IV. Murad 1635'te Revan seferinden dönerken Amasya'da konakladığında padişaha bir kaside ile kendi kaleme aldığı Kasîde-i Bürde Şerhi'ni sunan müderris şair, Hâcezâde Remzî Abdullah Efendi'dir. "Küçük Hâce" diye tanınan Kâdızâde Mehmed İlmî Efendi'nin oğluydu; otuz yıl kadar ders okuttu, Amasya medreselerinin çoğunda müderrislik yaptı ve 1063 Zilhiccesinde (Ekim-Kasım 1653) Tokat'ta Hâtuniye müderrisiyken öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kaydına göre Arapça, Farsça ve Türkçe şiir yazabiliyordu. Şiirlerinin bir kısmı yazarın eline geçmiş, ama kendi kitaplarıyla birlikte yanmıştır.

Hayatı

Hüsameddin'in onuncu ciltte ona ayırdığı Remzî Abdullah Efendi-Hâcezâde maddesi aşağıdadır:

Amasyalıdır. "Küçük Hâce" demekle meşhûr fuzalâdan Kâdızâde Mehmed İlmî Efendi bin Mustafa Efendi'nin mahdûmudur. Pederinden ve Yağmurköylü İsmâ'îl ve Gürcü İmâm el-Hâc Hâfız Hasan Efendilerden ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve Hâfız Hasan Efendi'ye dâmâd oldu. Otuz yıl kadar tedrîs-i ulûm ederek fevka'l-âde iştihâr edib Amasya medreselerinin çoğuna müderris oldu. Bu sûretle devr-i medâris ederek 1061'de Hâtuniyye-i Tokat müderrisi olduğu hâlde 1063 senesi zilhiccesinde vefât etdi. Fâzıl, muhakkik, ulûm-ı edebiyyede mâhir, elsine-i selâsede tanzîm-i eş'âra kâdir, şâir, belîğ idi. Hayli eş'ârı ve hâssaten Amasya'da Sultân Murâd'a takdîm etdiği kasîdesi elde edilmişdi. Ma'alesef yandı. Mahdûmları şu'arâdan Şevkî Mehmed Efendi ile Şeyhü'l-kurrâ Hâfız Abdurrahmân Efendi'dir. Bunun mahdûmu el-Hâc Hasan Efendi de ulemâdan idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. "Küçük Hâce" diye tanınan bilginlerden Kâdızâde Mehmed İlmî Efendi'nin (babası Mustafa Efendi) oğludur. Babasından, Yağmurköylü İsmâil Efendi'den ve Gürcü İmam Hacı Hâfız Hasan Efendi'den okuyup öğrenimini tamamladı, ders-i âm oldu ve Hâfız Hasan Efendi'nin damadı oldu. Otuz yıl kadar ders vererek çok tanındı, Amasya medreselerinin çoğunda müderrislik yaptı. Medreseleri bu yolla basamak basamak dolaşarak 1061'de Tokat'taki Hâtuniye Medresesi'nin müderrisi oldu ve bu görevdeyken 1063 yılı Zilhiccesinde öldü. Faziletli, araştırıcı, edebî ilimlerde usta, üç dilde (Arapça, Farsça, Türkçe) şiir söyleyebilen, belâgatli bir şairdi. Pek çok şiiri, özellikle Amasya'da Sultan Murad'a sunduğu kasidesi ele geçmişti; ne yazık ki yandı. Oğulları şairlerden Şevkî Mehmed Efendi ile kurrâ şeyhi Hâfız Abdurrahman Efendi'dir. Onun oğlu Hacı Hasan Efendi de ulemadandı.

Doğum yılı maddede verilmez. 1061'de (1650-51) Tokat'a giden ve oradan dönmeden ölen bir müderrisin otuz yıllık ders hayatı, Amasya'da 1620'lerin başından itibaren medrese kürsülerinde bulunduğunu düşündürür; bu bir hesaptır, belgeye dayanmaz. Kayınpederi Gürcü İmam Hâfız Hasan Efendi, aynı yıllarda Topçuzâde Hüseyin Efendi gibi başka Amasyalı âlimleri de yetiştirmiş bir hocadır.

Sultan Murad'ın Amasya'ya Gelişi

Remzî'nin adını maddenin dışına taşıyan olay, IV. Murad'ın Revan seferinden dönüşüdür. Hüsameddin dördüncü ciltte bu ziyareti Enderun ağalarının tuttuğu bir sefernâmeden, Lâleli Kütüphanesi'ndeki bir cihadnâmeden ve Abdî Efendi'nin kayıp tezkiresinden derleyerek anlatır. 1045 yılı Cemâziyelâhirinin son on gününde (Aralık 1635 başı) padişah İnepazarı'ndan akşamüstü yola çıkıp Çalan Köprübaşı'ndaki Hoca Ahmed Paşa köşkünde dinlenmiş, gece yarısından sonra şehre girip Sultan Bayezid Camii karşısındaki aynı paşanın konağına inmişti. Ertesi gün şehir halkı ona at, Amasya kumaşı ve sahtiyan sundu; padişah türbeleri gezdi ve ikindiyi Sultan Bayezid Camii'nde kıldı. Hüsameddin'e göre bu sırada "Amasya'nın ulemâ ve şuarâsından Hocazâde Abdullah Remzî Efendi tanzim eylediği bir kasîde ile te'lîf etdiği Kasîde-i Bürde Şerhi'ni", Şeyhzâde Abdî Efendi de kendi övgü şiirini sunmuş ve ikisi de iltifat ve ihsan görmüştü. Padişah salı sabahı şehirden ayrıldı.

Kasîde-i Bürde, Mısırlı şair Bûsîrî'nin Hz. Peygamber için yazdığı ünlü Arapça kasidedir ve Osmanlı medreselerinde çok okunur, çok şerh edilirdi. Remzî'nin bir Bürde şerhi yazmış olması, maddedeki "üç dilde şiir söylemeye kâdir" ve "ulûm-ı edebiyyede mâhir" övgüsünü somut bir esere bağlar. Şerhin bir nüshasının bugün bir kütüphanede bulunup bulunmadığını gösteren bir bilgi elde edilemedi. Kasidenin metni de, Hüsameddin'in ifadesine göre, yazarın kendi yanan kitapları arasında kaybolmuştur.

İki yıl sonra Remzî'nin müderrisliğine yeni bir kapı açıldı. Sadrazam Bayram Paşa 1046 Zilkadesinde (Nisan 1637) Amasya'ya geldiğinde Sığırpazarı yakınındaki Atabey Medresesi'ni yeni baştan yaptırıp avlusuna bir şadırvan koydurmuş, müderrisliğini de "meşâhir-i udebâ ve fuzalâdan Küçük Hoca Mehmed Efendizâde Abdullah Remzî Efendi"ye verdirmişti. Vekayi kısmı ölümünü de 1063 yılının olayları arasında, aynı yıl ölen hattat Abdülcelîl Efendi ve Yörgüç Paşa müderrisi Zemânzâde Ali Efendi ile birlikte kaydeder.

Ailesi ve Öğrencileri

Remzî, Hüsameddin'in kitabında otuz bir maddeyle izlenen Hâcezâdeler ailesinin ikinci kuşağındandır. Babası Mehmed İlmî Efendi'nin büyük oğlu, "Rahmî" mahlaslı Ahmed Efendi'dir; üçüncü oğlu Abdüllatîf Efendi Fethiye Camii hatibi ve Pervâne Bey Camii vaizi olmuştur. Remzî'nin kendi maddesi iki oğul sayar: şair Şevkî Mehmed Efendi ile kurrâ şeyhi Hâfız Abdurrahman Efendi. Sekizinci ciltteki madde ise Trabzon kadılığından devriye mollalığına yükselen şair Hâmid Ahmed Efendi'yi de onun oğlu sayar. Şevkî'nin maddesi babasını "Mehmed İlmî Efendi bin Abdullah Remzî Efendi" diye verir ve böylece baba ile dedenin yerini değiştirir; Remzî ile Hâmid'in maddeleri birbirini tuttuğu için doğru sıra Mehmed İlmî, Remzî ve Şevkî olmalıdır.

Remzî'nin yetiştirdikleri arasında iki şair adıyla bilinir. Merzifonlu Harîmî Abdullah Çelebi edebiyat ve kâtipliği "Hâcezâde Abdullah Remzî Efendi'den" öğrenip İstanbul'a gitmiş, 1066'da genç yaşta ölmüştür. Sultan Bayezid Camii başmüezzini Hâfız Abdullah Çelebi ise onun "sohbetinde" yetişmiş, 1079 depreminin ardından ölmüştür. Hüsameddin'in dördüncü ciltte XVII. yüzyıl Amasya'sının kalem şairlerini sayarken andığı Kelâmî, Türâbî, Abdî, Remzî, Câmî, Zühdî, Şevkî, Hıfzî ve Dâniş dizisindeki Remzî de, Abdî ve Şevkî ile yan yana durduğuna bakılırsa büyük ihtimalle odur.

Şiiri

Remzî Abdullah Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in elindeki şiirleri ve IV. Murad'a sunulan kaside yanmış, maddede tek beyit aktarılmamıştır. Abdî Efendi'nin 1000-1081 yılları arasındaki Amasya şairlerini toplayan tezkiresi Remzî'yi tanıyan en yakın kaynak olurdu; o tezkire de bugün kayıptır ve Hüsameddin'in kitabına yalnız parçalar hâlinde geçmiştir. Mahlası "remz" kelimesinden gelir ve işaretle, sembolle söyleyen kişiyi anlatır. Aynı yüzyıllarda bu adı kullanan başka şairler de olmuştur; Amasya'da ondan önce Sadrazam Pîrî Mehmed Paşa, XVIII. yüzyılda da kadı Topçuzâde Ali Efendi bu mahlası taşımıştır.

Kronoloji

1045 Cemâziyelâhir (Aralık 1635 başı): IV. Murad Amasya'da konaklar; Remzî ona bir kaside ile Kasîde-i Bürde şerhini sunar.

1046 Zilkade (Mart-Nisan 1637): Sadrazam Bayram Paşa Atabey Medresesi'ni yeniden yaptırır ve müderrisliğini Remzî'ye verdirir.

1061 (1650-51): Tokat'ta Hâtuniye Medresesi müderrisi olur.

1063 Zilhicce (Ekim-Kasım 1653): Hâtuniye müderrisiyken ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar