Amasyalıdır. A’yândan Bekir Beyzâde Abdî Bey bin el-Hâc Osmân Bey bin Vezîr Ömer Paşa bin Mîrlivâ [56] Ebûbekir Bey’in mahdûmudur. Büyük atası Ebûbekir Bey’in ve bunun babası Dervîş Bey’in ve atalarının tercemeleri yazıldı. Amasya hükümdârı meşhûr Şâdgeldi Paşa’nın ahfâdından oldukları yukarıda bildirildi.
Pederi küçük yaşında vefât ettiğinden büyük babası Hacı Osmân Bey’in vesâyetinde büyüdü. Büyük babası, amcası Ebûbekir Paşa ve bunun mahdûmu Teşrîfâtçı Âkif Mehmed Bey birbirini müte’âkib vefât ettiklerinden Hacı Osmân Bey’in dârü’l-hadîs evkâfına mütevellî ve emlâk-ı cesîmesine mutasarrıf oldu.
1185’de Sivas vilâyeti mübâya’acısı olarak Sivas’a gidip Canikli Hacı Alî Paşa’nın Sivas vâliliğinde mütesellimi ve ba’dehû 1190’da avdet edib baş-a’yân ve Amasya mütesellimi oldu. Ancak Canikliler’in mezâlimi ve te’addiyâtına karşı duramadığından istî’fâ etdi.
1193’de Caniklilerle Çapanoğulları’nın harbinde Çapanoğulları’na mu’în olduğundan Canikliler’in adâvetini kazandı. 1194’de sânîyen baş-a’yân ve Amasya mütesellimi olup 1195 şa’bânında Amasya sancâğı Caniklizâde Mikdâd Ahmed Paşa’ya mâlikâne olarak tevcîh edildiğinden İstanbul’a gitdi. [57]
Orada rikâb-ı hümâyûn defterdârı Amasyalı İsmâîl Efendi’nin sevk ü ta’rîfi üzerine Dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı rütbesiyle taltîf edilerek avdet ve Mikdâd Ahmed Paşa da ri’âyet edib yine baş-a’yân ve Amasya mütesellimi oldu.
1198’de Canikli Hacı Alî Paşa’nın vefâtında oğullarının tazyîkâtından kurtulmak için Erzurum vilâyeti mübâya’acısı olarak 1200 târîhlerinde Amasya’dan çıktı. Birkaç yıl sonra avdet ve Amasya sancâğının Mikdâd Ahmed Paşa idâresinde istihlâsına çalıştı ve muvaffak oldu.
Bundan sonra Amasya sancâğı Hazînedâroğulları’yla Çapanoğulları’nın arasında medâr-ı cidâl olduğundan kendi emlâk ve evkâfının idâresiyle meşgûl olarak siyâsetten çekildi. Aralıkda baş-a’yân olarak Amasya’nın hayrına çalıştı.
1216’da Amasyalı Dervîş Ya’kûb Ağazâde İsmâîl Zühdü Paşa vezâretle Konya vâlîsi oldukda kethüdâsı olup Konya ve ba’dehû Diyarbekir’de tarafından mütesellim ve vâlî kâ’im-makâmı oldu. 1217 senesi cumâdelûlâsında müşârun ileyhin Sivas’a naklinde Sivas mütesellimi olduysa da çok geçmeden paşanın irtihâli üzerine avdet etdi. [58]
1219 senesi muharreminde Amasya sancâğı, Çapanoğlu Süleyman Bey’e ilzâm edildiğinden sâbık mutasarrıf Caniklizâde Tayyâr Mahmûd Paşa’nın mütesellimi Mikdâd Paşazâde Hasan Bey’in zâlimâne idâresine hitâm vermek husûsunda Süleyman Bey’e mu’în olmuştu.
Hayfâ ki Tayyâr Mahmûd Paşa’nın göndermiş olduğu büyük bir kuvvetle cebren ve fermân-ı pâdişâhîye mugâyir Amasya sancâğını işgâl ettiği esnâda bunu Amasya’dan kaldırıp Samsun’a göndermiş ve orada bir rivâyette boğdurmuş, bir rivayette mahbeste ecel-i mev’ûdıyla vefât etmişdir.
Emîr-i müşârun ileyh gâyet asîl, servet ü sâmânı mükemmel, vezîrâne yaşar, pek misâfir-perver, konağı açık, kerîm, âlî-cenâb, yüksek bir Türk idi. Debdebe ü dârâtı değme vezîrde bulunmazdı. Ancak Köprübaşı’nda Alaca Hamam’a kadar devam eden cesîm konağı, yaldızlı odaları, mükellef havuzları dillerde destân idi. Kapısında yüzlerce adamlar geçinirdi. Mahdûmları Şâhid Mehmed, Necîb Ahmed Beyler’dir.