Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Müminlerin yaşın yaşın ağlatan
Ah senin dertlerin İmam Hüseyin
Kerbala çölünde kanın çağlatan
Ah senin dertlerin İmam Hüseyin
Şehit düştü İmamların şahbazı
Bu imiş takdirde yazılan yazı
Arşa çıktı Ehlibeytin avazı
Ah senin dertlerin İmam Hüseyin
İptida meydanı Hürşehit açtı
Arştaki melekler kanlı yaş saçtı
Yetmiş iki pehlivan hep şehit düştü
Ah senin dertlerin İmam Hüseyin
İmam Zeynel kaldı Ali’den aslı
Şükür kesilmedi Ehlibeyt nesli
Yüz yirmi dört bin peygamber yaslı
Ah senin dertlerin İmam Hüseyin
Lanet olsun ol Yezd’in canına
Kasteyledi İmamların kanına
Hasret oydu yâr ü hanümanına
Ah senin dertlerin imam Hüseyin
SEFİL SIDKÎ şu gönlümün zarı var
Kerbala’da Ehlibeytin nuru var
On iki ay kan ağlasam yeri var
Ah senin dertlerin İmam Hüseyin.
Günümüz Türkçesiyle
1. Müminleri gözyaşı döke döke ağlatan, Kerbela çölünde kanını sel gibi akıtan, ah senin dertlerin, İmam Hüseyin.
2. İmamların doğanı şehit düştü; kaderde yazılan yazı buymuş. Ehl-i Beyt'in feryadı arşa çıktı; ah senin dertlerin, İmam Hüseyin.
3. Meydanı ilk önce Hür şehit açtı; arştaki melekler kanlı yaş döktü. Yetmiş iki yiğit hep şehit düştü; ah senin dertlerin, İmam Hüseyin.
4. Ali'nin soyundan İmam Zeynel kaldı; şükür, Ehl-i Beyt'in nesli kesilmedi. Yüz yirmi dört bin peygamber yaslıdır; ah senin dertlerin, İmam Hüseyin.
5. O Yezid'in canına lanet olsun; imamların kanına kastetti. Onlar yurtlarına, evlerine barklarına hasret kaldı; ah senin dertlerin, İmam Hüseyin.
6. Ben Sefil Sıdkî'yim, şu gönlümün iniltisi var; Kerbela'da Ehl-i Beyt'in nuru var. On iki ay kan ağlasam yeridir; ah senin dertlerin, İmam Hüseyin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altı dörtlüklü bir mersiyedir; koşma biçiminde ve on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir (hece sayımı bizimdir). Her dörtlük "Ah senin dertlerin İmam Hüseyin" dizesiyle biter; ilk dörtlükte bu dize ikinci dizede de geçer. İlk dörtlükte "ağlatan" ile "çağlatan" kafiyelenir; sonrakilerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir ("şahbazı, yazı, avazı"; "açtı, saçtı, düştü"; "aslı, nesli, yaslı"; "canına, kanına, hanümanına"; "var" redifli "zarı, nuru, yeri"). Mahlas son dörtlükte "Sefil Sıdkî" olarak geçer. Bu mersiye derleme sitesindeki yirmi bir deyiş arasında yoktur; metni Necdet Kurt'un çalışmasından alınmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Mersiye, Alevî-Bektaşî şiirinde Kerbela'da şehit edilen İmam Hüseyin ve yakınları için söylenen ağıttır ve özellikle Muharrem ayında okunur. Sıdkî'nin mersiyesi de Kerbela olayını kısa çizgilerle anlatır: Hüseyin'in kanının çölde akışı, meydanı ilk açan Hür'ün şehit düşüşü, yetmiş iki şehit, sağ kalan İmam Zeynelâbidin ile Ehl-i Beyt neslinin sürmesi ve Yezid'e lanet. Hür, Kerbela'da önce Yezid'in ordusunda bulunup sonra Hüseyin'in safına geçen ve ilk şehitlerden sayılan kişidir.
Mersiyenin dili sade ve doğrudandır; divan şiirinin süslü mersiyelerinden çok, cemde topluca söylenmeye uygun bir halk ağıtı havası taşır. Arştaki meleklerin kanlı yaş dökmesi ve yüz yirmi dört bin peygamberin yasa bürünmesi, acının bütün varlık âlemine yayıldığını anlatan mübalağalardır. Son dizedeki "On iki ay kan ağlasam yeri var" sözü, Muharrem matemini bir aya sığmayacak kadar büyük bir yas olarak anlatır.
Kaynakça
- Necdet Kurt, "Zakirlik Geleneğinin Kökenleri ve Amasya Yöresinin İz Bırakan Zakirleri", Geçmişten Günümüze Uluslararası Dinî Mûsikî Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Amasya: Amasya Üniversitesi, 2017, s. 116-117. https://isamveri.org/pdfdrg/G00310/2017/2017_KURTN.pdf
Çevrimiçi kaynaklar




