Amasya sarayının has bahçesinde bostancılık yapan Hüseyin Ağa'nın oğlu Riyâzî Mehmed Çelebi, kalemi ve şiiriyle Şehzade Mustafa'nın divanına girdi, ona gazeller ve kasideler sunarak musahibi ve nedimi oldu. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre on beş yıl kadar şehzadenin gölgesinde rahat bir hayat sürdü ve 960 (1553) Şevvalinde, efendisinin ansızın öldürülmesinin yarattığı acıyla öldü. Riyâzî'yi anlatan tek kaynak Hüsameddin'in maddesidir; XVI. yüzyıl tezkirelerinde bu adı taşıyan şairlerin kimliği ise ayrıca tartışılması gereken bir sorundur.

Hayatı

Hüsameddin'in onuncu cildindeki Riyâzî Mehmed Çelebi-Bostancızâde maddesinin tam metni:

Amasyalıdır. Amasya sarâyının hadîka-i hâssasında bostancı olan Hüseyin Ağa'nın mahdûmudur. Ulemâ ve üdebâdan tahsîl-i ilm ü kitâbet edib Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Mustafa'ya intisâb etdi. Ba'dehû dîvânı ketebesinden olup gazeliyyât ü kasâ'id takdîm ederek musâhib ü nedîmi oldu. On beş yıl kadar şehzâde-i müşârün-ileyhin sâye-i ikbâlinde izz ü refâh içinde imrâr-ı hayât etdi. 960 senesi şevvâlinde müşârün-ileyhin şehâdet-i nâgehânîsinden müte'essiren vefât eyledi. Zarîf, turfe-gû, tevârih ü muhâzarâta vâkıf, şâir, kâtib idi.

Günümüz diliyle: Amasyalıdır. Amasya sarayının has bahçesinde bostancı olan Hüseyin Ağa'nın oğludur. Âlimlerden ve ediplerden ilim ve kâtiplik öğrenip Amasya valisi Şehzade Sultan Mustafa'ya bağlandı. Sonra onun divan kâtiplerinden oldu; gazeller ve kasideler sunarak musahibi ve nedimi oldu. On beş yıl kadar şehzadenin himayesinde itibar ve refah içinde yaşadı. 960 yılının Şevval ayında şehzadenin ansızın şehit edilmesinden duyduğu acıyla öldü. Zarif, nükteli söz söyleyen, tarihe ve sohbet edebiyatına vâkıf bir şair ve kâtipti.

Bostancılar saray bahçelerinin bakımını üstlenen hizmetlilerdi; Amasya'daki şehzade sarayının da kendine ait bir bahçe teşkilatı olduğu bu kayıttan anlaşılır. Bir bahçıvan ailesinden gelen gencin kâtipliğe, oradan da şehzadenin özel sohbet meclisine yükselmesi, sancak sarayının sunduğu imkânları gösterir. "Turfe-gû" nadir ve ince sözler söyleyen kişi demektir; "muhâzarât" ise sohbet sırasında yerinde aktarılacak hikâye, fıkra ve beyit bilgisidir. Hüsameddin'in sıfatları, Riyâzî'yi nedimlik için gereken bütün donanıma sahip biri olarak tarif eder.

Şehzade Mustafa'nın Divanında

Şehzade Mustafa 21 Safer 948'de (16 Haziran 1541) Manisa'dan Amasya'ya gönderilmiş, 27 Şevval 960'ta (6 Ekim 1553) Konya Ereğlisi yakınlarındaki ordugâhta babasının otağında boğdurulmuştu. Amasya'daki valilik böylece on iki yıl sürer. Hüsameddin'in "on beş yıl kadar" sözü bu süreyi aşar; ya Riyâzî'nin intisabı şehzadenin Manisa yıllarında başlamıştır ya da sayı yuvarlak verilmiştir. Madde onun "Amasya vâlîsi" Mustafa'ya bağlandığını söylediği için ikinci ihtimal daha akla yakındır.

Ölüm tarihi de iki türlü okunabilir. Cümle, Riyâzî'nin 960 Şevvalinde öldüğünü söylüyor gibi görünür; ama "960 senesi şevvâlinde" ifadesi şehzadenin öldürüldüğü tarihe de bağlanabilir. Şehzade ayın yirmi yedisinde öldürüldüğüne göre, haberin Amasya'ya ulaşması ile ay sonu arasında yalnızca birkaç gün kalır. Riyâzî büyük ihtimalle 960'ın son aylarında, yani 1553 sonbaharında ölmüştür.

Hüsameddin'in onuncu cildinde Riyâzî'nin maddesini Zârî Mehmed Çelebi'ninki izler ve iki madde birbirine çok benzer. Tokatîzâde Zârî de Şehzade Mustafa'ya intisap edip divan kâtibi olmuş, Amasya ediplerinin şiir meclislerine katılmış, 960'taki ölümle refahını yitirmiştir. Hüsameddin, Mustafa'nın Amasya'daki çevresini anlattığı üçüncü ciltte nişancısı Hamdî Çelebi'yi, defterdarı Lutfî Bey'i, kâtibi Fazlî Çelebi'yi ve musahiplerini sayar, ama orada Riyâzî'nin adı geçmez. Şehzade için yazılan mersiyeler arasında da Riyâzî imzalı bir şiir bilinmiyor.

Kaynakların Durumu

XVI. yüzyılın büyük şair tezkirelerinde Amasyalı bir Bostancızâde Riyâzî'ye ayrılmış bir madde bulunamadı. Latîfî, Kanuni devrinde mülâzımken ölen bir talebe şair olarak Üsküplü Riyâzî'yi anar. Kınalızâde'de iki Riyâzî vardır: biri İstanbullu Ali, öbürü Üsküp kasabasından Mehmed adında, Farsçasıyla ün yapmış ve tecnisli, ihamlı söyleyişe düşkün bir şairdir. Hiçbiri Amasya'ya ya da Şehzade Mustafa'ya bağlanmaz.

Öte yandan Âşık Çelebi ile Kınalızâde, Zârî'nin maddesinde onu "Riyâzî" adlı birinin dostu olarak anarlar. Kınalızâde'nin ifadesi şudur: "Gâyetde hôş-nüvîs ve Riyâzî ile dânişmendligi zemânında celîs ü enîsi idi." Buna göre dostluk Zârî'nin İstanbul'daki öğrencilik yıllarına aittir, yani şehzadenin hizmetine girmeden önceye. Âşık Çelebi de aynı yerde "Riyâzî merhûm"dan söz eder ve başka iki maddede bu adı açıkça Üsküplü olarak niteler: Üsküplü Niyâzî'nin "merhum Riyâzî" ile hemşehri olduğunu yazar, İstanbullu Fazlî'nin de "Üskübî Riyâzî-i merhûm"un yanında Farsça okuduğunu söyler. Zârî'nin dostu olan Riyâzî'nin bu Üsküplü şair olması bu yüzden kuvvetle muhtemeldir.

Hüsameddin'in Riyâzî'yi hangi kaynağa dayanarak Bostancı Hüseyin Ağa'nın oğlu yaptığını, şehzadenin musahibi saydığını bilmiyoruz; maddede bir tezkire ya da belge adı geçmez. Amasya'da yerel bir kayda dayanmış olabilir. Tezkirelerdeki Zârî-Riyâzî dostluğundan yola çıkıp iki adı aynı çevreye yerleştirmiş olması da mümkündür. Bu ikinci ihtimal doğruysa Riyâzî'nin Amasya ve şehzade ile bağı Hüsameddin'in bir çıkarımı olur. Elde başka bir kayıt bulunmadıkça iki ihtimalden biri seçilemez. Riyâzî mahlaslı bir başka tanınmış ad, Hüsameddin'in Ümîdî Receb Efendi için aktardığı tezkirenin yazarı Birgili Mustafa Efendizâde Riyâzî Mehmed Efendi'dir; Safer 1045'te (1635) öldüğü için bu kişiyle karıştırılmamalıdır.

Şiiri

Riyâzî Mehmed Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Şehzadeye sunulduğu söylenen gazel ve kasidelerin hiçbirinden Hüsameddin örnek vermez. Kınalızâde'nin Riyâzî maddelerinde yer alan beyitler Üsküplü Mehmed'e ve İstanbullu Ali'ye aittir; bu sayfadaki Riyâzî'ye mal edilemezler.

Kronoloji

21 Safer 948 (16 Haziran 1541): Şehzade Mustafa Amasya sancağına gönderilir.

27 Şevval 960 (6 Ekim 1553): Şehzade Mustafa, Konya Ereğlisi yakınındaki ordugâhta öldürülür.

960 (1553) sonları: Riyâzî Mehmed Çelebi, Hüsameddin'e göre şehzadenin ölümünün verdiği acıyla ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar