Özgün Metin

Vezin: Mefâʿilün feʿilâtün mefâʿilün feʿilün (vezin tespiti bizimdir)

Uzatdı şem'-i şeb-i gam zebâna bencileyin
Ki diye sûz-ı dilin yana yana bencileyin
Bu bezm-i 'ışkda hûn-ı ciger tolularını
Kim içdi sâkî diye kana kana bencileyin
Yolunda râst-rev olmasa ey kemân ebrû
Atılmaz idi okun da yabâna bencileyin

Dördüncü beyit Kınalızâde'de yoktur; yalnız Hüsameddin'in aktarımında bulunur:

Hadeng-i kavs-i kazâdan dilersen irmeye gam
Melâmet oklarına ol nişâne bencileyin

Günümüz Türkçesiyle

1. Gam gecesinin mumu, gönlünün yanışını yana yana anlatsın diye benim gibi dilini uzattı.

2. Bu aşk meclisinde ciğer kanıyla dolu kadehleri benim gibi kana kana kim içmiş, ey saki, söyle. (Beyit iki türlü okunabilir; aşağıdaki yoruma bakınız.)

3. Ey yay kaşlı, okun senin yolunda dosdoğru gitmeseydi, o da benim gibi ıssız yerlere atılmazdı.

4. Kaza yayının okundan sana gam erişmesin istiyorsan, benim gibi kınama oklarına hedef ol.

Edebî ve Tarihî Yorum

Redif ve Ses

Gazeli taşıyan, her beytin sonunda tekrarlanan "bencileyin" redifidir: "benim gibi". Şair her beyitte bir nesneyi ya da bir kişiyi kendine benzetir ve böylece gazelin bütün dünyası onun derdinin aynası olur. Kafiyeler de aynı sesi uzatır: "zebâna", "yana", "kana", "yabâna", "nişâne". İlk iki beyitte bu sese ikilemeler eşlik eder: "yana yana" ve "kana kana". Kınalızâde'nin aktardığı üç beyitte bu ses düzeni, Rahîmî'nin şiirinden kalan parçalar arasında en işlenmiş olanıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada mum, gam gecesinde alevini, yani "dilini" uzatır. Mum alevinin dile benzetilmesi bilinen bir benzetmedir; Rahîmî bundan, mumun da kendisi gibi yana yana derdini anlatmak istediği sonucunu çıkarır. Yanmak hem mumun alevlenmesi hem âşığın acı çekmesidir.

İkinci beyit aşk meclisini bir içki meclisi gibi kurar, ama kadehlerde şarap yerine "hûn-ı ciger", ciğer kanı vardır. Kınalızâde'deki "diye" ile Hüsameddin'deki "dime" okuyuşları beyti iki yöne çeker. Birinci okuyuşta şair sakiye, bu kanlı kadehleri kendisi gibi doya doya içen birinin adını söylemesini ister ve aslında kimsenin olmadığını ima eder. İkinci okuyuşta "kim içti deme, ey saki" denmektedir: saki başkasını aramasın, o kadehleri içen şairin kendisidir. Hangisinin asıl olduğunu neşirlerden çıkarmak mümkün değildir.

Üçüncü beyitte sevgilinin kaşı yaya, bakışı oka benzetilir. "Râst-rev", doğru giden demektir ve hem okun dosdoğru uçuşunu hem doğru yoldan ayrılmayan insanı anlatır. Beyit, okun da şair gibi doğruluğu yüzünden "yabana", ıssız ve boş bir yere atıldığını söyler. Bu okuma metinden çıkarılmıştır ve tezkireler beyit hakkında bir açıklama yapmaz.

Hüsameddin'in verdiği dördüncü beyit bir tezat üzerine kuruludur: kaza ve kaderin okundan korunmak isteyen, kendini melamet oklarına, yani halkın kınamasına hedef etmelidir. Melamet, tasavvufta insanların övgüsünden kaçıp kınanmayı göze alan bir tavrın adıdır. Hocalığı bırakıp bir şeyhe bağlanan Rahîmî'nin bu beyti söylemesi hayatıyla uyumlu düşer; ama beytin ona aidiyeti yalnız Hüsameddin'in aktarımına dayanır.

Kaynaklar

Kınalızâde Hasan Çelebi gazelin ilk üç beytini "velehû" diyerek, "Sıma mir'ât-ı kalbüm" beytinin ardından verir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar Amasya Tarihi'nde gazeli dört beyit olarak aktarır ve metni birkaç yerde farklı okur: "zebâne", "yâne yâne", "Bu bezm-i aşkda hûn çeker tolularını", "Kim içdi sâki dime", "yabâne". Dördüncü beytin kaynağını belirtmez. Hüsameddin'in aktarımındaki öteki sorunlar Rahîmî Abdurrahîm Efendi yazısında ele alınmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar