Merzifonludur. Mustafa Ağa’nın mahdûmu olup İstanbul’a gitdi. Ba’zı hemşehrîlerinin yardımıyla Dârü’s-sa’âde ağası kâtibi kalemine girdi. Tedrîcen tefeyyüz ederek 1172’de mezkûr kalemde halîfe-i sânî iken Merzifon’da Çelebi Sultân evkâfı mütevellîsi olup tarafından kâ’im-makâm gönderdi. [383]
1175’de başhalîfe olup dârü’s-sa’âdeağası Dördüncü Beşîr Ağa’ya hulûl etdi. 1177 senesi şa’bânında Ağa kâtibi olan İzzet Mehmed Efendi’yi Sultân Bâyezîd evkâfı tevliyetiyle Amasya’ya i’zâm etdirip yerine dârü’s-sâde ağası kâtibi oldu.
1181’de Dîvân-ı hümâyûn hâcegânı zümresine iltihâk ederek nüfûz u i’tibârı artdı. 1182’de Beşîr Ağa’nın irtihâlinde Dârü’s-sa’âde Ağası olan Mercân Ağa’yı da teshîr ederek mu’âmelâtında serbest oldu.
1186 senesi cumâdelûlâsında Mercân Ağa’nın vefâtıyla Dârü’s-sa’âde ağası olan Cevher Ağa’yı da kendisine uydurdu. Ağa-yı müşârün-ileyhin nâmına sebb görülen ba’zı ahvâl u harekâtında sâ’ik olduğu zann edilerek 1187 senesi zilka’desinin evâhirinde Cevher Ağa azl ve Mısır’a nefy edilip bunun hakkında tahkîkâta başlandı.
Bu esnâda selefi ve hasmı olan İzzet Mehmed Efendi, şehremîni ve yirmi gün evvel cülûs eden Sultân Abdülhamîd-i Evvel’in gözdesi bulunuyordu. Bir ay zarfında hitâm bulan [384] tahkîkât aleyhinde netîce verdiğinden 1188 senesi muharreminde i’dâm ve emvâl ü emlâki müsâdere edildi. Kâtib, müdebbir, mümtezic ise de ricâl-i devlete karşı cesûr idi.