Özgün Metin

Mihnet-i aşka esîr itdi beni devr-i felek
Düşeyim râh-ı belâya der-i dilber diyerek

Günümüz Türkçesiyle

1. Feleğin dönüşü beni aşkın sıkıntısına tutsak etti; (madem öyle) "sevgilinin kapısı" diyerek belâ yoluna düşeyim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Harîmî'den kalan tek parça budur. İki mısraı "felek" ve "diyerek" kelimeleriyle aynı sese bağlandığı için beyit bir gazelin matlaı olabilir; gazelin geri kalanı ve beytin kime, ne zaman söylendiği bilinmiyor. Vezin belirtilmez; Hüsameddin beyti tek başına, "Şu beyt eş'ârındandır" diyerek verir.

Anlam ve Söz Sanatları

Birinci mısrada şair edilgendir, ikincide seçen kişidir; beytin gerilimi bu iki karşıt hareketten doğar. İlk mısrada onu aşkın derdine tutsak eden "devr-i felek", yani dönüp duran göktür. Divan şiirinde felek insanın başına gelenlerin sorumlusu sayılan, hep aleyhte dönen bir çarktır. İkinci mısrada ise karar şairindir. "Düşeyim" sözündeki istek kipi, tutsaklığın içinden bir kararın doğduğunu gösterir: madem felek beni bu derde düşürdü, ben de belâ yoluna kendi isteğimle düşeyim. Türkçedeki "yola düşmek" deyimi burada iki anlamı birden taşır; hem yola koyulmak hem de bir felakete düşmek anlaşılabilir. Bu çift okuma bize aittir; Hüsameddin beyti açıklamadan bırakır.

Mısranın sonundaki "der-i dilber diyerek" sözü belâ yolunu sevgilinin kapısına çevirir. Âşık için acıya giden yol ile sevgiliye giden yol aynıdır; belâ, sevgilinin eşiğinin başka bir adıdır. "Devr" (dönüş), "râh" (yol) ve "der" (kapı) kelimeleri beyitte bir hareket ve varış zinciri oluşturur. "Diyerek" fiilini "diye düşünerek, öyle sayarak" anlamında da okumak mümkündür; o zaman şair belâ yolunu bile bile sevgilinin kapısı yerine koymaktadır.

Tarihî Bağlam

Beyit Hüsameddin'in kısa maddesinin son satırıdır ve başka bir kaynakta bulunamamıştır. Hocası Hâcezâde Remzî Abdullah Efendi ile kâtipliğini yaptığı Şemsî Paşazâde Ahmed Paşa hakkında bilinenler Harîmî Abdullah Çelebi yazısında toplanmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar