Hattat olarak yetişip şehzade Bayezid'in Amasya'daki divan kâtipleri arasına giren Şâmî Mustafa Çelebi, Bayezid tahta çıkınca onunla İstanbul'a gitmiş, maliye kaleminden sancak yöneticiliğine kadar yükselmiş bir XV. yüzyıl Amasyalısıdır. Şam'dan gelip Şamlar Mahallesi'ne yerleşen Şeyh Şemseddîn Ahmed Şâmî'nin, Amasyalıların "Alagöz Baba" dediği pirin torunudur. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaydında "hattât, edîb, şâir" sıfatlarıyla geçer ve 910 (1504-05) dolaylarında öldüğünü yazar. Yazısıyla tanınan bu Amasyalının şiirlerinden ise bir örnek kalmamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin torunu dedesinin hemen arkasına koymuştur: on birinci ciltte Alagöz Baba'ya ayrılan kısa maddeyi Şâmî Mustafa Çelebi-Şâmîzâde maddesi izler.
Amasyalıdır. Eş-Şeyh Şâmî Ahmed Halvetîzâde Halil Çelebi mahdûmudur. Amasya'da tahsîl-i ilim ve hat ederek hutût-ı mütenevviada mahâret ve edebiyyata intisâbıyla iştihâr ve Amasya vâlisi iken Sultân Bâyezîd-i Sânî divânı ketebesi zümresine iltihâk etdi. 886'da Sultân-ı müşârün-ileyhin cülûsunda İstanbul'a gidip mâliye kaleminde istihdâm edilerek Anadolu kethüdâsı ve buradan Sancak mutasarrıfı oldu. 910 hudûdunda vefât etdi. 891'de "Kâtib-i Hazine-i Âmire Mustafa Çelebi" diye görülen bu zât olacaktır. Hattât, edîb, şâir idi.
Günümüz Türkçesiyle madde şunu söyler: Amasyalıdır. Şeyh Şâmî Ahmed Halvetî'nin oğlu Halil Çelebi'nin oğludur. Amasya'da ilim ve hat öğrendi, çeşitli yazı türlerindeki ustalığıyla ve edebiyata yakınlığıyla tanındı; II. Bayezid Amasya valisiyken onun divan kâtipleri arasına katıldı. 886'da (1481) sultanın tahta çıkışıyla İstanbul'a gidip maliye kaleminde çalıştı, Anadolu kethüdası ve oradan da sancak yöneticisi oldu. 910 (1504-05) dolaylarında öldü. 891'de (1486) "Hazine-i Âmire Kâtibi Mustafa Çelebi" diye kayıtlarda görülen kişi bu olsa gerektir. Hattat, edip ve şairdi.
Hayatı
Mustafa Çelebi Amasya'da okudu ve adını hattatlıkla duyurdu; ne zaman doğduğu bilinmiyor. Hüsameddin onun "hutût-ı mütenevvia", yani çeşitli yazı türlerinde usta olduğunu söyler. Şehzade Bayezid 1454'ten 1481'e kadar Amasya sancakbeyi olarak şehirde oturuyordu; güzel yazısıyla tanınan genç bir Amasyalının şehzade divanının kâtipleri arasına alınması bu yıllarda gerçekleşmiş olmalıdır.
Bayezid 886'da (1481) tahta çıkınca Mustafa Çelebi de İstanbul'a gitti ve maliye kaleminde çalışmaya başladı. Hüsameddin onun daha sonra "Anadolu kethüdâsı" olduğunu yazar; bunun Anadolu beylerbeyinin kethüdalığı mı, yoksa maliyeye bağlı başka bir görev mi olduğu maddeden anlaşılmaz. Ardından bir sancağın yönetimine geçti; hangi sancak olduğu yazılı değildir.
Hüsameddin'in "olacaktır" diye çekinceyle kurduğu son cümle, onun bir belgede 891 (1486) yılında "Hazine-i Âmire kâtibi" olarak geçen Mustafa Çelebi'yi bu Amasyalı ile özdeşleştirdiğini gösterir. Tarih, maliye kalemindeki hizmetiyle uyuşur; ama özdeşlik yazarın kanaatidir ve adın yaygınlığı yüzünden kesin sayılamaz. Ölümü için de yalnız yaklaşık bir yıl verilir: 910 civarı, yani 1504-05.
Ailesi
Mustafa Çelebi'nin dedesi Alagöz Baba Şemseddîn Ahmed Şâmî, Şam'da yetişip Şamlılarla birlikte Amasya'ya göç etmiş, Şamlar Mahallesi'nde yaptırdığı zaviyede otuz yıl kadar şeyhlik yapmış bir pirdir. Hüsameddin'in biyografi maddesine göre 829'da (1425-26) ölmüş ve oğulları İbrâhim, Halîl ve Ali Çelebiler olmuştur; Mustafa Çelebi'nin babası Halil Çelebi bunlardan biridir. Aynı yazarın türbeler listesinde ise Alagöz Baba'nın 807'de (1404-05) Şamlar Mezarlığı kenarındaki eski türbeye gömüldüğü söylenir. İki tarih arasında yirmi iki yıl fark vardır ve hangisinin doğru olduğu kitaptan çıkarılamaz.
Hüsameddin, Şâmî Ahmed'e ayırdığı ikinci kısa maddede onun Şamlar Mahallesi'nde Şam'dan gelenlerin başında bulunduğunu, soyunun "Şâmîzâde" adıyla tanındığını ve bunlardan Tâceddîn İbrâhim, Kadı Necmeddîn Ömer Çelebi ile Mustafa Bey'in meşhur olduğunu yazar. Bu listedeki "Mustafa Bey"in Mustafa Çelebi mi, yoksa aşağıda anılan sancakbeyi mi olduğu belirtilmez.
Adaşlarından Ayrılması
"Şâmî" adı ve "Şâmîzâde" lakabı Amasya'da birden çok aileye ve kişiye bağlanır. Mustafa Çelebi'yi en çok karıştırılabileceği kişiden ayırmak gerekir: III. Murad devrinde, 993 (1585) yılında Amasya sancakbeyi olarak gelen Mustafa Bey de "Şâmî" diye tanınan bir şairdir. Hüsameddin'e göre II. Selim'in çaşnigirbaşılığından yetişen bu Mustafa Bey, Amasya şairlerinden Kelâmî, Turâbî ve Sükûtî Çelebileri meclisine alıp müşaaralar yaptırmış, ulemâyı toplayıp ilmî sohbetler düzenlemiştir. Aralarında yaklaşık seksen yıl bulunan iki Şâmî Mustafa ayrı kişilerdir. Kitapta ayrıca Nûreddîn Hamza-i Şâmî'nin soyundan gelen ve aynı lakabı taşıyan başka bir Şâmîzâde kolu da vardır.
Şiiri
Şâmî Mustafa Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in maddesi hattatlığını ayrıntılı anlatırken edebiyata yakınlığını ve şairliğini yalnız kaydetmekle yetinir, örnek beyit koymaz. İş mahlas yüzünden daha da karışır: aynı "Şâmî" imzasını XVI. yüzyılın sonunda Amasya sancakbeyi Mustafa Bey de kullanmıştır ve bu imzayı taşıyan bir şiirin iki adaştan hangisine ait olduğunu belirlemek ayrıca güçtür.
Kronoloji
807 (1404-05) ya da 829 (1425-26): Dedesi Alagöz Baba Şemseddîn Ahmed Şâmî ölür.
1454-1481: Şehzade Bayezid Amasya sancakbeyidir; Mustafa Çelebi onun divan kâtipleri arasına girer.
886 (1481): Bayezid'in tahta çıkışıyla İstanbul'a gider, maliye kalemine girer.
891 (1486): Hüsameddin'in kendisi olduğunu düşündüğü "Hazine-i Âmire kâtibi Mustafa Çelebi" kayıtlarda görülür.
910 (1504-05) dolayları: Ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 34-35 (Şâmî Ahmed Halvetî ve Şâmî Mustafa Çelebi-Şâmîzâde maddeleri; e-kitap s. 371). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page371.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 40 (Alagöz Baba-Şemseddîn Ahmed Şâmî maddesi; e-kitap s. 24). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page24.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 179 (Alagöz Baba Türbesi; e-kitap s. 135). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page135.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 329-331 (Mustafa Bey maddesi; e-kitap s. 515-516). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page515.html
Çevrimiçi kaynaklar
