Amasyalıdır. Anadolu Kazaskeri ve Muhaşşî-i Tefsîr-i Beydâvî Amasyalı Sinaneddîn Yûsuf Efendi bin eş-Şeyh Hüsameddîn Hüseyin Efendi bin İlyas bin Hasan mahdûmudur. Amasya’da doğdu.⁴ Pederinin İstanbul’a azimetinden sonra bir müddet ceddînin yanında kaldı.

Ba’dehû İstanbul’a gidip pederinden ve ba’zı fuzalâdan ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve pederinden mülâzım ve 955’de Kalenderhâne müderrisi ve pederinin sadâretinde tezkîreci oldu.

958’de pederinin sadâretden azlinde mün’azil ve 961’de Amasya kâdısı oldu. 964’de Edirne’de Üç Şerefeli müderrisi olup beş yıl kadar orada tedrîs-i ulûm etdi. 969 senesi rebîülâhirinde Sahn müderrisi olarak İstanbul’a gelip 973 senesi cumâdelâhiresinde Diyârbekir kâdısı oldu. 983 senesi saferinde ma’zûlen İstanbul’a gelip seksen akçe ile tekâüd edildi.

Tedrîcen vazîfe-i tekâüdü yüz yirmi akçe olup 992 [29] senesi saferinde vefât etdi. Âlîm, afîf, sâlih, hattât olup hatt-ı ta’likde mâhir idi. Sarı Gürz Mescidi sahasında pederinin yanında medfûndur. Mahdûmları Şeyhî Mehmed, Ahmed Efendilerle Kazasker Mustafa Efendi ve beylerbeyi Mahmûd Paşa’dır. Nev’îzâde Atayî Efendi “Zeyl-i Şakayık”da sâhib-i tercemenin bu tercemesi zeylinde diyor ki: “Merhûm-ı mezbûr salah ve iffetle meşhûr hüsn-i hattı olmağın kütüb-i celîle tahrîr idib her birin eser-i dil-pezîr etmişdir.” Molla-yı mû’mâ-ileyh beyne’l-ulemâ “Kara Hüseyin Efendi” demekle ma’rûf olup yetmiş beş yaşına varmışdı.