Amasya'da "Ebuloğulları" diye anılan ailenin adı, Dâverî İsmail Çelebi'nin babası Ebu'l-Kâsım Abdullah Efendi'den gelir; Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, İsmail Çelebi için de halkın "Ebû'l-Kâsımoğlu" ve kısaca "Ebû'loğlu" dediğini yazar. Kadılar ve müderrisler yetiştiren bu ailede İsmail Çelebi kalem yolunu seçmiş, Sultan Bayezid vakıflarının kâtibi olmuş, iyi bir hattat ve şair olarak tanınmış ve 1000 (1591-92) dolaylarında ölmüştür. Amasya Tarihi'ndeki maddesi kısadır; ailesine dair öteki maddeler onun çevresini biraz daha görünür kılar, şiirinden ise bir örnek kalmamıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Amasyalıdır. Kudâtdan Hâtib Kâsımzâde Ebû'l-Kâsım Abdullah Efendi bin Ahmed Efendi bin Hatîb Kâsım Efendi'nin mahdûmu ve kibâr-ı ulemâdan Kâsım Efendi'nin birâderidir. Buna Ebû'l-Kâsımoğlu ve tahfifen Ebû'l-oğlu da denir. Tahsîl-i ilm ü kitâbet edib Sultân Bâyezîd evkâfı kâtibi olduğu halde 1000 hudûdunda vefât etdi. Ehl-i dânîş bir hattât ve şâir idi.

Bugünkü dille: Amasyalıdır. Kadılardan Hatîb Kâsımzâde Ebu'l-Kâsım Abdullah Efendi bin Ahmed Efendi bin Hatîb Kâsım Efendi'nin oğlu ve büyük âlimlerden Kâsım Efendi'nin kardeşidir. Ona Ebu'l-Kâsımoğlu, kısaltılarak Ebu'loğlu da denir. İlim ve kâtiplik öğrenip Sultan Bayezid vakıflarının kâtibi iken 1000 (1591-92) dolaylarında öldü. Bilgili bir hattat ve şairdi.

Hatîb Kâsımzâdeler

Hüsameddin, Amasya'nın eski ailelerini sayarken Halifet Gâzi soyundan çıkan üç kolu ayrı ayrı anar: Kutlu Paşazâdeler, Hatîb Kâsımzâdeler ve Ebu'l-Kâsımzâdeler. Hatîb Kâsımzâdelerin bir kısmı İstanbul'a gitmiş, Ebu'l-Kâsımzâde kolu ise Amasya'da kalmış ve "Ebul Oğulları" diye tanınmıştır. Dâverî İsmail Çelebi bu son kolun ilk kuşağındandır. Soy zincirinin başındaki Hatîb Kâsım Efendi'nin oğlu Ahmed Efendi 894'te (1489) ölmüş, Ahmed Efendi'nin kardeşi Muhyiddîn Mehmed Efendi ise II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'in Amasya'daki hocası, sonra Amasya müftüsü olarak ailenin en tanınmış âlimi olmuştur.

İsmail Çelebi'nin babası Ebu'l-Kâsım Abdullah Efendi, amcası Muhyiddîn Mehmed Efendi'den okumuş, Amasya'da ders vermiş, atası Halifet Gâzi'nin vakfına mütevelli ve medresesine müderris olmuş, sonra Tokat'ta Kameriyye Medresesi müderrisliğinden Sivas ve Trabzon kadılıklarına geçmişti. 973 (1565-66) dolaylarında, emekli olarak Halifet Gâzi Medresesi'nde ders verirken öldü. Hüsameddin onu "ihtişâmı sever" bir zat diye niteler ve oğullarını Kâsım, İsmâil ve İbrâhim Efendiler diye sayar: "Bunlara ve evlâtlarına Ebuloğulları denmişdir." Dâverî'nin maddesinde "Kâdızâde" diye anılması da babasının kadılığından gelir.

Sultan Bayezid Vakıflarının Kâtibi

Ağabeyi Kâsım Efendi babası gibi ilmiye yolunu izleyip "kibâr-ı ulemâ" arasına girerken İsmail Çelebi kâtipliği seçti. Sultan Bayezid Külliyesi'nin vakıflarında kâtiplik, külliyenin cami, medrese, imaret ve öteki hizmetlerinin gelir gider defterlerini tutmak demekti; iyi yazı bu işin başlıca şartıydı. Hüsameddin'in onu "hattât" diye anması bu görevle uyumludur.

Hüsameddin'in başka bir maddesi, aynı soy zincirine sahip bir İsmâil Efendi'den daha söz eder: "Sultân Bâyezîd Câmii hatîbi İsmâil Efendi bin Ebu'l-Kâsım Abdullah Efendi bin Ahmed Efendi bin Hatîb Kâsım Efendi." Bu İsmâil Efendi'nin oğlu Ebu'l-Kâsım Mehmed Efendi, "Ebuloğlu" diye tanınmış, Şeyhülharem Sinan Efendi ile Bahşîzâde Yahyâ Efendi'den okumuş, 1034'te (1624-25) Halifet Gâzi müderrisi olmuş ve 1038'den (1628-29) sonra ölmüştür. Ebu'l-Kâsım Abdullah Efendi'nin İsmâil adlı tek bir oğlu bilindiğine göre, bu hatip ile vakıf kâtibi Dâverî büyük ihtimalle aynı kişidir; Sultan Bayezid Camii'nin hatipliği ile külliyenin vakıf kâtipliğini birlikte ya da ardı ardına yürütmüş olabilir. Hüsameddin iki maddeyi birbirine bağlamaz; bu eşleştirme soy zincirinin aynılığına dayanır. Eşleştirme doğruysa Dâverî'nin soyu, oğlu Mehmed Efendi ile torunu sipahi el-Hâc İbrâhim Ağa üzerinden Halifet Gâzi vakfının mütevelliliğinde sürmüştür.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Şiirinden geriye yalnız mahlası kalmıştır, o da maddenin başlığında durur: Farsça "dâver" hâkim, hükümdar demektir ve "dâverî" hükümdarlık, hâkimlik anlamına gelir. Bir kadının oğlunun bu mahlası seçmesi, "Kâdızâde" lakabıyla hoş bir uyum kurar; ancak mahlasın bu düşünceyle seçildiği kaynakta söylenmez. Hüsameddin'in "ehl-i dânîş bir hattât ve şâir" nitelemesinin ardından bir beyit gelmez; divanı ya da bir mecmuada kalmış şiiri de bilinmiyor. Maddenin çeviriyazısı ve açıklamalı sözlüğü Dâverî İsmail Çelebi-Kâdızâde başlığındadır; babasının ve olası oğlunun kayıtları da Ebu'l-Kâsım Abdullah Efendi-Hatîb Kâsımzâde ile Ebu'l-Kâsım Mehmed Efendi-Ebuloğlu başlıklarında okunabilir.

Kronoloji

894 (1489): Dedesi Ahmed Efendi bin Hatîb Kâsım ölür.

973 (1565-66): Babası Ebu'l-Kâsım Abdullah Efendi, Halifet Gâzi müderrisi iken ölür.

1000 (1591-92) dolayları: Dâverî İsmail Çelebi, Sultan Bayezid vakıflarının kâtibi iken ölür.

1034-1038 (1624-1629): Olası oğlu Ebu'l-Kâsım Mehmed Efendi Halifet Gâzi müderrisi ve vakıf mütevellisidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar