Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Biz de şu dünyaya geldik han gibi
Nice sultan geldi geçti can gibi
Ömrümüz tepeye değdi gün gibi
Felek bizi gafil buldu avuttu
Ömür değirmeni unun öğüttü
Bir melüllük çöktü şimdi firkatte
Hayır amel ister kazanç ahrette
Felek bizi gafil buldu avuttu
Yüküm tutup düzemedim kervanı
Cehti olan evvellinden devranı
Fırsat elde iken sürün devranı
Felek bizi gafil buldu avuttu
Sefil KUL HASAN’ ım gelir sözüme
Ecel oku geldi değdi gözüme
Evvel şikar olmaz idi bazıma
Felek bizi gafil buldu avuttu

Günümüz Türkçesiyle

1. Biz de bu dünyaya bir hana gelir gibi geldik; nice sultanlar geldi, can gibi gelip geçti. Ömrümüz batmak üzere olan güneş gibi tepeye değdi; felek bizi gafil buldu, oyalayıp aldattı.

2. Ömür değirmeni ununu öğüttü, sonuna geldi; şimdi bu ayrılıkta üstümüze bir hüzün çöktü. Ahrette kazanç isteyen, hayırlı amel ister; felek bizi gafil buldu, oyalayıp aldattı.

3. Yükümü tutup kervanı düzüp yola koyamadım; devran, en baştan çaba gösterenindir. Fırsat eldeyken devranınızı sürün; felek bizi gafil buldu, oyalayıp aldattı.

4. Ben sefil Kul Hasan'ım, sözüme gelin; ecel oku gelip gözüme değdi. Önceden kimse beni avlayamazdı (dize iki türlü okunabilir: ya da doğanımdan av kaçmazdı); felek bizi gafil buldu, oyalayıp aldattı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Dört dörtlükten kurulu bir koşmadır, ölçüsü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Her dörtlük "Felek bizi gafil buldu avuttu" dizesiyle biter. İlk dörtlükte ilk üç dize "han gibi, can gibi, gün gibi" sözleriyle kafiyelenir; üçüncü dörtlükte "kervanı, devranı, devranı", dördüncüde "sözüme, gözüme, bazıma" kafiyeleri vardır. İkinci dörtlükte kafiye zayıftır ("öğüttü, firkatte, ahrette") ve bu dörtlükte nakarat dizesi iki kez geçer; aktarım sırasında bir dizenin yer değiştirmiş olması mümkündür. Mahlas son dörtlükte "Sefil Kul Hasan" biçiminde geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş ömrün geçiciliği ve ölüm üzerine bir öğüttür. Dünyanın bir han, insanın da yolcu olduğu benzetmesi halk şiirinde çok yaygındır; burada nice sultanların da aynı handan gelip geçtiği hatırlatılır. Ömrün "tepeye değmesi", güneşin batmadan önce tepeye yaslandığı akşam vaktine benzetilmiştir; değirmenin ununu öğütüp bitirmesi de aynı bitişi anlatan ikinci bir imgedir.

Üçüncü dörtlükte âşık kendi hâline döner: yükünü toplayıp kervanını düzemediğini, yani ahret hazırlığını yapamadığını söyler ve dinleyene fırsat eldeyken davranmasını öğütler. Son dörtlükteki "ecel oku" Türk halk şiirinde ölümü anlatan bilinen bir mecazdır. "Evvel şikar olmaz idi bazıma" dizesi tam açık değildir: "baz" doğan kuşu anlamına alınırsa, gençliğinde avını kaçırmayan birinin şimdi feleğe av olduğu söylenmiş olur. Nakarattaki "felek", insanı gafil avlayan talih ve zamandır.

Kaynakça

  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010; metin: "Kul Hasan", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 1. https://www.deyisler-nefesler.com/kul-hasan/
  • Haluk Yücel, "Türk Halk Müziğinde Âşıklık Geleneği: Amasya Âşıkları", TURAN-SAM Uluslararası Bilimsel Hakemli Dergisi, 10(39), 2018, s. 256. https://www.turansam.org/TURAN-SAM_39.pdf

Çevrimiçi kaynaklar