Amasyalıdır. Yukarıda tercemesi yazılan eş-Şeyh Abdülkâdir Çelebizâde Abdülcebbâr Çelebi mahdûmudur. Amasya’da Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın Şeyhülislâmı olan Mevlânâ Celâleddîn Abdurrahman Çelebi halka-i tedrîsinde ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve müderris-i be-nâm oldu.

Amasya’da Şâdgeldi Paşa’nın Dârülilmine müderris olup Çelebi Sultân Mehmed’e hizmet-i ta’lîmde bulunarak ibrâz-ı fazl-ı ehliyet etdi. 816’da müşârün-ileyhin müstakillen pâdişâh olduğu esnâda Filibe ve Çirmen kadısı olduğu Umur Bey vakfiyesinden anlaşıldı.

İlm ü fazîleti, iffet ve istikâmeti sâyesinde Rumeli eyâletinde büyük bir şöhret kazandığından 819’da Edirne’yi zabt ve istîlâ eden Şehzâde Sultân Mustafa’nın nüfûz ve kuvvetine karşı tarîk-i mudârâyı ihtiyâr ve 821’de Çelebi Sultân Mehmed’in galebesine hizmet edib Edirne kadısı olduğu vakfiyelerdeki imzâsından anlaşıldı.

824’de İkinci Sultân Murad Hân’ın Amasya’dan gelip taht-ı Osmanî’ye cülûsunda mevkiini muhafaza etdi. 829 vak’asında kazasker olup İvaz Paşa vak’asında [558] mütekâid edildi. 834’de tekâüd edilen Şemseddîn Mehmed Fenârî yerine Şeyhülislam ve Müfti’l-enâm oldu. Fetvâlarında “Abdülkerîm bin Abdülcebbâr el-Kâdirî” imzâsını kordu. ¹⁶⁸

İkinci Sultân Murad Hân’ın saltanatı zamanında büyük bir nüfûz ve ikbâle erdi. 847’de Sultân Murad’ın ikinci cülûsunda âmil olup 851 hudûdunda pek müsin olduğu halde vefât etdi. Gâyet fakîh, fâzıl, müttakî, müdebbir bir zât idi.

Mahdûmu Mecdeddîn Abdülmecid Çelebi de fuzalâdan idi. Bunun mahdûmu Muhyiddîn Mehmed Çelebi olup bunlara “Küpelioğulları” denirdi. Mecdeddîn Abdülmecid Çelebi’nin dâmâdları Amasyalı Kemal Paşazâde Süleyman Bey’le Hızır Beyzâde Hâce Sinan Paşa’dır.