Amasyalıdır. Ulemâdan el-Hâc Mehmed Efendi bin Ali Ağa bin Kırmacı Mehmed Ağa’nın mahdûmudur. Amasya fuzalâsından mütevellîzâde el-Hâc Ahmed ve İkincizâde el-Hâc Abdullah Sânî Efendilerden ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve Dârülhadîs-i Osmân Çelebi müderrisi oldu.

Ba’dehû İstanbul’a gidip bi’l-imtihân 1115’de İstanbul müderrisi olarak mevâlîye niyâbetle iştihâr etdi. 1123’de [105] Anadolu kudâtından görüldü. 1133 senesi cumâdelûlâ gurresinde Amasya kâdısı ve 1135’de meclis-i a’yân âzası ve 1136’da Sivas kâdısı oldu.

1138’de İran harbi iâne meclisi reisi olup imdâd-ı seferiyye takdîminde hidemât-ı meşkûresi görüldü. Rütbe-i ilmiyyesi de Sahn’a kadar geldiğinden 1141’de Tebriz mollası olup gitdi. 1143’de avdet edib vazîfe-i tekâüd verildi. 1151 senesi evâilinde vefât etdi.

Âlim, fakîh, usûl ve fürû’a vâkıf, zî-servet olup a’yân-ı ulemâdan idi. Mahdûmları el-Hâc Abdullah, Mehmed Emin, Ahmed Efendilerdir. Kırmacızâde sülâlesi bu zâtın himmetiyle iştihâr edib zamanımıza kadar şöhreti devam etdi.