Amasya’nın garbında kâin Geldiklan Nahiyesi züamâsından Hasan Bey’in oğludur. Kendisinin evlâd-ı Selçûkiyyeden olduğunu i’lân ederek akranı arasında “Şâh İsmail” diye iştihâr etmişdi. Pederinin Estergon seferinde [42] vefâtıyla mahlûlünden nâil-i zeâmet oldu.
Gâyet cesûr, gözünü budaktan esirgemez, delişmen bir zaîm olduğu münâsebetle muhârebelerde cesâret ve şecâatiyle iştihâr etdi. Gayr-ı Türklerin tahakkümlerinde ve terakkîlerinden bîzâr olduğu münâsebetle 1008’de bu yüzden Âl-i Osmân’a karşı isyân eden Karayazıcı Abdülhalîm ordusuna girdi.
Gittikçe azıtıp isyân ordusuna riyâset ve Saltanat-ı Selçûkiyye’yi ihyâ etmek azim ve hülyasına kapıldı. Bu uğurda hayli kan döktü. Bu ihtilâli teskîn için Abdülhalîm Bey’e Amasya sancâğı verildiği esnâda buna da terakkîler verilmişdi.
Sivas vâlisi Amasyalı Yularkısdızâde Ahmed Paşa bunu elde ederek gurur ve hülyasını okşamak sûretiyle Karayazıcı aleyhine mûsâllat edib kendisine mîrlivâlık vaad etmişdi.
Evlâd-ı Selçûkiyye’den Yardımoğlu Sefer Şâh da bu azim ve hülyada olduğundan aralarında gizli [43] münâferet vardı. Karayazıcı Sivas’a hücûm edib vâlî Ahmed Paşa’yı esir etmiş, Ahmed Paşa da mütâbaat-ı sûreti göstermişdi.
Ahmed Paşa Karayazıcı ordusunda fitneler îkâ ederek âsîleri birbirine düşürdüğünden Şâh İsmail, Karayazıcı’nın etvâr-ı mülükânesinden nefret eden ihtilâlcilerin başına geçti. Cesûrâne hareketle Karayazıcı’yı ve pek çok avanesini Ahmed Paşayla birlikte imhâ edib 1011 şevvâlinde Paşa’ya Van eyaleti ve kendisine Canik sancâğı verildi.
Ancak Sefer Şâh bunu çekemediğinden maktûl Karayazıcı Abdülhalîm’in birâderi Hasan Ağa’ya gamz ve siâyet etdi. Hasan Ağa kendisine uyan haşerâtıyla bunu ansızın basıp 1012’de ahz ve katl eyledi. Hayır ve şerre yarar cesûr, merd adam idi.