Amasya civârında kâ’in Zana köyünden olup 1093’de vefât eden Velî Ağa bin Ca’fer’in oğludur. “Kara Ca’feroğlu” demekle ma’rûf olup pederinin intikâlinde Amasya’ya gelip ikâmet ederek sipâhî oldu.

Bir müddet Amasya a’yânından Mumcuzâde Seyyid Ahmed Paşa’nın [122]ağalığında hâdim-i nüfûzu ve paşalığında mu’în-i ikbâli olarak iştihâr etdi. Bu esnâda Zana’nın a’yân-ı züamâsından Mirza Bey’in kerîmesini alıp 1097’de kethüdâyeri oldu.

Kendisinin halefi olan Kâdızâde Küçük Mehmed Ağa’nın İstanbul’da nüfûz u şöhretinden istifâde etmek üzere tarafdârı olduysa da 1099 senesi muharreminde mûmâileyhin i’dâmında kaçıp Amasya’ya geldi. Seyyid Ahmed Paşa’nın dâ’iresine girdi.

1103’de mûmâileyhin i’dâmı üzerine bir müddet Amasya’da ikâmet etdi. Amcazâdesi ulemâdan Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi’ye dâmâd olup 1109’da Rûmeli harbine gitdi. Avdette İstanbul’da kalıp dârü’s-sa’âde ağası Nezîr Ağa’ya intisâb etdi. Bu sâyede Foça voyvodası olup İzmir’e gitdi.

1116’da ma’zûlen İstanbula gelip mîrâhûr Antalyalı Osmân Ağa’ya intisâb ederek kethüdâsı oldu. 1123 zilka’desinde bu ağası da i’dâm edildiğinden 1124’de İstanbul kâ’im-makâmı Amasyalı el-Hâc Ahmed Paşa’nın himmetiyle sânîyen [123]Foça’nın voyvodası olup gitdi.

Orada beş yıl kadar kazâ kâ’im-makâmı olduğu hâlde 1129 senesi evâhirinde vefât etdi. İbtidâki zevcesinden oğulları Mirza Alî Paşa ile Zülfikâr Ağa’dır. İkinci zevcesinden mahdûmu sadr-ı esbak es-Seyyid el-Hâc Ahmed Paşa ve dâmâdı da Telhisîzâde Ahmed Ağa’dır.