Amasya'da yaptırıp mülklerini vakfettiği zaviye, şehirde "Müftüzâde" ya da "Müftüoğlu Tekkesi" diye anıldı; Ahmed Efendi öldüğünde oraya gömüldü, yapı ise 1099'daki büyük yangında yanıp yeri unutuldu. Amasya müftüsü Tâceddîn Efendi'nin oğlu olan Müftüzâde Ahmed Efendi, Amasya'da yetişmiş, şehrin medreselerinde müderrislik ettikten sonra Amasya, Şebinkarahisar, Sivas ve Erzurum'da kadılık yapmış, emekliliğini Amasya'da geçirip 1035 (1626) yılında ölmüştür. Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "âlim, şâir, edîb, derviş meşreb, muhibb-i sûfiyye", yani şair, edip, derviş yaradılışlı ve sûfîleri seven biri olarak anar. Tekke ve hamisi Hoca Ömer Efendi hakkındaki notlar, maddenin günümüz diline çevrilmiş metniyle Ahmed Efendi-Müftüzâde sayfasında bulunur.
Kaynaktaki Madde
Amasya Müftüsü iken 1009'da vefât eden Tâceddîn Efendi'nin mahdûmudur. Amasya ulemâsından tahsîl-i ulûm edib ders-i âm oldu. Ba'dehû Amasya medreselerine müderris, sonra kadı olup terfî'en Amasya, Karahisâr-ı Şarkî, Sivas gibi bilâda kadı ve bu esnada İstanbul müderrisiliği rü'ûsünü alıp silsile-i ulemâya dâhil oldu.
Hâce-i sultânî Amasyalı Ömer Efendi'nin sâye-i ikbâlinde Erzurûm kadısı olup 1031 senesi evâhirinde ma'zûlen Amasya'ya geldi. Sene-i mezbûre zilhiccesinde Mehmed Paşa Medresesiyle mütekâ'id olup 1035 senesi zilka'desinde vefât etdi. Zâviyesinde medfûndur.
Âlim, şâir, edîb, derviş meşreb, muhibb-i sûfiyye idi. Amasya'da bir zâviye yaptırıp emlâkini bu hayrâtına vakfetdi. Bu zâviye "Müftüzâde Tekkesi" demekle meşhûr oldu.
Günümüz Türkçesiyle: Amasya müftüsü iken 1009'da (1600-01) ölen Tâceddîn Efendi'nin oğludur. Amasya âlimlerinden ilim öğrenerek ders-i âm oldu. Sonra Amasya medreselerinde müderris, ardından kadı oldu; yükselerek Amasya, Karahisâr-ı Şarkî, Sivas gibi şehirlerde kadılık yaptı ve bu sırada İstanbul müderrisliği rütbesini alıp ilmiye silsilesine girdi. Padişah hocası Amasyalı Ömer Efendi'nin himayesiyle Erzurum kadısı oldu ve 1031 yılının sonlarında azledilmiş olarak Amasya'ya geldi. Aynı yılın Zilhicce ayında Mehmed Paşa Medresesi müderrisliğiyle emekli oldu ve 1035 yılının Zilkade ayında öldü. Kendi zaviyesine gömülüdür. Âlim, şair, edip, derviş yaradılışlı ve sûfîleri seven biriydi. Amasya'da bir zaviye yaptırıp mülklerini bu hayrına vakfetti. Bu zaviye "Müftüzâde Tekkesi" adıyla tanındı.
Hayatı
Ahmed Efendi okumak için Amasya'dan ayrılmamış görünür; maddede İstanbul'a gidip bir büyük âlimin mülâzımı olduğuna dair bir kayıt yoktur. Amasya medreselerinde müderris olduktan sonra kadılığa geçmiş, önce kendi şehrinde, sonra Şebinkarahisar ve Sivas'ta kadılık yapmış, bu yıllarda İstanbul müderrisliği payesini alarak ilmiye rütbe zincirine girmiştir. Kariyerindeki en yüksek basamak Erzurum kadılığıdır ve Hüsameddin bunu doğrudan padişah hocası Amasyalı Ömer Efendi'nin himayesine bağlar. 1031'in sonlarında (1622) bu görevden azledilip Amasya'ya dönmüştür. Aynı yılın Zilhicce ayında (Ekim 1622), şehirdeki Mehmed Paşa Medresesi'nin müderrisliği emeklilik maaşı olarak kendisine verilmiş, Zilkade 1035'te (Temmuz-Ağustos 1626) ölmüştür.
Müftülüğü Üzerine Kayıtlar
Altıncı ciltteki madde Ahmed Efendi'nin müftülüğünden söz etmez. Kitabın başka iki yeri ise onu müftü olarak anar. Üçüncü ciltte, Celâlî yıllarının olaylarını anlatan bölümde, 1014 Rebîülâhirinde Amasya müftüsü Emîr Ali Efendi ölünce yerine atanan Trabzonlu Şücâeddîn Efendi'nin yolda eşkıyanın saldırısına uğradığı ve bir ay sonra öldüğü, onun yerine de Cemâziyelâhir 1014'te (Ekim-Kasım 1605) "Müftü Tâceddîn Efendizâde Ahmed Efendi"nin Amasya müftüsü olduğu yazılıdır. Birinci cildin tekkeler bölümü de Müftüoğlu Tekkesi'nin kurucusunu "Amasya müftülerinden Tâceddîn Efendizâde Ahmed Efendi" diye tanıtır. Bu iki kayıt, Ahmed Efendi'nin kadılıklar arasında bir süre kendi şehrinin müftülüğünü yaptığını gösterir; maddede sayılan görevlerle hangi sırayla birleştiği belirsizdir.
Babasıyla ilgili kayıt da tam oturmaz. Madde, Tâceddîn Efendi'nin 1009'da müftüyken öldüğünü söyler. Üçüncü cildin anlattığı müftüler sırasında ise 996'dan 1004 Ramazanına kadar görev yapan Amasyalı Tâceddîn Efendi ile ondan kısa süre sonra gelip 1006 Zilhiccesinde istifa eden Karamânî Hâce Tâceddîn Efendi vardır; 1009 yılında makam Köse Ahmed Efendi'den Emîr Ali Efendi'ye geçer ve bu sırada bir Tâceddîn adı görünmez. Ahmed Efendi'nin babasının bu iki Tâceddîn'den hangisi olduğu kitaptan çıkarılamıyor.
Müftüzâde Tekkesi
Birinci ciltteki kayda göre zaviye 1012'de (1603-04) yapılmıştır. Hüsameddin tekkenin Halvetîlere ait olduğunu söyler, ilk şeyhi olarak da Aziz Mahmud Hüdâyî'nin halifelerinden Şeyh Ali Efendi'yi, ondan sonra sırasıyla Şeyh Mustafa, Şeyh Ramazan ve Şeyh Yakub efendileri sayar. Hüdâyî'nin bir halifesinin tekkeye şeyh olması, kurucusunun "derviş meşreb, muhibb-i sûfiyye" diye anılmasıyla uyumludur. Yapı 1099'daki büyük yangında yanmış ve yeri unutulmuştur; Hüsameddin onun nerede olduğuna dair bilgi bulunmadığını yazar. Ahmed Efendi'nin mezarı da zaviyeyle birlikte kaybolmuş olmalıdır.
Şiiri
Ahmed Efendi'nin şiirlerinden bugün bir iz bulunamamıştır; Hüsameddin de maddesine örnek bir beyit ya da eser adı koymamıştır.
Kronoloji
1012 (1603-04): Müftüzâde Tekkesi yapılır.
Cemâziyelâhir 1014 (Ekim-Kasım 1605): Üçüncü cilde göre Amasya müftüsü olur.
1031 sonları (1622): Erzurum kadılığından azledilip Amasya'ya döner.
Zilkade 1035 (Temmuz-Ağustos 1626): Ölür, zaviyesine gömülür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 489-490 (e-kitap s. 156), "Ahmed Efendi-Müftüzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page156.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 246 (e-kitap s. 156), tekkeler, "Müftüoğlu Tekkesi". https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page156.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 331, 341-350 ve 365 (e-kitap s. 516, 519-523, 528), 996-1014 yıllarında Amasya müftüleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page528.html
Çevrimiçi kaynaklar
