Erzurumludur. Şirvân eyâletinde Şeki kazâsı dâhilinde Kutkaşın nâhiyesi halkından Abdulkerîm Efendi bin Hacı Mikâ’il mahdûmudur. Pederi Hacı Hamza Efendi’yle Şirvân’dan kalkıp Erzurum’da ikâmet etdikleri esnâda 1264’de doğdu.
Orada tahsîl-i ulûm edib Amasya’ya geldi. Bu esnâda Şirvânî Hacı İsmâ’îl Efendi’nin türbesi, câmii ikmâl edilmiş olduğundan bu câmi-i şerîfin imâmı olarak kendisine tahsîs edilen türbe civârındaki hânede ikâmet etdi. Bu münâsebetle [77] kendisine “Türbeli Hâfız” dendi.
1314’de Amasya mekteb-i idâdîsi Fârisî mu’alimi olup türbede kendi âleminde türbenin güzel sesli mü’ezzininin nagamât-ı latîfesiyle dem-güzâr oldu. Otuz yıl kadar bu âlem-i ferâgatte yaşayıp 1321 senesi saferinde vefât etdi.
Âlim, halîm, şâir, edîb, natûk, gâyet latîf, şekl ü şemâli güzel, mükerrem bir zât idi. “Hâfız Sebâteddîn Mehmed Efendi” denirdi. Dîvân-ı eş’ârını bastırmış ve bir nüshasını da fakîre hediyyeten vermişti. Hayfâ ki yandığından eş’ârı nakl edilemedi.
Mahdûmları Alî Hâver, Ahmed Tâhir Efendilerdir. Alî Hâver Efendi tıbbıyye-i askeriyyeden doktor yüzbaşı çıktı. Yanya hasta-hâne-i askeriyyesi doktoru olmuştu. 1334’de Yunanîlerin Yanya’yı işgâli esnâsında vefât etdi.