Merzifonludur. Kazâ-yı Merzifon dâhilinde Müşerref Karyesi’nden Mehmed bin Seydi mahdûmu olduğu 1009’da yazdığı “Tâcü-ş-Şerî’a” kitâbının sonunda koyduğu imzâsından [415] anlaşıldı. İmzası şudur. “Ketebehü’l-fakîr Halîl bin Mehmed bin Seydî el-Merzifonî min karyeti Müşerref bi’l-medineti’l-Kustantîniyye”.
İstanbul ulemâsından tahsîl-i ulûm ederek bir müddet Ayasofya Câmiinde ders-i âm oldu. Ba’dehû kürsî meşâyihi silkine girib Sinan Paşa Câmii vâizi olduğu esnâda tasavvufa meyl edib Kadirî-hâne şeyhi İsmail Rumî Efendi’ye intisâb ederek tekmîl-i sülûk etdi.
1053’de şeyh-i müşârün-ileyhin vefâtıyla Tophâne’de kâin mezkûr Kâdirî-hâne şeyhi oldu. On bir yıl kadar mezkûr tekkede zikr ü ibâdet, vaaz ü irşâda mülâzemet ederek 1064’de dâr-ı naîme irtihâl etdi.
Âlim, müttakî, sâlih seyyid-i sahîhü’n-neseb idi. Buna şerîf-i evvel dendi. Büyük mahdûmu Seyyid Mehmed Efendi 1080’de vefât etdi. Küçük mahdûmu da Saray hocası Mehmed Efendi olup sonra kudâtdan olarak 1099’da vefât etdi. Köprülü Mehmed Paşa’nın sadâretine çalışanlardan biri de budur.[416]