Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Devredip de şu âlemde gezerken
Irast geldim bir örenin taşına
Dedim ören ne zamandan ıssızsın
Ne gelmiştir ne gelecek başına
Nuh Peygamber zamanından böyleyim
Emir Haktan geldi kime ne deyim
Başıma geleni bir bir söyleyim
Hele bir kez otur yanıbaşına
Ta ezelden coşkun akan sel idim
Şenliğim çok idi mamur büyüdüm
Olanca şenliğim habire huydum
Bakmıyon mu mihrabımın taşına
Dört lüleli pınarlarım akardı
Güzellerim seyrangaha çıkardı
Her hanemde bin bir deve ıhardı
Bakmaz mısın hanlarımın taşına
Çok yiğit şahbazım vardı bu evde
Kimi saz çalardı kimi güvende
Çok kızı da gelin ettim bu evde
Bakmaz mısın ela gözün yaşına
KUL HASAN’ım bunu böyle söyledi
İndi aşkın deryasını boyladı
Ören sana yolum nerden uğradı
Dayanamam firkatine coşuna

Günümüz Türkçesiyle

1. Dolaşıp bu âlemi gezerken bir yıkıntının taşına rastladım. Dedim: "Ey ören, ne zamandan beri ıssızsın; başına neler gelmiş, daha neler gelecek?"

2. "Nuh Peygamber zamanından beri böyleyim; emir Hak'tan geldi, kime ne diyeyim? Başıma geleni bir bir söyleyeyim; hele bir kez yanı başıma otur."

3. "Ezelden beri coşkun akan bir seldim; şenliğim çoktu, bayındır olarak büyüdüm. Bütün şenliğim birden kayboldu (dize tam anlaşılmıyor); mihrabımın taşına bakmıyor musun?"

4. "Dört lüleli pınarlarım akardı; güzellerim gezinti yerlerine çıkardı. Her hanemde bin bir deve çökerdi; hanlarımın taşına bakmaz mısın?"

5. "Bu evde nice yiğit, gösterişli delikanlım vardı; kimi saz çalardı, kimi kendine güvenip salınırdı. Bu evde nice kızı gelin ettim; ela gözün yaşına bakmaz mısın?"

6. Kul Hasan bunu böyle söyledi, aşkın deryasına inip dibini boyladı: "Ey ören, yolum sana nereden uğradı; senin ayrılık acına, coşkuna dayanamam."

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Altı dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("gezerken, ıssızsın"; "taşına, başına"); sonraki dörtlüklerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir, dördüncü dizeler ise "yanıbaşına, taşına, taşına, yaşına, coşuna" sözleriyle ilk dörtlüğün kafiyesine bağlanır. Deyiş bir söyleşme olarak kurulmuştur: ilk dörtlükte âşık örene soru sorar, ikinci dörtlükten beşinciye kadar ören konuşur, altıncı ve son dörtlükte söz yeniden âşığa geçer ve mahlas burada geçer. Üçüncü dörtlüğün üçüncü dizesindeki "habire huydum" ifadesi kaynakta böyledir ve kesin olarak anlaşılamamıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, harap bir yerle konuşan âşığın sorusu ve örenin cevabı üzerine kuruludur. Ören, kendini Nuh zamanından beri ıssız kalmış eski bir şehir ya da yerleşim olarak anlatır: bir zamanlar coşkun bir sel gibi şendir, mihrabı, dört lüleli pınarları, develerin çöktüğü hanları vardır. Saz çalan yiğitler ve gelin edilen kızlar, şenliği bir aile ve köy hayatı ölçüsüne indirir. Bütün bu hatırlamaların sonunda "Emir Haktan geldi" sözü, yıkılışın bir kader olarak kabul edildiğini gösterir.

Şiir, dünyanın geçiciliğini doğrudan öğüt vermek yerine bir harabenin ağzından anlatır. Son dörtlükte âşık örenin sözlerinden etkilenir; "aşkın deryasını boyladı" demek, onun da bu acıyı içinden yaşadığını anlatır. Örenin hangi yer olduğu deyişte söylenmez ve kaynakta bu konuda bir bilgi yoktur; bir yere bağlamak bizim yapabileceğimiz bir iş değildir.

Kaynakça

  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010; metin: "Kul Hasan", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 2. https://www.deyisler-nefesler.com/kul-hasan/
  • Haluk Yücel, "Türk Halk Müziğinde Âşıklık Geleneği: Amasya Âşıkları", TURAN-SAM Uluslararası Bilimsel Hakemli Dergisi, 10(39), 2018, s. 256. https://www.turansam.org/TURAN-SAM_39.pdf

Çevrimiçi kaynaklar