Merzifonludur. Terzi esnâfından birinin oğludur. İstanbul’da terzi ve ümmî olduğu hâlde tabî’at-ı edebiyyesi, selîka-i şi’riyyesi mükemmel olduğundan zamânı şu’arâsına meydân okurdu. Vezn ü kâfiyesi düzgün, lutf-ı ma’nâda gülgûn eş’âr söylerdi. Sultân Murâd-ı Sâlis’in evâ’il-i devr-i saltanatında vefât etdi.

Mevlânâ Latîfî Çelebi, “Tezkire”sinde diyor ki: “Siyâbî: Merzifon’dan hayyât tâ’ifesindendir. Bu münâsebetle “Siyâbî” tahallüs etmişdir. Ümmî vü âmmî, sâde-dil kimesne idi. Ama tabî’at-i şi’riyyesi bed ve kuvvet-i nazmiyyesi ged değildi. Bu matla’ onundur:

Elifler serv rengîn gül gibi sînemde dağım var
Muhabbet sebze-zârında yine bir tâze bağım var”

ve lehu

Ben o Dürzî güzelin eskiden âvâresiyem
Olmadım iki yaka ıssı o bî-çâresiyem [80]