil, mâil, hâil, âmil, nâil" kelimeleri "-il" sesinde kafiyelenir. Hüsameddin metni beyitlere ayırmadan sekiz satır hâlinde verir; burada beyit düzeni gösterilmiştir.
Mısraların içi de kafiyelidir. İkinci beyitte "arz-ı hâl etsem, lütfun hayâl etsem, visâl etsem", üçüncüde "mübtelâsından, âşinâsından, vefâsından", dördüncüde "dûr, ma'zûr, mehcûr" sözleri mısraları eşit parçalara böler; matlada bile "mümtâzım" ile "nâzım" birbirine seslenir. Böyle iç kafiyeli gazellere musammat gazel denir ve hezec bahrinin dört "mefâîlün"lük kalıbı, her yarım mısraı ayrı bir ölçü birimi yaptığı için bu oyuna elverişlidir.
Anlam ve Söz Sanatları
Sevgili ilk beyitte "şûh-ı mümtâz", yani seçkin ve cilveli bir güzel, ikinci beyitte ise "şehâ" hitabıyla bir şahtır. Âşık ile sevgili arasında bir saray ilişkisi kurulur: âşık şaha "arz-ı hâl" sunan, yani dilekçe veren biridir ve onunla arasına "adüvvler", düşmanlar girer. Ömrünü mahkemelerde kadılıkla geçirmiş bir şairin sevgiliye arzuhal sunan bir dilekçe sahibi gibi seslenmesi, mesleğiyle şiiri arasında bir yakınlık kurar; bu bağlantıyı kaynak kurmaz, metinden çıkan bir okumadır. Mahlas, makta beytinde "Hıfzî-i mehcûr" biçimini alır: hicrana uğramış, terk edilmiş Hıfzî. Gazelin bütün soruları bu son soruya bağlanır.
Tarihî Bağlam
Gazelin bugüne ulaşması bir tesadüfe bağlıdır. Hüsameddin onu Amasyalı müderris Abdî Efendi'nin şairler tezkiresinde görmüş, bir varağa kopyalayıp Hıfzî'nin hal tercümesini yazdığı sayfaya koymuş ve kendi deyişiyle gazel bu sayede "yangından kurtuldu". Abdî Efendi'nin tezkiresi kayıptır; bu tezkireden kalanlar Abdî Efendi: Amasya Şairlerinin Kayıp Tezkiresi ve Şiirleri yazısındadır. Gazelin ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Hıfzî'nin kadılıkları ve torunlarından gelen aile Hıfzî Abdurrahman Efendi yazısında anlatılıyor.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 174-175 (e-kitap s. 60-61), "Hıfzı Abdurrahman Efendi-Nâibzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page60.html
Çevrimiçi kaynaklar

