Özgün Metin

Vezin: Mefâʿîlün mefâʿîlün mefâʿîlün mefâʿîlün (vezin tespiti bizimdir)

Sıma mir'ât-ı kalbüm tâ ki kılmayam nazar gayra
Ki sûret bir görinmez tâ ki olsa inkisâr anda

Günümüz Türkçesiyle

1. Kalbimin aynasını kırma ki başkasına bakmayayım; çünkü aynada bir kırılma olursa, suret onda artık tek görünmez.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kırık Ayna

Beytin anahtarı ilk kelimededir. "Sıma", eski Anadolu Türkçesinde "kırmak" anlamına gelen "sımak" fiilinin olumsuz emridir: "kırma". Şair sevgiliye, kalbinin aynasını kırmamasını söyler. Gerekçe ikinci mısradadır ve bir gözleme dayanır: kırılan aynada görüntü bölünür, tek bir suret yerine birçok parça görünür. Bütün bir aynada yalnız sevgilinin sureti vardır; ayna kırılırsa âşığın gönlü de dağılır ve bakışı başkalarına kayar. Böylece sevgilinin cefası, âşığın sadakatini bozacak bir tehlike olarak gösterilir. Bu okuma, "sıma" kelimesinin olumsuz emir olarak anlaşılmasına dayanır; kelime "kır" diye okunursa beyit, başkasına bakmamak için gönlün kırılmasını dileyen bir âşığın sözüne döner, ama bu durumda ikinci mısradaki gerekçe zayıf kalır.

Gönlün sevgilinin yüzünü yansıtan bir ayna olması divan şiirinin bilinen mazmunlarındandır. Rahîmî bu mazmunu fizikî bir gerçeklikle, kırık aynanın görüntüyü çoğaltmasıyla birleştirir ve ondan bir sadakat nüktesi çıkarır. "Sûret bir görinmez" sözündeki "bir" kelimesi hem "tek" hem "aynı" anlamına çekilebilir: kırık aynada suret ne tek kalır ne de aynı.

Kaynaklar

Beyit, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin tezkiresinde "velehû" (yine onundur) denerek Rahîmî'nin ilk gazel parçasının ardından verilir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar Amasya Tarihi'nde onu üçüncü sırada ve küçük bir farkla aktarır: "Sıma mir'ât-ı kalbim tâ ki kılmayam nazar gayra / Ki sûret bir görünmez nâgeh olsa inkisâr anda". Hüsameddin'in "nâgeh", yani "birdenbire" okuyuşu anlamı değiştirmez, kırılmanın ansızın olabileceğini vurgular. Beytin bir gazelin matlaı mı, yoksa tek başına söylenmiş bir beyit mi olduğu bilinmiyor. Hocalığı bırakıp bir şeyhe bağlanan şairin hayatı Rahîmî Abdurrahîm Efendi sayfasındadır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar