Amasya’da Müftüzâde tekkesi şeyhi ve Enderûn Câmii vâ’izi iken 1078’de vefât eden Tâceddînzâde eş-Şeyh Hüseyin Efendi bin Mustafa Efendi bin Tâceddîn Efendi’nin mahdûmu kudâttan Mustafa Efendi’nin oğludur.
1061’de doğdu. Pederinin Rûmeli kasabâtından Balçık kasabasında imâm olduğu esnâda büyüdü ve ba’dehû vâlidesi Sultân Mehmed Hân-ı Râbi’ zamânında şehzâdelerine ebelik ederek sarâya alındığı münâsebetle beraber İstanbul’a gelip Minkârîzâde Abdullah Efendi’nin halka-i tedrîsinde okudu ve bunun pederi olan Şeyhülislâm Yahyâ Efendi’den [26] mülâzim ve 1081’de müderris oldu.
Ba’dehû medreseleri devre başlayıp kırktan ma’zûl iken 1085 ramazânında kadı, 1087 şevvâlinde bir derece terfi’ edilip 1089 saferinde Mesih Paşa ve şevvâlinde Zekeriyâ Efendi, 1091 muharreminde Nişâncı Paşa-yı Cedîd medreselerine müderris ve çok geçmeden Evkâf-ı harameyn müfettişi oldu.
1092 cumâdelûlâsında Sahn-ı semânîye, 1093 rebîülâhirinde Bayram Paşa, 1094 şa’bânında Sarây-ı Galata, 1096 rebîülevvelinde Süleymaniye medreselerine müderris olup şevvâlinde Haleb mollası oldu. 1098 saferinde ma’zûl ve rebîülevvelinde Mısır mollası olup 1101 recebinde müddet-i örfiyyesi hitâma erdi.
1103 saferinde Edirne mollası olup zilka’desinde azledildi. 1104 saferinde İznik ve Ayazmend kazâlarına terfî edilip 1106 muharremi gurresinde sene-i âtiye muharremi gurresinden i’tibâren ve tevkîten Mekke-i Mu’azzama Hükûmetiyle taltîf ve terfî’ edilmişti.
Azimete hazırlanırken yeni cûlus eden ikinci Sultân Mustafa Hân’ın fermânıyla 1106 recebinde İstanbul pâyesine nâ’il olarak Edirne’ye dâ’vet edildi. Oraya [27] vüsûlünde Anadolu Kazaskeri olup 1108 cumâdelûlâsında Gelibolu Güzelhisar ve Kirmastı arpalıklarıyla mütekâ’id ve şa’bânında bâ-hatt-ı hümâyûn Rûmeli Kazaskeri oldu.
1109 senesi şa’bânında müddet-i örfiyyesinin hitâmıyla mün’azil ve Üsküdar kazâsı arpalığıyla sâniyen mütekâid olmuşdu. Ancak Şeyhülislam Erzurumlu es-Seyyid Feyzullâh Efendi’’nin istirkâbına binâ’en 1112 şa’bânında arpalığı Mar’aş’a tahvîl edildi. Kabûl etmediğinden Şeyhülislâmın nüfûz ve ısrârıyla Kıbrıs’a gönderildi. Tuzla kazâsı da arpalık olarak verildi.
1115 senesi muharreminde menfa’ası Bursa Yenişehiri’ne tahvîl edilip Birgi kazâsı arpalık verildi. 1115 senesi rebîülevvelinde hasmı olan es-Seyyid Feyzullâh Efendi’nin azl ü katlinden sonra afv ü ıtlâk edilerek İstanbul’a geldi. Gelibolu ve Konya kazâları arpalık verildi.
1117 senesi saferinde ikinci def’a Rûmeli kazaskeri olup 1118 senesi cumâdelûlâsında azliyle Edremit, Gemlik, Sandıklı ve Gümülcine kazâları arpalık verildi. 1119 senesi zilka’desinde Sadreddînzâde Sâdık Mehmed Efendi’nin acz ü fütûruna binâ’en meşîhattan azliyle Sadr-ı a’zam Çatalcalı Alî Paşa’nın sâhib-i tercemeye hulûs u [28] teveccüh olduğundan Şeyhülislâm oldu.
1122 rebîülâhirinde Alî Paşa’nın sadâretten azli ve Sultân Ahmed-i Sâlîs’in gözdesi olan Paşmakcızâde es-Seyyid Alî Efendi’nin menfa’asından avdeti üzerine Pazarköylü Dâmâd Alî Paşa’nın ameliyle infisâl ve müşârun ileyh es-Seyyid Alî Efendi makâm-ı meşîhata tesâ’üd etdi.
1124 senesi muharreminde halefi olan es-Seyyid Alî Efendi’nin vefâtına binâ’en ikinci def’a Şeyhülislâm oldu. Ancak rikâb-ı hümâyûn kâ’im-makâmı olan Dâmâd Alî Paşa’nın müşârun ileyhe adâveti olduğundan 1125 senesi saferinde İsveç kıralının ahz ü habsi mes’elesinden dolayı Sultân Ahmed-i Sâlis’i iknâ ederek ednâ bir bahâne ile azledildi.
1126 senesi rebîülâhirinde Dâmâd Alî Paşa sadr-ı a’zam olduğunda Şeyhülislâm bulunan Eyyûbîzâde Atâullâh Efendi’yi de cumâdelâhirinde azlettirip Rûmeli Hisârındaki yalısında ikâmete me’mûr etmişdi. Bunun selefi olan sâhib-i terceme de İstinye yalısında ikâmet etmişdi.
Bunlar güyâ sadr-i müşârun ileyhin istibdâdından ve muğâyir-i rızâ-yı âlî harekâtından meclislerine gelip gidenlere bahs [29] ü şikâyet ettiklerini istihbâr eden Alî Paşa bunu devlet-i Aliyyeye ve vükelâsına dahl ü teşni’ ettikleri şeklinde Sultân Ahmed-i Sâlîs’e arz ü iş’âr ettiğine binâ’en sâhib-i terceme Trabzon’a ve Atâullâh Efendi de Sinop’a 1126 zilka’desinin on dördüncü günü nefy ü iclâ edildi.
Karadeniz’de giderken Gönen limânı kurbinde râkib oldukları gemi deryânın müdhîş dalgalarına dayanamayıp parçalandığından her ikisi de garkolup gitdi. Dâmâd Alî Paşa da iki hasmından intikâm almış oldu.
Şeyhî Mehmed Efendi “Zeyl-i Zeyl-i Şakâyık”da diyor ki: “Molla-yı müşârun ileyh Esbağallâhû ni’amehû aleyh mehâsin-i ahlâk ile meşhûr ve nâm-ı girâmîsi hayr ile mezkûr, hisse-mend-i mantûk ü mefhûm, mültefet-i kibâr-ı me’âlî-rüsûm, âlî-himmet ü zî-şân, kâm-bahş ü kâmrânî, nik-nefs ü sâfi-fü’âd-ı mu’anven ve pâk-i’tikâd idi. Vâlideleri merhûm cennet-mekân Sultân Mehmed Hân-ı Râbi’ devletinden sarây-ı hümâyûnda kâbilelik hizmetiyle müşerref olmağın Ebezâde Efendi demekle meşhûr olmuşlardı”.
Âsâr-ı hayriyyesinden pederinin zamân-ı tahsîlinde ikâmet ettiği Soğukkuyu Pîrî Paşa Medresesi’ni ta’mîr ve ba’zı mesârif ve vezâ’if ta’yîn etmişdir. Mahdûmları [30] Mehmed Refî’, Musliheddîn Mustafa, Sa’dullâh Efendiler ve dâmâdları da Ak Mahmûd Efendizâde es-Seyyid Mehmed Zeynelâbidîn Efendi ile Abdurrahmân Efendi’dir. Birâderi de mevâlîden Hüseyin Efendi’dir. Amcası olan Abdullah Efendi de yukarıda yazıldı.