Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Pervaz vurup arş yüzünde dönünce
Dinlen tarif edem yolu turnalar
Hidayet Mevla’dan kalkın deyince
Gözetleyin sağı solu turnalar
Varıncağız Amasya’nın üstüne
Secde kılın Hamdullah’ın postuna
Damanına, dergâhına, destine
Ezelden demişiz beli turnalar
Hamdullahtır gerçeklerin şahbazı
Çağrışın Melâ’yı açın pervazı
Ali Pir Civan’a kılın niyazı
Temaşa eyleyin eri turnalar
Ol Niyaz Babaya bir niyaz eylen
Toprağı kimyadır yükleri Taylan
Çal Dede Sultan’a ahvali söylen
Hoş mızrak tutar eli turnalar
Durmayın Çetmi’de açın pervazı
Emirce Sultan’a kılın niyazı
Hacıköy’de şehitlerin şahbazı
Anında bir ismi Deli turnalar
Merzifon’dan seyreyleyin obayı
Kılavuz eyleyin bad-i sabayı
Hem ziyaret edin Pir-i babayı
Hoştur o sultanın hali turnalar
Giderken uğrayın Balım Sultan’a
Sıdkile yalvarın erler uyana
Özleri bağlayın âl-i İmran’a
Kudretten uzundur kolu turnalar
İn Harız köyüne seyret didara
Bizim için selam söylen o yara
Sürün yüzünüzü Çıkan Pınar’a
Onun ab-i zemzem gölü turnalar
Orda zikreyleyin gani hüdayı
Doldurun zemzemi için badeyi
Görmeden geçmeyin Göğce Dede’yi
Bekler memleketi, ili turnalar
Nacaklı’da görün koca sultanı
Kudretten açılır gülü gülşanı
Akar çeşmeleri hoştur seyranı
Türlü meyve verir dalı turnalar
Muallâdan görün Kandil Baba’yı
Ziyaret eyleyin alın duayı
Pervaz vurun seyreyleyin Kovay’ı
Ora muhabbetin yeri turnalar
Kovay’dan geçinde doğru bir rahtır
Açılır gülleri yeri mübahtır
Hasan Dede derler hoş nazargâhtır
Kuşları var hoştur dili turnalar
Hamama varınca seyret gül-ab’ı
Başında bekliyor çifte arabı
Ağca Dede ile Elvan Çelebi
Estirir poyrazı yeli turnalar
Kuşsaray üstünden açınca heman
Uğraman Çorum’a ademi yaman
Ömert’ten geçince Garipçe Sultan
Garip garip söyler dili turnalar
Bir gececik yatın Kırklar dağında
Bülbül öter bahçesinde bağında
Açın kanatları seher çağında
Seyredin ülkeyi ili turnalar
Çıkın arş yüzünde yüceden dönün
Hüseyin Gazi’ye varınca konun
Zemzem ü Kevserdir gölünde yunun
Bağlan o sultana beli turnalar
Bundan öte gideceğin Bozok’tur
Baharın hasbahçesi hubları çoktur
Güzelli, mihmandar emsali yoktur
Onları tarif eder yolu turnalar
Eğer düşerseniz Malya çölüne
Niyaz kılın Otman Baba beline
Konun Çilehaneye, Seyfe gölüne
Kudretten akmakta balı turnalar
Yükseğinden seyreyleyin inişe
Dostun kahvecisi Ali Derviş’e
Muradım, maksudum, arzum hemişe
Hünkâr Hacı Bektaş Veli turnalar
Sürün yüzünüzü Hazret-i Pire
Şah Balım Sultan dertlere çare
Nuri Feyzullah’tır bir kaşı kare
Irgalanır zülfün teli turnalar
Çeşmesinden abı hayat içilir
Üstümüze nur-i rahmet saçılır
Lale, sünbül, gül-ü reyhan açılır
Solmaz has bahçenin gülü turnalar
Bahçenizde garip garip öteyim
Matahımı müşteriye satayım
Hasta düştüm şu Harız’da yatayım
Sorun her ahvali, hali turnalar
Hamdülillah gören çeker mi yası
Pirim Bektaş Veli mülkün ihyası
Nur-i Cemalettin hubların hası
PERVANE ol yarin kulu turnalar

Günümüz Türkçesiyle

1. Göğün yüzünde kanat çırpıp döndüğünüzde dinleyin, size yolu tarif edeyim, turnalar. Mevla'dan hidayetle "kalkın" emri gelince sağı solu gözetleyin, turnalar.

2. Amasya'nın üstüne varınca Hamdullah'ın postuna secde edin. Ezelden beri onun eteğine, dergâhına, eline "evet" demişiz, turnalar.

3. Gerçek erlerin doğanı Hamdullah'tır; birbirinize seslenin, kanat açın ("Melâ" sözü tam anlaşılmıyor). Ali Pir Civan'a niyaz edin, o eri seyredin, turnalar.

4. O Niyaz Baba'ya bir niyaz edin; toprağı iksirdir ("yükleri Taylan" sözü tam anlaşılmıyor). Dede Sultan'a varıp hâlimizi söyleyin; eli mızrağı ne güzel tutar, turnalar.

5. Çetmi'de durmayın, kanat açın; Emirce Sultan'a niyaz edin. Hacıköy'de şehitlerin doğanı vardır; hemen bir adı da "Deli"dir, turnalar.

6. Merzifon'dan obayı seyredin; seher yelini kendinize kılavuz edin. Pîrî Baba'yı da ziyaret edin; o sultanın hâli hoştur, turnalar.

7. Giderken Balım Sultan'a uğrayın; uyanık erlere sıdk ile yalvarın. Özlerinizi Âl-i İmrân'a bağlayın; onun kolu kudretten uzundur, turnalar.

8. Harız köyüne inin, sevgiliyi seyredin; bizim için o yare selam söyleyin. Yüzünüzü Çıkan Pınar'a sürün; onun gölü zemzem suyudur, turnalar.

9. Orada zengin Allah'ı zikredin; zemzemi doldurun, badeyi için. Göğce Dede'yi görmeden geçmeyin; o, memleketi ve ili bekler, turnalar.

10. Nacaklı'da koca sultanı görün; gülü, gül bahçesi kudretten açılır. Çeşmeleri akar, seyri hoştur; dalı türlü meyve verir, turnalar.

11. Muallâ'dan Kandil Baba'yı görün; ziyaret edip duasını alın. Kanat çırpıp Kovay'ı seyredin; orası muhabbetin yeridir, turnalar.

12. Kovay'dan geçince doğru bir yol vardır; gülleri açılır, yeri helaldir. Ona Hasan Dede derler, hoş bir nazargâhtır; kuşları vardır, dilleri hoştur, turnalar.

13. Hamam'a varınca gül suyunu seyredin; başında bir çift "arap" bekler (dize tam anlaşılmıyor). Ağca Dede ile Elvan Çelebi poyrazın yelini estirir, turnalar.

14. Kuşsaray'ın üstünden hemen kanat açınca Çorum'a uğramayın, insanı yamandır. Ömert'ten geçince Garipçe Sultan vardır; dili garip garip söyler, turnalar.

15. Bir gececik Kırklar Dağı'nda yatın; bahçesinde, bağında bülbül öter. Seher vaktinde kanatlarınızı açın; ülkeyi, ili seyredin, turnalar.

16. Göğün yüzüne çıkın, yüceden dönün; Hüseyin Gazi'ye varınca konun. Gölü zemzem ve kevserdir, orada yıkanın; o sultana bel bağlayın, turnalar.

17. Bundan ötede gideceğiniz yer Bozok'tur; baharın has bahçesidir, güzelleri çoktur. Güzellerinin, misafirperverlerinin eşi yoktur; yol onları size tarif eder, turnalar.

18. Eğer Malya çölüne düşerseniz Otman Baba'nın beline niyaz edin. Çilehane'ye, Seyfe Gölü'ne konun; orada kudretten bal akar, turnalar.

19. Yükseğinden inişi seyredin, dostun kahvecisi Ali Derviş'e varın. Her zaman muradım, maksadım, arzum Hünkâr Hacı Bektaş Velî'dir, turnalar.

20. Yüzünüzü Hazret-i Pir'e sürün; Şah Balım Sultan dertlere çaredir. Feyzullah'ın nuru vardır, bir kaşı karadır; zülfünün teli dalgalanır, turnalar.

21. Çeşmesinden ab-ı hayat içilir; üstümüze rahmet nuru saçılır. Lale, sümbül, gül ve reyhan açılır; o has bahçenin gülü solmaz, turnalar.

22. Bahçenizde garip garip öteyim; malımı müşteriye satayım. Hasta düştüm, şu Harız'da yatayım; her hâlimi, hatırımı sorun, turnalar.

23. Hamdolsun, bunu gören yas tutar mı; pirim Bektaş Velî mülkün dirilişidir. Cemaleddin'in nuru güzellerin en seçkinidir; Pervane o yarin kuludur, turnalar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yirmi üç dörtlüklü uzun bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Her dörtlüğün son dizesi "turnalar" redifiyle biter, önündeki "yolu, solu, beli, eri, eli, Deli, hali, kolu, gölü, ili, dalı, yeri, dili, yeli" gibi kelimeler kafiyeyi kurar; ilk dörtlükte ikinci dize de bu redife bağlanır. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir. Mahlas son dörtlükte "Pervane" olarak geçer. Birkaç dizedeki yer ve kişi adları ("Melâ", "yükleri Taylan", "çifte arabı") kaynakta böyledir ve kesin olarak anlaşılamamıştır; aktarımda bu yerler işaretlenmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, Alevî-Bektaşî şiirinde sevilen bir kalıbı kullanır: turnalara seslenip onları bir yere haberci olarak göndermek. Turna bu gelenekte kutsal sayılan, semahta hareketleri taklit edilen bir kuştur. Sıdkî turnalara bir yol tarif eder ve bu yol, bir ziyaret yerleri dizisidir: Amasya'da Hamdullah'ın postu, Ali Pir Civan, Niyaz Baba ve Dede Sultan; Çetmi, Emirce Sultan ve Hacıköy, yani Gümüşhacıköy; Merzifon'da Pîrî Baba; Harız'da Çıkan Pınar ve Göğce Dede; Nacaklı, Muallâ, Kovay, Hasan Dede, Hamam, Ağca Dede ve Elvan Çelebi; Kuşsaray, Çorum, Ömert ve Garipçe Sultan; Kırklar Dağı, Hüseyin Gazi, Bozok, Malya, Otman Baba, Çilehane ve Seyfe Gölü; en sonunda Hacıbektaş'ta Ali Derviş, Hacı Bektaş Velî ve Balım Sultan.

Bu sıra, Amasya ve Merzifon yöresinden çıkıp Çorum, Bozok (Yozgat yöresi) ve Kırşehir'in Malya ovası üzerinden Hacıbektaş'a varan bir yol çizer. Bu yüzden deyiş, yöre Alevî-Bektaşî ziyaret yerlerinin bir şiir hâlindeki listesi olarak da değerlidir; adların bir kısmı bugün de köy ya da türbe adı olarak bilinir. Çorum için söylenen "ademi yaman" sözü, uzun bir yolculuk tarifinin içine yerleştirilmiş şakacı bir uyarıdır. Son dörtlüklerde turnalar Hacıbektaş'ta Feyzullah ile Cemaleddin çelebilerin nuruna ulaşır, şair de turnalardan Harız'da hasta yatan kendisini sormalarını ister.

Tarihî Bağlam

Deyişin ikinci ve üçüncü dörtlüklerinde Amasya'da ziyaret edilen "Hamdullah'ın postu", 1826'da Bektaşî ocağı kapatıldıktan sonra Amasya'ya sürgün edilen ve orada ölen Hacıbektaş postnişini Hamdullah Çelebi'nin türbesini düşündürür; türbe sitedeki Amasya türbeleri yazısında anlatılır. Dokuzuncu dörtlükteki Göğce Dede, Necdet Kurt'a göre Sıdkî'nin oğlu Ali Bâkî'nin Harız'da toprağa verildiği yerin adıdır. Deyişte mahlas "Pervane"dir ve son dörtlükte Cemaleddin Çelebi anılır; Pervane mahlası Sıdkî'nin Cemaleddin Çelebi'den Sıdkı adını aldığı 1890 dolaylarına kadar kullanılmıştır. Oysa Kurt, Sıdkî'nin Harız'a 1894'te yerleştiğini yazar. Ya Sıdkî'nin Harız ile bağı yerleşmeden önce başlamıştır ya da Pervane mahlası sonradan da kullanılmıştır; kaynaklar bu çelişkiyi açıklamaz.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar