Amasyalıdır. Mevlânâ Şemseddîn Müeyyed Çelebizâde Alâeddîn Ali Çelebi mahdûmu ve kazasker Abdurrahman ve Şeyh Abdürrahîm Efendiler’in birâderidir. Fuzalâdan sabıkü’t-terceme Mevlânâ Abdülkerîm Amâsî’den ikmâl-i tahsîl ve hutût-ı mütenevviayı hattât-ı meşhûr Şeyh Hamdullah Efendi’den ahz ederek müderris-i be-nâm oldu.
Ba’dehû mükerreren Amasya kadısı olup tedrîsden ferâgat etmedi. 927’de Amasya kadısı olduğu halde vefât etdi. Âlim, fâzıl, ulûm-i Arabiyye [560] ve edebiyât-ı Fârisiyye’de mâhir, tevârih ve muhâzarâta vâkıf, edîb, şâir, hattât-ı meşhûr idi.
Mecdî Mehmed Efendi “Terceme-i Şakâyık”da diyor ki: “İlm-i tevârih ve ahbârda ve hikâyât-ı kudemâ-i ahyârda ıttılâ-ı tâmmı olup bir mertebe istihzâr-ı tâmmı var idi ki nevâdir-i ahvâl-i mütekaddimîn ona nisbet ma’kûlât-ı evvel mesâbesinde idi.”
“Merhûm Abdülkerîm’in dahi oğlu Mevlâna Abdülhay gibi hüsn-i hatta yed-i beyzâsı var idi. El-hak ikisinin dahî pâdişâh Ahmed ve Şâh Mahmûd nâm be-nâm hattâtlar bende-i mekâtibi mesâbesinde olup halhalı anların tavk-ı ubûdiyetine boyun vermişdi. Her birisi hüsn-i hattı sarmaşık gibi başa çıkarıp kemâle irgörmüşdü.”
Pâdişâh Ahmed ve Mahmûd Şâh Çelebilerin hâl tercemeleri yazıldı. Bunlarda asrında meşâhîr-i hattâtînden olup hattât kaynağı olan Amasyalılardır.