Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Veren geldi emanetin götürdü
Benim gibi yüzü solmuş var m’ola
Hey erenler ben bir yavru yitirdim
Benim gibi yüzü solmuş var
Yürekten mi çıkar böyle bir sızı
Huriye meleğe benziyor yüzü
Oğul mahşerinde unutma bizi
Benim gibi yüzü solmuş var
N’olducağın kuzucuğum bilmedi
Erden evliyadan imdat olmadı
Hızır bile yetişip de gelmedi
Benim gibi yüzü solmuş var
Felek pençe vurup belimi bükme
Yavruyu alıp da yuvamı yıkma
Topraklar incitip yavrumu sıkma
Benim gibi yüzü solmuş var m’ola
Ölüm bize yaran oldu eş oldu
Giden oğul böyle böyle beş oldu
Sefil KUL HASAN’ım kaygıya daldı
Benim gibi yüzü solmuş var m’ola

Günümüz Türkçesiyle

1. Canı veren geldi, emanetini alıp götürdü; benim gibi yüzü solmuş biri var mı acaba? Ey erenler, ben bir yavru yitirdim; benim gibi yüzü solmuş biri var mı acaba?

2. Böyle bir sızı yürekten mi çıkar; yavrumun yüzü huriye, meleğe benziyor. Oğul, mahşerde bizi unutma; benim gibi yüzü solmuş biri var mı acaba?

3. Kuzucuğum ne olacağını bilmedi; erlerden, evliyalardan bir yardım gelmedi. Hızır bile yetişip gelmedi; benim gibi yüzü solmuş biri var mı acaba?

4. Ey felek, pençeni vurup belimi bükme; yavrumu alıp yuvamı yıkma. Ey toprak, yavrumu incitip sıkma; benim gibi yüzü solmuş biri var mı acaba?

5. Ölüm bize yaren, eş oldu; böyle böyle giden oğul beş oldu. Sefil Kul Hasan'ım, kaygıya daldım; benim gibi yüzü solmuş biri var mı acaba?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlükten oluşan bir ağıt koşmasıdır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Her dörtlük "Benim gibi yüzü solmuş var m'ola" dizesiyle biter. Kaynakta bu dize ilk üç dörtlükte "Benim gibi yüzü solmuş var" biçiminde, sonundaki "m'ola" düşmüş olarak yazılmıştır; özgün metin kaynaktaki gibi bırakılmış, aktarımda tam biçim esas alınmıştır. İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("götürdü, yitirdim"); sonraki dörtlüklerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir ("sızı, yüzü, bizi"; "bilmedi, olmadı, gelmedi"; "bükme, yıkma, sıkma"; "oldu, oldu, daldı"). Mahlas son dörtlükte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, çocuğunu kaybetmiş bir babanın ağıdıdır. İlk dizede ölüm, verenin emanetini geri alması olarak anlatılır; bu, halkın yasa katlanmak için başvurduğu bilinen bir tesellidir. Ardından baba erenlere seslenir, yardımın ne erlerden ne Hızır'dan geldiğini söyler. Darda kalana yetişen Hızır inancı burada tersinden kullanılmış, Hızır'ın bile gelmeyişi acının büyüklüğünü anlatmak için anılmıştır. Dördüncü dörtlükte felek pençe vuran bir yırtıcıya benzetilir; toprağa "yavrumu sıkma" diye seslenilmesi ise ağıtın en sarsıcı dizesidir.

Tarihî Bağlam

Derleme sitesinde Ali Cem Akbulut'un kitabından aktarılan bilgilere göre Kul Hasan beş çocuğunu birer hafta arayla kaybetmiş ve bu yüzden çok zor günler geçirmiştir. Son dörtlükteki "Giden oğul böyle böyle beş oldu" dizesi bu anlatıyla örtüşür; deyişin bu kayıplar üzerine söylendiği düşünülebilir. Ölümlerin nedeni ve tarihi kaynakta yoktur.

Kaynakça

  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010; metin: "Kul Hasan", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 3. https://www.deyisler-nefesler.com/kul-hasan/
  • Haluk Yücel, "Türk Halk Müziğinde Âşıklık Geleneği: Amasya Âşıkları", TURAN-SAM Uluslararası Bilimsel Hakemli Dergisi, 10(39), 2018, s. 256. https://www.turansam.org/TURAN-SAM_39.pdf

Çevrimiçi kaynaklar