Harîmî mahlasıyla şiir yazan Abdullah Çelebi, XVII. yüzyılın ortalarında yaşamış Merzifonlu bir divan kâtibidir. Babası, Merzifon'un tanınmış sipahileri arasında anılan Merzifon voyvodası Alî Ağa'dır; Sipâhîzâde aile adı da bu sipahi kökeninden gelir. Hakkında bilinenler Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki birkaç satırlık maddeden ibarettir ve bu madde ondan tek bir beyit korumuştur. Aynı mahlası kullanan ve ondan bir buçuk asır önce yaşamış olan Şehzade Korkud ile karıştırılmamalıdır; Hüsameddin iki Harîmî'yi aynı sayfada art arda verir. Şehzade Korkud'un şiirleri için Harîmî (Şehzade Korkut) kategorisine bakılmalıdır.

Hüsameddin'in Maddesi

Hüsameddin, eserinin sekizinci cildinde adı "ha" harfiyle başlayan Amasyalıları sıraladığı bölümde şairi şöyle tanıtır:

Merzifonludur. Sipâhî meşâhîrinden Merzifon voyvodası Alî Ağa'nın oğludur. Amasya'da Hâcezâde Abdullah Remzî Efendi'den tahsîl-i edebiyât ü kitâbet edib İstanbul'a gitdi. Orada Amasyalı Şemsî Paşazâde Ahmed Paşa'ya dîvân kâtibi olup 1066'da kırk bir yaşında vefât etdi. Şâ'ir, kâtib, tab'an latîf bir zât idi. Şu beyt eş'ârındandır:

Bugünkü dille madde şunu söyler: Harîmî Merzifonludur ve tanınmış sipahilerden Merzifon voyvodası Alî Ağa'nın oğludur. Amasya'da Hâcezâde Abdullah Remzî Efendi'den edebiyat ve kâtiplik öğrenip İstanbul'a gitmiş, orada Amasyalı Şemsî Paşazâde Ahmed Paşa'nın divan kâtibi olmuş ve 1066 yılında kırk bir yaşında ölmüştür. Şair ve kâtip, yaratılıştan ince ve hoş bir insandı. Madde, ardından gelen beyitle kapanır.

Hayatı

Hicrî 1066 yılı miladî 1655 sonbaharı ile 1656 sonbaharı arasına düşer. Hüsameddin'in verdiği yaş doğruysa Harîmî 1025 (1616) dolaylarında doğmuş olmalıdır; bu tarih maddede yazılı değildir, ölüm yılından geriye doğru hesaplanmıştır. Doğduğu yer olarak Merzifon gösterilir, ama tahsilinin önemli bir kısmını Amasya'da yapmıştır.

Hocası Hâcezâde Remzî Abdullah Efendi, Amasya'nın o yıllardaki en tanınmış müderrislerindendir. Hüsameddin onun otuz yıl kadar ders verip şehrin medreselerinin çoğunda müderrislik ettiğini, Arapça, Farsça ve Türkçe şiir söyleyebildiğini, Sultan Murad'a Amasya'da bir kaside sunduğunu ve 1061'de Tokat Hâtuniyye Medresesi'ne geçip 1063 Zilhiccesinde öldüğünü yazar. Harîmî'nin edebiyat ve kitâbet derslerini bu hocadan alması, Amasya'daki öğrenimini 1061'den önceye yerleştirir. Remzî'nin oğlu Şevkî Mehmed Efendi de şairdi; Harîmî'nin bu ev çevresinde yetiştiği anlaşılıyor. Remzî'ye ayrılan maddenin tamamı Remzî Abdullah Efendi-Hâcezâde başlığı altında yayımlanmıştır.

Kâtipliğini yaptığı Şemsî Paşazâde Ahmed Paşa, Amasya'nın Gümüşlüzâde hanedanındandır. Hüsameddin'in onun için yazdığı maddeye göre paşa 1048'de Bozok beyi olmuş, sonraki on yedi yılda Kars, Amasya, Sivas, Batum, Diyarbekir, Karesi, Şehrizor, Konya ve Kefe gibi sancak ve eyaletlerde görev almış, arada birkaç kez azledilerek Amasya'ya dönmüş, 1065'te dördüncü kez Sivas beylerbeyi, 1066 Zilhiccesinde de Bursa beylerbeyi olmuştur. İstanbul'a ancak 1067 Recebinde gelmiştir. Hüsameddin Harîmî'nin kâtipliğe İstanbul'da başladığını söylerse de paşanın bu yıllardaki bütün görevleri taşradadır. Bir beylerbeyinin divan kâtibi efendisinin yanında bulunacağı için Harîmî'nin son yıllarını paşanın eyalet divanlarında geçirmiş olması akla yakındır; madde bu konuda açık bir bilgi vermez. Paşanın görev listesinin ayrıntısı Ahmed Paşa-Şemsî Paşazâde maddesinde izlenebilir.

Harîmî'nin nerede öldüğü, evlenip evlenmediği ve çocuğu olup olmadığı bilinmiyor. Hüsameddin'in onun için kullandığı "tab'an latîf" sözü, kişiliği hakkında elimizdeki tek nitelemedir.

Şiiri

Harîmî'nin bir divanı olup olmadığı bilinmiyor. Ondan bugüne Hüsameddin'in aktardığı tek bir beyit kalmıştır: "Mihnet-i aşka esîr itdi beni devr-i felek / Düşeyim râh-ı belâya der-i dilber diyerek." Felekin döne döne şairi aşkın derdine tutsak etmesi ile şairin belâ yoluna kendi isteğiyle, sevgilinin kapısına gidiyorum diye düşmeyi seçmesi bu beytin iki ucudur. Beytin özgün metni ve yorumu, şairin kategorisinde kendi sayfasına alınmıştır. Taranan tezkirelerde ve biyografik sözlüklerde Harîmî Abdullah Çelebi adına başka bir kayda rastlanmadı; bu yüzden şair hakkında söylenebilecekler Hüsameddin'in maddesiyle sınırlı kalmaktadır.

Kronoloji

1025 (1616) dolayı: Doğumu (ölüm yaşından hesaplanmıştır).

1063 Zilhicce (Ekim-Kasım 1653): Hocası Hâcezâde Remzî Abdullah Efendi'nin Tokat'ta ölümü.

1066 (1655-56): Harîmî'nin kırk bir yaşında ölümü.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar