Özgün Metin

Soru beyti Kanuni Sultan Süleyman'a, cevap beyti Zenbilli Ali Efendi'ye atfedilir.

Dırahtı sarmış olsa eğer karınca
Zarar var mı karıncayı kırınca
Yarın divanına hakkın varınca
Süleyman'dan hakkın alır karınca

Günümüz Türkçesiyle

1. Karıncalar ağacı sarmış olsa, karıncaları öldürmenin bir zararı (günahı) var mıdır?

2. Yarın Allah'ın divanına, yani mahşerde hesap gününe varıldığında, karınca hakkını Süleyman'dan alır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

İki beyitten oluşan bir manzum fetvadır: birinci beyit soru, ikinci beyit cevaptır. Fetva geleneğinde soru genellikle "Zeyd şunu yapsa ne lazım gelir" kalıbında yazılır ve müftü kısa bir "olur" ya da "olmaz" ile cevap verir. Burada soru da cevap da şiir diliyle kurulmuştur. İki beyit aynı kafiyeyi paylaşır: "karınca, kırınca, varınca, karınca" sözcüklerinde "-rınca" sesi tekrarlanır ve dört mısra birbirine kafiyelidir. Böylece müftü, sorunun ölçüsünü ve kafiyesini bozmadan, onu aynı kalıbın içinden cevaplamış olur. Her mısra on bir hecedir; kaynakta vezin belirtilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Cevabın gücü, "Süleyman" adındaki çift anlamdan gelir. Kur'ân'ın Neml sûresinde Hz. Süleyman'ın ordusu karıncalar vadisine geldiğinde bir karınca, öteki karıncalara Süleyman ile askerlerinin farkında olmadan kendilerini ezmemeleri için yuvalarına girmelerini söyler. Divan ve halk edebiyatında "Süleyman ile karınca" bu yüzden güçlü ile zayıfın, hükümdar ile en küçük kulun karşılaştırılmasında sık kullanılan bir mazmundur. Beyitteki "Süleyman" hem soruyu soran padişahı hem de karıncaların dilinden anlayan peygamberi hatırlatır; bu bir tevriye inceliğidir. İkinci beyitte "hakkın" kelimesi iki kez ve iki ayrı anlamla geçer: ilkinde "Hakk'ın", yani Allah'ın divanı, ikincisinde "senin hakkın", yani karıncanın davacı olduğu hak kastedilir; bu bir cinas örneğidir. Cevap, padişahın sorusuna doğrudan "zararı vardır" demek yerine hesabın Allah'ın divanında görüleceğini hatırlatır. "Dîvân" kelimesinin hem padişahın divanını hem de mahşerdeki ilahî mahkemeyi çağrıştırması, iki divan arasında bir karşılaştırma doğurur: dünyada hüküm veren padişah, ahirette en küçük yaratığın davacı olduğu bir mahkemenin önünde duracaktır.

Tarihî Bağlam

Ramazan Ata bu beyitleri, Zenbilli Ali Efendi'nin padişahlar karşısındaki bağımsız tutumunu ve şiirdeki yeteneğini gösteren bir örnek olarak aktarır. Rivayete göre Kanuni, saray bahçesindeki ağaçlara zarar veren karıncalar için bu soruyu sormuştur. Ata bu anlatı için bir kaynak göstermez ve anekdotun erken tarihli bir kaydını tespit edemedik; bu yüzden beyitlerin Zenbilli'ye aidiyeti rivayet düzeyindedir. Kanuni 1520'de tahta çıktığına, Zenbilli de 1523'ten itibaren hastalığı yüzünden işlerini nâibine bırakıp 1526'da öldüğüne göre, olay gerçekse Kanuni'nin saltanatının ilk yıllarına düşmelidir. Fıkra, Zenbilli'nin Yavuz Sultan Selim'e karşı direnişini anlatan rivayetlerle aynı türdendir: TDV İslâm Ansiklopedisi bu tür anlatıların, kurumlaşmakta olan şeyhülislâmlık makamının padişah karşısındaki ağırlığını vurgulamaya yönelik olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtir. Şeyhülislâmın eserleri için Zenbilli Ali Efendi: Yazar ve Eserleri yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar