Özgün Metin

Dil-rübâlar dilâ benüm nemdür
Nûr-ı dîdem sürûr-ı sînemdür
Dâne dâne müjemde ḳaṭre-i eşk
Sebzeler üzre ṣanki şebnemdür
Tîrüñi eksük atma sîneme kim
Zaḫmuma her birisi merhemdür
ʿÂlemüñ ġâyeti elemdür bil
Âdemüñ âḫiri de bir demdür

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, gönül alan güzeller benim neyim olur diye sorarsan: gözümün nuru, göğsümün sevincidir.

2. Kirpiklerimde tane tane dizilen gözyaşı damlaları, yeşillikler üzerindeki çiy gibidir.

3. Göğsüme oklarını esirgemeden at; çünkü her biri yarama merhemdir.

4. Bil ki dünyanın sonu acıdır; insanın sonu da bir nefesten ibarettir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Sânî'den kalan en uzun metin bu dört beyittir; dördü birden yalnız Latîfî'de bulunur ve metin Rıdvan Canım'ın neşrinden alınmıştır. Beyânî yalnız matlaı, Kınalızâde birinci, ikinci ve dördüncü beyitleri verir; Hüsameddin, Latîfî'yi aktarırken üçüncü beyti atlar ve son beyitte "elemdür" yerine "emeldir" okur. Mahlas beyti bulunmadığından gazelin eksiksiz olup olmadığı da belli değildir. Kafiye "nem, sînem, şebnem, merhem, dem" kelimelerinin sonundaki "-em" sesidir; ardından "-dür" redifi gelir. Kısa mısralar ve kolay söyleyiş, Latîfî'nin Sânî için kullandığı "şiirde henüz yeni heveslenmiş" sözüyle uyuşur.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlaın ilk mısraı bir soru gibi kurulur, ikinci mısra cevabı verir: gönül alıcı güzeller şairin neyidir; gözünün nuru, göğsünün sevinci. "Nemdür" kelimesi "neyimdir" demektir; "nem" ise ıslaklık, rutubet anlamını da taşır. İkinci beyitte gözyaşının yeşillik üzerindeki "şebnem"e, gece çiyine benzetilmesi bu ikinci anlamı uyandırır; nem, şebnem ve gözyaşı arasındaki bu bağ bizim tespitimizdir. Kirpiklerin yeşilliğe, yaş damlalarının çiye benzetilmesi divan şiirinde sık görülen bir teşbihtir; "dâne dâne" ikilemesi damlaları tespih taneleri gibi tek tek sayar.

Üçüncü beyit, sevgilinin bakış oklarını yaraya merhem sayan bilinen mazmunu tekrarlar. Son beyit gazelin tonunu değiştirir ve âşığın şikâyetinden dünyanın geçiciliğine geçer. "ʿÂlem" ile "âdem", "elem" ile "dem" kelimeleri ses bakımından ikişer ikişer eşleşir; dünya acıyla, insan bir nefesle biter. Bu beyit, genç yaşta bir âşığının eliyle öldürüldüğü anlatılan şairin hikâyesi düşünülerek okunmaya elverişlidir, ama tezkireciler beyitle ölümü arasında bir bağ kurmaz.

Tarihî Bağlam

Latîfî gazeli, Sânî'nin ölüm hikâyesini anlattıktan hemen sonra "bu ebyât-ı pervîn-simât ol mehüñdür", yani Ülker yıldızı gibi dizilmiş bu beyitler o ay yüzlünündür diye verir. Kınalızâde de hikâyenin ardından aynı gazeli aktarır. Şairin hayatını ve kaynakların birbirini tutmayan anlatımlarını Sânî Yûsuf Çelebi yazısı ayrıntısıyla verir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar