Amasyalıdır. Yeniçerilerden Çaloğlu Hasan Ağa’nın mahdûmudur. Soruklu el-Hâc Hâfız Ali Efendi’nin halka-i tedrîsinde tahsîl-i ulûm ederken 1219 vak’asında üstâdının Üsküdâr’a i’zâmı ve amcası Hüseyin Ağa’nın i’dâmı üzerine Mısır’a gitdi.

Orada Mehmed Ali Paşa’ya intisâb ederek tahsîlini [192] ikmâl edib on beş yıl sonra avdet etdi. Tedrîs-i ulûma başlayıp Mısır usûl-i tedrîsini tatbîk ederek Amasya’nın usûl-i tedrîsini ıslâha çalışdı. Sarâchâne Medresesi müderrisi oldu.

1241 senesi zilhiccesinde Amasya’da yeniçeriliğin ilgâsına tarafdâr olduğu hâlde birçok yeniçeri rü’esâsının i’dâmına muhâlif olduğundan hitâm-ı maslahata kadar hânesinde tevkîf edildi. Rü’esânın i’dâmından dolayı hâsıl olan feryâd ü figân esnâsında serbest oldu.

O zamânda bulunmuş olan ihtiyârlardan Molla Ali Ağa diyor ki: “Sâlim Efendi’nin re’yi kabûl edilseydi, ancak üç kişi i’dâm ve diğerleri nefy edilecekti. Bu üç kişi Talebe vak’ası’nda kateleden idi. O zamânın ricâli sonradan Sâlim Efendi’ye hak vermişlerdi.”

1248 târîhinden i’tibâren meclis-i a’yân ve ba’dehû meclis-i idâre ve de’âvâ a’zâsı olarak nüfûz u i’tibârı arttı. 1263’de katl-i Tabîb vak’asında Mîrlivâ Hüsrev Paşa üç tabur askerle gelip Amasya’da [193] idâre-i örfiyye i’lân etdiği esnâda talâkat-i lisânı ilm ü fazîleti Amasya’nın emânına yetişdi.

Şöyle ki: Hüsrev Paşa Amasya’yı vurmağa bâ-irâde-i seniyye me’mûr idi. Kendisi Mısır vâlîsi Mehmed Ali Paşa’nın bendegânından olduğu münâsebetle Mısır’da sâhib-i terceme ile mu’ârefesi ve hukûk-ı kadîmesi olduğu anlaşıldı. Bu mu’ârefe ve Sâlim Efendi’nin talâkat-ı lisânı Amasya’yı belâdan kurtardı.⁸²

Bunun üzerine Amasya’dan üç nefer rüfekâsıyla beraber İstanbul’a kaldırıldı. İstanbul’dan da Kal’a-i Sultâniyye’ye gönderilip orada ikâmete me’mûr edildi. Üç mâh sonra rüfekâsıyla beraber afv ü ıtlâk edildiği hâlde Kal’a-i Sultâniyye’de ihtiyâr-ı ikâmet edib 1267’de vefât etdi.

Âlim, fâzıl, natûk, şâir, kâtib, halûk, tevârih ü muhâzarâta âşinâ idi. Sol ayağında biraz a’rec olduğundan “Topal Sâlim Efendi” demekle meşhûr idi. Bu zâtı pek iyi tanıyan Hacı Abdulkâdir Efendi’yle Molla Ali [194] Ağa’dan aldığım ma’lûmâtın hülâsası budur.