Amasya’da Câmii ve Dârülhadîs’i olan Beylerbeyi Abdullah Paşa’nın mahdûmudur. Sultân Bâyezîd Hân-ı Sânî devrinde hazîne-i mâlîye aklâmından birine girip hatt-ı siyâkatda mahâreti ve mâlîye işlerindeki iktidârı, ilim ve fazîleti sâyesinde [561] 910’da üçüncü defterdâr oldu.

918’de ikinci defterdâr olup Yavuz Sultân Selim Hân’ın i’timâdını kazandı. 920’de Pirî Paşa’nın vezâretinde baş defterdâr oldu. 922’de Halep ve havâlîsi feth edildikde Arabistan ve Halep muharrir ve defterdârı olup büyük iktidâr gösterdi.

924’de Mehmed Paşa’nın vefâtında nişâncı olarak Divân-ı Hümâyûn’a girdi. Burada iki yıl kadar ahkâm-ı divâniyyeyi güzel idâre etdi. Ancak 926 senesi şevvâlinde cülûs eden Sultân Süleyman’ın gözdesi olan Amasyalı Mehmed Paşa 927 muharreminde vezâretle Nişâncı oldukda tekâüd edildi.

Tekâüdü esnâsında Sultân Fatih Mehmed Hân’ın evkâf-ı cesîmesi tevliyetiyle çerağ edilip 930 senesi evâilinde vefât etdi. Fâzıl, müdebbir, umûr-ı mâlîye ve divâniyyede mâhir idi. 911’de pederinin evkâfını tanzîm etdiği gibi kendisi de 927’de emlâkını vakf ederek ba’zı cevâmî-i şerîfe mesâlihine vazîfeler verdi. “Defâtir-i vakfiye”de “Vakf-ı şerîf Abdülkerîm tevkîi der-İstanbul” diye kaydı görüldü. [562]