Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Ey göñül himmet-i ‘ulyâ ile ben mümtâzam
Taşlu yerlerde karâr eyleyici şâh-bâzam
Kalmazın ‘âlem-i süflîde hümâ-pervâzam
Rûh-ı kudsî baña hem-dem ben aña hem-râzam
Cây-gâh olmagıla şehr-i Amâsiyye baña
Muttasıl feyz olınur kuvvet-i kudsiyye baña
Virmezin devlet-i dünyâya ma‘ârif güherin
Sen beni dûn u denî añlama ‘âlî-nazarın
Kadrüm iz‘ân idenüñ hıdmetine hâk-i derin
Sırr-ı mahfî ise de n'olsa kimüñ anı dirin
Cây-gâh olmagıla şehr-i Amâsiyye baña
Muttasıl feyz olınur kuvvet-i kudsiyye baña
Sûretâ câh u celâl ehli gibi muhteşemem
Mâlik-i tabl u ‘alem sâhib-i hayl ü haşemem
Ma‘nide sâlik-i peşmîne-keş-i mugtenemem
Köhne ihrâm ile çün şeyh-i harem-i muhteremem
Cây-gâh olmagıla şehr-i Amâsiyye baña
Muttasıl feyz olınur kuvvet-i kudsiyye baña
Ne bilür ehl-i riyâ ben niçe hikmet-dânam
Fahr-ı erbâb-ı hüner merd-i kavî-iz‘ânam
Nakd-i ‘irfân ile mahsûd-ı ribâ-hârânam
Sadr-ı vîrânede dervîş-i tehî-hemyânam
Cây-gâh olmagıla şehr-i Amâsiyye baña
Muttasıl feyz olınur kuvvet-i kudsiyye baña
Niçe şeh-zâdelerüñ mesken ü me’vâsıdur ol
Ehl-i hâcât olanuñ Ka‘be-i ‘ulyâsıdur ol
Sâhil-i bahr-ı gınâ meşgale deryâsıdur ol
Evliyâ mecma‘ı aktâb musallâsıdur ol
Cây-gâh olmagıla şehr-i Amâsiyye baña
Muttasıl feyz olınur kuvvet-i kudsiyye baña
Merkad-i pâkine var Hazret-i Pîr İlyâs'uñ
Pür-safâ eylesün âyîneñi silsün pâsuñ
Gümüşî-zâde'ye dil nakdi gerek ihsâsuñ
Zerk ile bencileyin kalbini tâ nahhâsuñ
Cây-gâh olmagıla şehr-i Amâsiyye baña
Muttasıl feyz olınur kuvvet-i kudsiyye baña
Hamdü-lillâh ki hüner mülkine oldum vâlî
Oldı şânum gibi ‘irfân ile kadrüm ‘âlî
Kevkebümden yañadur kevkebenüñ ikbâli
Hasb-i hâl oldı bu güftâr baña ey Âlî
Cây-gâh olmagıla şehr-i Amâsiyye baña
Muttasıl feyz olınur kuvvet-i kudsiyye baña

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, ben yüksek bir himmetle seçkin kılınmışım; kayalık yerlere konan bir şahinim. Hümâ gibi yükseklerde uçarım, bu alçak dünyada kalmam. Kutsal ruh benim yoldaşım, ben de onun sırdaşıyım. Amasya şehri bana yurt olduğu için kutsal bir kudretten bana durmadan feyz gelir.

2. Bilgi cevherimi dünya devletine vermem. Ey yüksek bakışlı, beni aşağılık ve değersiz sanma. Değerimi anlayanın hizmetinde kapısının toprağıyım. Gizli bir sır da olsa, kimin olduğunu söylerim. Amasya şehri bana yurt olduğu için kutsal bir kudretten bana durmadan feyz gelir.

3. Görünüşte makam ve ihtişam sahipleri gibi heybetliyim; davulun ve sancağın sahibi, atların ve maiyetin efendisiyim. Ama iç yüzümle yün hırka giymeyi kazanç sayan bir yolcuyum; eski bir ihrama bürünmüş, Kâbe'nin saygın bir şeyhi gibiyim. Amasya şehri bana yurt olduğu için kutsal bir kudretten bana durmadan feyz gelir.

4. İkiyüzlüler benim nice hikmet bildiğimi ne bilsin. Hüner sahiplerinin övüncü, anlayışı güçlü bir adamım. İrfan sermayem yüzünden faizcilerin kıskandığı kişiyim; viran bir yerin başköşesinde kesesi boş bir dervişim. Amasya şehri bana yurt olduğu için kutsal bir kudretten bana durmadan feyz gelir.

5. O şehir nice şehzadenin evi ve sığınağıdır; ihtiyaç sahiplerinin yüce Kâbe'sidir. Zenginlik denizinin kıyısında bir uğraş deryasıdır; velilerin toplandığı, kutupların namaz kıldığı yerdir. Amasya şehri bana yurt olduğu için kutsal bir kudretten bana durmadan feyz gelir.

6. Hazret-i Pîr İlyâs'ın temiz kabrine git; o senin gönül aynanı safâyla doldursun, pasını silsin. Gümüşîzâde'ye (Gümüşlüzâde ailesinden bir zata) gönül parasıyla yakınlığını göstermen gerekir. (Dördüncü mısra kapalıdır; yoruma bakınız.) Amasya şehri bana yurt olduğu için kutsal bir kudretten bana durmadan feyz gelir.

7. Allah'a hamdolsun ki hüner ülkesine vali oldum; adım gibi irfanla değerim de yüce oldu. Debdebemin talihi benim yıldızımdan gelir. Ey Âlî, bu söz benim hâlimin anlatımı oldu. Amasya şehri bana yurt olduğu için kutsal bir kudretten bana durmadan feyz gelir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi bentlik bir müseddestir; müseddes, her bendi altı mısradan oluşan nazım şeklidir. Arslan'ın verdiği başlık "Müseddes-i Ünsiyye Der-Vasf-ı Şehr-i Amâsiyye"dir; "ünsiyye" yakınlık ve alışkanlık anlamındaki "üns" kelimesinden gelir ve başlık "Amasya şehrinin vasfına dair yakınlık müseddesi" diye anlaşılabilir. Her bendin ilk dört mısraı kendi arasında kafiyelidir (mümtâzam, şâh-bâzam, hümâ-pervâzam, hem-râzam gibi); son iki mısra bütün bentlerde aynen tekrarlanan bir nakarattır. Nakaratın kafiyesi "Amâsiyye / kudsiyye", redifi "baña"dır. Vezin aruzun remel bahrinden "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır.

Metin, şiiri yayımlayan tek kaynak olan Mehmet Arslan'ın 2018 tarihli bildirisinden alınmıştır; Arslan şiiri hangi divan nüshasından ya da neşrinden aldığını göstermez.

Anlam ve Söz Sanatları

Müseddesin ilk dört bendi Amasya'dan çok şairin kendisini anlatır ve Âlî'nin şiirinin bilinen bir özelliğini taşır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Ömer Faruk Akün, Âlî'nin aşk dışında uğradığı haksızlıkları, esirgenen makamları ve yükselme ihtirasının doğurduğu duyguları şiire getirdiğini yazar; bu bentlerde de şair kendini yükseklerde uçan şahine ve hümâya benzetir, bilgisini dünya devletine değişmeyeceğini söyler, ikiyüzlülerin ve "faizcilerin" kendisini anlamadığından yakınır. Üçüncü bentte görünüş ile iç yüz arasında bir tezat kurulur: dışarıdan davul ve sancak sahibi bir beydir, içeriden yün hırkalı bir derviştir. "Tabl u ‘alem" (davul ve sancak) sancakbeylerinin alametidir ve şairin Amasya'daki gerçek konumunu yansıtır.

Beşinci ve altıncı bentler şehrin kendisine döner. Amasya "nice şehzadenin evi", velilerin toplandığı ve kutupların namaz kıldığı yer olarak anılır; altıncı bentte Halvetî şeyhi Pîr İlyâs'ın kabri gönül aynasının pasını silecek yer olarak gösterilir. Bu bentte maden imgeleri etrafında yoğun bir tenasüp vardır: "Gümüşî-zâde" adındaki gümüş, "nakd" (para), "kalb" (hem gönül hem ayarı bozuk sahte para), "nahhâs" (bakırcı) ve "pâs" (pas). Dördüncü mısraın sözdizimi kapalıdır ve kesin bir okuma vermek güçtür. Son bentte mahlas tevriyeli kullanılır: "kadrüm ‘âlî" (değerim yüce) sözü ile "ey Âlî" seslenişi aynı kelimeye dayanır. "Hüner mülkine oldum vâlî" ifadesi, gerçekten bir sancağın yöneticisi olan şairin asıl valiliğinin hüner ülkesinde olduğunu söyler. "Kevkeb" (yıldız) ile "kevkebe" (debdebe) arasında bir cinas vardır.

Tarihî Bağlam

Arslan şiirin Âlî'nin "Amasya'da vâli iken" yazdığını belirtir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Âlî, III. Mehmed tahta çıkınca (1595) Künhü'l-ahbâr için kaynak bulmayı umduğu Mısır defterdarlığını istemiş, sarayın nüfuzlu ağaları engel olunca Amasya sancakbeyliği ve Rûm defterdarlığı ile yetinmek zorunda kalmıştır; aynı yıl Rûm defterdarlığından alınmış, ardından Amasya'dan Kayseri'ye nakledilmiştir. Şiirdeki davul ve sancak ile "vâlî" kelimesi bu kısa sancakbeyliği dönemine işaret eder. İstemeden geldiği bir şehri bir sığınak ve feyz kaynağı olarak övmesi, şairin hayal kırıklığını şehrin manevî değeriyle karşılayışı olarak okunabilir; bu yorum bizimdir. Şiirde anılan yerler ve Gümüşlüzâde ailesi üzerine ayrıntılı notlar Amasya Şiirleri bölümündeki sayfada, şairin edebî kişiliği Gelibolulu Mustafa Âlî: Şair ve Eserleri yazısında yer alır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar