Mu'înî, Şehzade Mustafa'nın 1553'te öldürülmesi üzerine yetmiş yedi beyitlik bir terkib-i bend yazmış on altıncı yüzyıl şairidir. Mersiyesi, olayı sahte mektuplardan otağdaki ölüme kadar baştan sona anlatan üç şiirden biridir ve Şehzade Mustafa için yazılan mersiyelerin en uzunları arasındadır. Şairin kimliği ise bilinmemektedir: tezkirelerde Mu'înî mahlaslı birden çok şair vardır ve mersiyenin bunlardan hangisine ait olduğu tespit edilememiştir. Bu sayfada şiirin sahibi olabilecek kişiler ve kaynakların söyledikleri ayrı ayrı gösterilmiştir.
Mu'înî'nin Amasya ile bilinen bağı, mersiyesinin konusu olan Şehzade Mustafa üzerinden kurulur. Şehzade 1541'den 1553'e kadar Amasya sancakbeyiydi. Mersiyenin dördüncü bendindeki "Ne yirden o sefer itdiyse o diyâra dirîğ" (hangi yerden o diyara sefere çıktıysa, yazık) mısraı, şehzadenin ölüme giden yolculuğunun çıkış yerini anar; burada Amasya'dan Ereğli'ye yürüyüşün kastedildiği düşünülebilir, bu okuma bize aittir.
Hayatı
Mersiyeyi Ayhan Güldaş, 1989'da Kubbealtı Akademi Mecmuası'nda yayımladığı "Bilinmeyen Şehzade Mustafa Mersiyeleri" adlı yazıyla tanıtmıştır. Recep Hasar, Mu'înî'yi Fünûnî ve Taşlıcalı Yahya ile birlikte olayı baştan sona anlatan şairler arasında sayar ve mersiyesinde ağır sitem ve beddualar bulunduğunu belirtir. Şiirin kendisi, şairin olayın ayrıntılarını yakından bildiğini gösterir: sahte mektupların padişaha okunması, şehzadenin beyaz giysiler içinde ata binip babasının otağına yürümesi, el öpmeye varıp ayaklara düşmesi ve kirişin boynuna dolanması ayrıntılı biçimde anlatılır. Şiirin son beytinde ölüm tarihi "Civâr-ı Ahmed'e irgüre Mustafâ'yı Vedûd" mısraıyla düşürülmüştür. Bu ayrıntılar dışında Mu'înî'nin hayatına dair mersiyeden çıkarılabilecek bir bilgi yoktur.
Kaynakların Durumu
Beyânî ve Kınalızâde tezkirelerinde Mu'înî mahlaslı iki şair arka arkaya anılır. Birincisi Muhyî Çelebi'dir: önce ilim yolunda yürümüş, sonra Divan-ı Hümayun'a kâtip olmuş, Mehmed Paşa'nın tezkirecisi olarak yükselmiş, reisülküttaplığa ve ardından padişah hükümlerine tuğra çeken tuğrailik görevine gelmiştir. Kınalızâde, onun sıkıntıya düşenlere yardım eden (mu'în) ve çaresizlere dayanak olan biri olduğunu söyleyerek mahlasıyla bir söz oyunu yapar. Beyânî ile Kınalızâde ondan "Devâtâsâ benüm la‘lün gamıyla bagrı hûn olmış" matlaını aktarır. İkinci Mu'înî İstanbulludur; ilim yolundan kadılığa geçmiş, kadılar arasına girmiştir. Beyânî onun için "bostan-ı canının ma‘în suyu çoktur, ama devlet sahiplerinden bir yardımcısı (mu'în) yoktur" der.
İki tezkireci de bu Mu'înîlerden hiçbirinin Şehzade Mustafa için mersiye yazdığından söz etmez. Hasar da tezinde bu şairlerden birini mersiyenin sahibi olarak göstermez; sitemizdeki mersiyeler yazısında belirtildiği gibi tezkirelerde aynı mahlasla birden fazla şair bulunduğundan mersiyeyi yazan Mu'înî'nin kimliği tespit edilememiştir. Divan-ı Hümayun'da yüksek görevlerde bulunan Muhyî Çelebi'nin padişahı yanıltan sahte mektuplardan ve şehzadeyi öldürenlere bedduadan söz eden bir şiir yazması zayıf bir ihtimal gibi görünse de bu, yalnızca bir değerlendirmedir; kesin bir şey söylemek mümkün değildir.
Şiiri
Mu'înî'nin bugüne ulaşan ve kendisine ait olduğu kesin olan tek şiiri Şehzade Mustafa mersiyesidir. Şiir "mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün" vezniyle yazılmış yedi bentlik bir terkib-i benddir; her bent on beyitlik bir hane ile bir vasıta beytinden oluşur. Birinci bent dünyanın geçiciliğiyle açılıp sahte mektupların hikâyesine, ikinci bent ölüm sahnesine, üçüncü bent tabiatın yasına geçer. Dördüncü bent "dirîğ" (yazık) redifli bir ağıttır, beşinci bent şehzadeyi âlim, cömert ve yiğit bir önder olarak över, altıncı bent ölüme sebep olanlara bedduadır. Hasar, bu bentteki "Kurusun eli kemend atan ana lâl olsun" ve "Celâli oldı diyen ana bî-mecâl olsun" mısralarını mersiyelerdeki ağır bedduaların örnekleri olarak aktarır. Son bent dünyanın geçiciliğine döner ve bir tarih beytiyle biter.
Şiirin özgün metni, beyit beyit günümüz Türkçesiyle aktarımı ve yorumu bu kategoride ayrı bir yazı olarak yayımlanmıştır. Tezkirelerdeki iki Mu'înî'nin beyitleri, mersiye şairine ait olduğu gösterilemediği ve Amasya ile ilgisi bulunmadığı için bu çalışmaya alınmamıştır. Öteki mersiyeler Şehzade Mustafa Mersiyeleri yazımızda, şehzadenin hayatı Şehzade Mustafa biyografisinde anlatılmıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 192-193, "Mu'înî" ve "Mu'înî-i Diger" maddeleri. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 796-798, "Mu'înî" maddeleri. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Akademik çalışmalar
- Ayhan Güldaş, "Bilinmeyen Şehzade Mustafa Mersiyeleri", Kubbealtı Akademi Mecmuası, 18(3), 1989, s. 40-44 (Hasar'daki aktarımla).
- Recep Hasar, Türk Edebiyatı'nda Padişah ve Şehzade Mersiyeleri, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018, s. 89, 93, 95, 102, 117-118, 470-477. https://hdl.handle.net/11352/2746
Çevrimiçi kaynaklar

