Hocazâde Ahmed Efendi, Amasya'da "Küçük Hâce" diye tanınan Kadızâde Mehmed İlmî Efendi'nin büyük oğludur. Müderrislikten kadılığa geçmiş, birkaç kez Amasya naibi olmuş ve 1058'de (1648-49) hayata veda etmiştir. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, ondan "meşâhîr-i ulemâdan edîb, şâir" diye söz eder ve şiirlerinde "Rahmî" mahlasını kullandığının "sonradan anlaşıldığını" ekler. Rahmî imzalı bir şiiri bilinmiyor. Ahmed Efendi-Hocazâde sayfası, Hüsameddin'in kısa maddesini eski kelimelerin açıklamasıyla verir.

Hüsameddin'in Kaydı

Ahmed Efendi-Hocazâde Amasya fuzalâsından "Küçük Hâce" demekle meşhûr Kadızâde Mehmed İlmî Efendi'nin büyük oğludur. Pederinden ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve müderris-i benâm olup Amasya medreselerini devrederek Kameriyye-i Tokat müderrisi oldu. Ba'dehû silk-i kazâya girip kasâbâta kadı ve mükerreren Amasya nâibi olup 1058'de vefât etdi. Meşâhîr-i ulemâdan edîb, şâir olup mahlâsı "Rahmî" olduğu sonradan anlaşıldı. Bunun mahdûmu hâcegân-ı divân-ı hümâyûndan Lütfullah Efendi'dir.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya bilginlerinden, "Küçük Hâce" diye tanınan Kadızâde Mehmed İlmî Efendi'nin büyük oğludur. Öğrenimini babasının yanında tamamlayıp ders-i âm, yani herkese açık ders okutma yetkisi olan, adı duyulmuş bir müderris oldu; Amasya medreselerinde sırayla yükselerek Tokat'taki Kameriyye Medresesi'nin müderrisi oldu. Sonra kadılık mesleğine geçip kasabalarda kadılık yaptı, birkaç kez Amasya naibi oldu ve 1058'de öldü. Ünlü âlimlerden, edip ve şairdi; mahlasının "Rahmî" olduğu sonradan anlaşıldı. Oğlu, Divan-ı Hümâyun hâcegânından, yani üst rütbeli kâtiplerinden Lütfullah Efendi'dir.

Hayatı

Doğum yılı bilinmez. Babası Mehmed İlmî Efendi'nin Amasya'da ders verdiğini Hüsameddin başka bir maddede de doğrular: Hattat Derviş Ali Efendi, yazıyı Abdülcelil Efendi'den, ilimleri "Kâdızâde Hoca Mehmed İlmî Efendi"den okuyarak iki taraftan da icazet almıştır. Ailenin "Hocazâde" adının babanın "Hâce" lakabından geldiği anlaşılır; Hüsameddin bunu açıkça yazmaz.

Meslek yolu, Amasya medreselerinden Tokat Kameriyye Medresesi'ne, oradan kasaba kadılıklarına ve Amasya naipliğine uzanır. Hüsameddin aynı basamakları, bir kuşak sonra yaşayan tezkireci Abdî Efendi için de neredeyse aynı sözlerle sayar. Ahmed Efendi'nin hangi kasabalarda kadılık yaptığı ve naipliklerinin tarihleri maddede yoktur.

Şiiri

"Sonradan anlaşıldı" sözü iki türlü anlaşılabilir: mahlas ya Hüsameddin'e maddeyi yazdıktan sonra bir başka kayıttan ulaşmıştır ya da Ahmed Efendi'nin şairliği çevresince geç fark edilmiştir. Hüsameddin bilgiyi nereden aldığını söylemez. Maddede tek beyit aktarılmamıştır ve Rahmî mahlaslı bir divan ya da manzume de anılmaz. Rahmî'nin kaleminden çıkmış bir dize de bugüne ulaşmamıştır.

Adaşı Rahmî Mehmed Efendi

Amasya Tarihi'nin onuncu cildinde Rahmî mahlaslı bir başka Amasyalı daha vardır: Hâcezâde Rahmî Mehmed Efendi. Yağmurköylü Hâce İsmâil Efendizâde Abdurrahman Efendi'nin oğlu olan bu kişi de mahkeme kâtipliğinden kasaba kadılıklarına geçmiş, 1091'de (1680-81) ölmüş, "şâir-i meşhûr" bir hattattır; oğlu el-Hâc Lütfullah Efendi'nin soyuna "Hacı Lutoğulları" denmiştir. Hüsameddin onun Abdî Efendi tezkiresinde yer aldığını, kendisinin güçlükle ele geçirdiği şiirlerinin yandığını yazar.

İki madde arasındaki benzerlik göze batar: ikisinin de aile adı Hâce/Hoca'ya çıkar, ikisi de Rahmî mahlasını kullanmış, kasaba kadılığı yapmış ve Lütfullah adında bir oğul bırakmıştır. Buna karşılık baba adları (Mehmed İlmî ile Abdurrahman), kendi adları (Ahmed ile Mehmed) ve ölüm tarihleri (1058 ile 1091) farklıdır. Hüsameddin onları iki ayrı kişi olarak kaydeder. Ahmed Efendi'nin mahlasının "sonradan" anlaşılmış olması akla bir karışıklık ihtimali getirse de, iki kaydı birleştirmeye yetecek bir kanıt yoktur.

Ailesi

Oğlu Lütfullah Efendi, Divan-ı Hümâyun hâcegânındandır; Hüsameddin onun hakkında başka bilgi vermez. Babası Kadızâde Mehmed İlmî Efendi'nin yayımlanmış ciltlerde kendi adına bir maddesi bulunamadı; "Mehmed" adlıların yer alacağı "mim" harfi bu ciltlerde yoktur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar