Habib-i Karamânî, XV. yüzyılın ikinci yarısında Amasya'da yaşayan ve burada ölen Halvetî şeyhidir. Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin Anadolu'ya dönen halifelerinden biri olarak Halvetiyye'nin Anadolu'da yayılmasında rol oynamış, Amasya'da kurduğu zâviye dört yüz yıl boyunca torunlarınca yaşatılmıştır. Yazar olarak bıraktığı iz ise çok incedir: kaynaklarda adı geçen ama nüshası bulunamayan bir nasihat kitabı, Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsameddin'in ona nispet ettiği ve birkaç beytini aktardığı manzum bir tasavvuf eseri ve müridi Dâvûd-ı Halvetî'nin bir mesnevisinde tercüme edilip şerhedilen sözleri. Bu sayfa bu kırıntıları bir araya getirir ve her birinin kaynağını ayrı ayrı gösterir.
Niğde yakınlarındaki Ortaköy'de doğdu; Niğde o dönemde Karaman vilâyetine bağlı olduğu için Karamânî nisbesiyle anıldı. Şirvan'a gidip on iki yıl Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin hizmetinde bulundu ve ondan hilafet aldı. 1450'lerde Anadolu'ya döndü, Ankara, Aydın, Kayseri, Konya ve Karaman arasında dolaştı, üç kez hacca gitti. İskilip'te Şeyh Yavsî'nin kızıyla evlendi ve orada vakıflar kurdu; kayınpederiyle anlaşmazlığa düşünce Amasya'ya geldi. Hüsameddin'e göre Mehmed Paşa Camii yanında kendisi için yapılan zâviyede yerleşti, Yakub Paşa Camii'nde vaaz verdi, Şehzade Ahmed'in şeyhi oldu ve 902 (1497) yılının Mi'rac gecesinde öldü. Türbesi Mehmed Paşa İmareti içindedir. Hayatı, halifeleri ve tekkesi Habib-i Karamânî biyografisinde ayrıntısıyla anlatılmıştır.
Eserleri
Kitâbü'n-Nesâyih
TDV İslâm Ansiklopedisi, kaynaklarda Habib Karamânî'nin Kitâbü'n-Nesâyih ("Nasihatler Kitabı") adlı bir eseri olduğunun kaydedildiğini, ancak bir nüshasına rastlanamadığını yazar. Adından tasavvufî ve ahlâkî öğütler içeren bir kitap olduğu anlaşılır; dili, hacmi ve yazılış yeri bilinmez. Ansiklopedi maddesinin bibliyografyası bu kaydın Hediyyetü'l-ârifîn ve Bursalı Mehmed Tâhir'in Osmanlı Müellifleri'nden geldiğini düşündürür; kaydın tam olarak hangi kaynakta geçtiğini kendimiz denetleyemedik.
Etvâr-ı Seb'a
Hüsameddin, Amasya Tarihi'nde Habib'in biyografisini bitirirken şöyle der: "Tasavvufdan 'Etvâr-ı Seb'a' adlı manzûm bir eseri vardır. Sülûkdan bâhisdir." Yani tasavvuftan "Yedi Mertebe" adlı manzum bir eseri vardır ve seyr ü sülûkten, dervişin manevi yolculuğundan söz eder. Etvâr-ı seb'a, nefsin emmâre ile başlayıp levvâme, mülhime ve mutmainne mertebelerinden geçerek kâmile ile sona eren yedi mertebesine verilen addır. Suat Donuk'un belirttiğine göre bu mertebeler her birinde Allah'ın yedi isminden biri zikredilerek aşılır, Halvetî dervişlerinin büyük bir kısmı bu konuda eser yazmıştır ve bu geleneği sürdürenler arasında Habib'in şeyhi Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî ile çağdaşı Cemâl-i Halvetî de vardır. Hüsameddin bu eserden iki parça aktarır. Birincisi Allah'ın zâtına ve varlığının ispatına dair tek bir beyittir, ikincisi Hz. Peygamber'in vasfına dair altı beyitlik bir na't parçasıdır.
Bu iki parça Habib'e nispet edilen ve bugüne metni ulaşan tek manzum sözlerdir. Her biri özgün metni, günümüz Türkçesi ve yorumuyla ayrı sayfada verilmiştir: Habib-i Karamânî, Beyit 1 ve Habib-i Karamânî, Naat 1. Hüsameddin bu beyitleri hangi nüshadan aldığını söylemez ve eserin bir neşri yoktur. Ancak Donuk'un Ramazan Muslu'nun tespitlerinden aktardığı etvâr-ı seb'a eserleri listesinde "Habîb Ömer Halvânî" adına kayıtlı Manzûme fi'l-etvâri's-seb'a adlı bir eser yer alır (Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi nr. 1321, vr. 1-51). Habib Karamânî'nin baba tarafından Hz. Ömer soyundan geldiği rivayet edilir ve Amasya'daki vakfiyesinin Çorumlu dergisinde yayımlanan suretinin başlığında "Şeyh Habîb-i Ömerî" diye anılır. Bu yüzden bu yazmanın Hüsameddin'in sözünü ettiği Etvâr-ı Seb'a olması mümkündür. Nüshayı göremediğimiz için bu eşleştirme bir ihtimal olarak kalmaktadır.
Gülşen-i Tevhîd'deki Sözleri
Habib'in sözlerinin yazıya geçmiş bir başka örneği müridinin eserindedir. Mudurnulu Dâvûd-ı Halvetî, Bağdat'ta okuduktan sonra Amasya'ya gidip Habib Karamânî'ye intisap etmiş, şeyhi tarafından Halvetîliği yaymak üzere Mudurnu'ya gönderilmiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Dâvûd'un İsfendiyaroğlu Kızıl Ahmed'in isteğiyle yazdığı Gülşen-i Tevhîd'in dörtte biri etvâr-ı seb'a konusuna ayrılmıştır; öteki bölümlerde bazı âyet ve hadislerle Hz. Ali'nin, Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın, Sühreverdî'nin, İbnü'l-Arabî'nin, Mevlânâ'nın, Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin ve Habib Karamânî'nin sözleri başlık olarak alınıp manzum olarak tercüme ve şerhedilir. Eser Türkçe ve Arapça karışık, genellikle mesnevi tarzında yazılmıştır. Nüshaları Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi'nde (nr. 5694, 1633 tarihli) ve Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir (Hacı Mahmud Efendi nr. 3329; Reşid Efendi nr. 427). Habib'e ait sözlerin hangileri olduğunu, eserin metnini göremediğimiz için veremiyoruz.
Lâmiî Çelebi'nin Nefehât tercümesinde aktarılan bir söz de Habib'in diline dair küçük bir örnektir. Şirvan'a vardığı gün Seyyid Yahyâ onu bir pencerenin önünde oturtmuş; Habib o anda şeyhinde fâni olduğunu anlatmak için "O geldi, biz gittik" demiştir.
Kaynakların Durumu
Etvâr-ı Seb'a'nın Habib'e aidiyeti yalnız Hüsameddin'in kaydına dayanır; TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Habib maddesi bu eserden söz etmez ve yalnız Kitâbü'n-Nesâyih'i anar. Süleymaniye'deki "Habîb Ömer Halvânî" kaydı Hüsameddin'i destekleyebilir, ama doğrulanmadıkça aktarılan beyitlerin aidiyeti dikkatle okunmalıdır. Öte yandan Habib'in Amasya'daki müridi Dâvûd-ı Halvetî'nin manzum Gülşen-i Tevhîd'inin dörtte birinin etvâr-ı seb'aya ayrılmış olması ve aynı eserde Habib'in sözlerinin manzum şerhlerle yer alması, Hüsameddin'in elindeki beyitlerin bu çevreden çıkmış bir etvâr manzumesinden geldiğini, ama hocaya mı müride mi ait olduğunun karışmış olabileceğini düşündürür. Bu bir ihtimaldir; iki metni karşılaştırma imkânımız olmadığı için bu bizim çıkarımımız olarak kalmaktadır.
Na't parçasının son beytindeki "habîb" kelimesi de iki türlü okunabilir. "Habîb" (sevgili) Hz. Peygamber'in sıfatlarındandır ve beyit bu anlamla tamamlanır. Aynı kelimenin şeyhin adı olması ise bir mahlas inceliği bulunduğunu düşündürebilir. Kaynaklarda Habib'in bir mahlası kaydedilmediği için bu ikinci okuma da bir yorumdan öteye geçmez.
Eserlerinde Amasya
Habib'e nispet edilen beyitlerde Amasya'yı anan bir söz yoktur. Şehirle bağı, sözlerinin aktarıldığı çevre üzerinden kurulur. Beyitler, Amasya'nın kendi tarihçisi Hüsameddin'in kitabında, Habib'in Amasya'daki zâviyesini ve onun ardından dört yüz yıl süren şeyhler zincirini anlatan uzun maddenin içinde korunmuştur. Sözlerini manzum olarak şerheden Dâvûd-ı Halvetî de onunla Amasya'da tanışıp ona Amasya'da intisap etmiştir. Hüsameddin'in kaydında Habib'in halifeleri arasında sayılan Tâceddin Mahmud Çelebi'nin Risâle-i Tâciyye adlı tasavvufi eseri, Hayreddin Hızır Efendi'nin Akabât adlı ahlâk risalesi ve torunu Seydîzâde Habib Efendi'nin 1554'te Amasya'ya gelen Kanuni'ye sunduğu üç eser, Habib'in kurduğu çevrenin Amasya'da yazmaya devam ettiğini gösterir.
Etkisi ve Kaynaklarda Değerlendirilmesi
Habib'in etkisi yazdıklarından çok yetiştirdiklerinde görülür. TDV İslâm Ansiklopedisi onu Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin beş meşhur halifesinden biri olarak, Halvetiyye'nin Anadolu'da yayılmasında önemli rol oynayan sûfîler arasında sayar; tarikatın ise daha çok Pîr Muhammed Erzincânî ve halifeleri yoluyla devam ettiğini belirtir. Hüsameddin onu Şehzade Ahmed'in şeyhi, "tarîkat-ı Halvetiyye'den bir pîr-i muazzam" olarak tanıtır ve halifelerini tek tek sayar. Onun hakkında bilinenlerin çoğu Lâmiî Çelebi'nin Nefehât tercümesi, Taşköprizâde'nin eş-Şekâik'i, Mecdî ve Atâî gibi tabakat kaynakları ile Hüsameddin'in vakfiye ve sicil kayıtlarına dayanan anlatısından gelir. Yazar olarak ise, nüshası bulunamayan bir nasihat kitabı ve aidiyeti tek kaynağa dayanan birkaç beyitle, kendi kaleminden çok başkalarının kitaplarında yaşayan bir şeyh olarak kalır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, "Habîb-i Karamânî" maddesi (e-kitap s. 564-566). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page565.html
Akademik çalışmalar
- Kâmil Şahin, "Habib Karamânî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 14, İstanbul 1996, s. 371-372. https://islamansiklopedisi.org.tr/habib-karamani
- Suat Donuk, "Seyyid Ahmed Cezbî'nin Etvâr-ı Seb'a Konulu Bilinmeyen Bir Mesnevisi: Kenzü'l-Etvâr", Littera Turca, 5(4), 2019, s. 596-631. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/845297
- Recep Uslu, "Dâvûd-i Halvetî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 9, İstanbul 1994, s. 28. https://islamansiklopedisi.org.tr/davud-i-halveti
Çevrimiçi kaynaklar


