Amasyalıdır. Amasya müderrislerinden Hüsâmeddîn Hüseyin Tokatî Efendi’nin mahdûmudur. Amasya ve İstanbul’da tahsîl-i ilm ü edeb edib hattât-ı meşhûr Ebû’l-fazl A’rec Mehmed Efendi’den hutût-ı mütenevvi’ayı ahz ü temeşşuk etdi. [142]
İstanbul’da Sahn müderrisi Amasyalı Kara Sâlih Efendi’nin dârü’l-ifâdesinde iktisâb-ı ilm ü ma’rifet ederek edebiyât ile iştigâl etdi. Üstâdına mu’îd iken Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Mustafa’ya intisâb ederek Amasya’ya geldi.
Şehzâde-i müşârün-ileyhe eş’ârını beğendirip dîvânı ketebesinden oldu. Amasya üdebâsıyla musâhabât-ı edebiyye ve müşâ’are ederek imrâr-ı evkât etmekte iken 960’da şehzâdenin şehâdeti refâh u sa’âdetini bozdu. Ba’dehû menkûbâne Amasya’da vefât etdi.
Şâ’ir, fasîh, inşâda kâmil, edîb, âlim, hattât-ı meşhûr olduğunu Âşık Çelebi yazıyor. Latîfî Çelebi de “talebe kısmından, bu asr şu’arâsındandır. Hubb-ı hattı ve mergûb şi’ri vardır. Bu matla’ anındır.” diyor.
Bugün Hûrşîd-veş giymiş o mâh-ı sîm-ber üsküf
Tecellî-i cemâlinden yine pâr pâr yanar üsküf
velehu: [143]
Tîrin gözedir merhem-i râhat diyu ey yâr
Zahmım gibi âlemde nice ağzı kızıl var