Divan-ı Hümâyun kalemlerinde yetişip mühimme kâtipliğinden reisülküttaplığa yükselen Şemsî Ahmed Bey, XVII. yüzyılın sonlarında Osmanlı bürokrasisinin tepesine çıkmış Amasyalı bir kâtip, hattat ve şairdir. Amasya'nın Gümüşlüzâde hanedanına anne tarafından bağlanan Şemsî Paşazâdeler'in dördüncü kuşağındandır. Reislikten azledildikten sonra 1107 (1695-96) yılında Amasya'ya gönderilmiş ve bir süre sonra orada ölmüştür. Bir gazeli, Amasya şairlerini toplayan bir tezkire zeylinde kayıtlıydı; o eser yanınca şiiri de kaybolmuştur.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde ona ayrılan madde kısadır:
Şemsî Ahmed Bey-Şemsi Paşazâde Amasyalıdır. Ümerâdan Mehmed Bey bin Ahmed Paşa bin Ali Bey bin Şemseddîn Ahmed Paşa'nın mahdûmudur. Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadâretinde Divân-ı Hümâyûn kalemine girdi. Orada terakkî ederek mühimme kâtibi ve Kara İbrâhim Paşa sadâretinde bir yıl kadar Reisülküttâb olup 1107'de ma'zûlen Amasya'ya gönderildi. 1107'de Amasya'da görüldü. Ba'dehû vefât etdi. Kâtip, hattât, şâir idi. Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdi Efendi "Tezkîre"sinde bir gazeli vardır. Hayfâ ki yandı.
Bugünkü Türkçeyle: Amasyalıdır. Beylerden Mehmed Bey'in oğludur; Mehmed Bey, Ahmed Paşa'nın, o Ali Bey'in, o da Şemseddîn Ahmed Paşa'nın oğludur. Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadrazamlığı sırasında Divan-ı Hümâyun kalemine girdi. Orada yükselerek mühimme kâtibi oldu, Kara İbrâhim Paşa'nın sadrazamlığında bir yıl kadar reisülküttaplık yaptı ve 1107'de azledilmiş olarak Amasya'ya gönderildi. 1107'de Amasya'da bulunduğu görülmüştür. Sonra öldü. Kâtip, hattat ve şairdi. Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdü Efendi'nin tezkiresinde bir gazeli vardı. Ne yazık ki o eser yandı.
Soyu
Maddenin verdiği soy zinciri, Şemsî Ahmed Bey'i Amasya'nın XVII. yüzyıldaki en güçlü ailelerinden birine bağlar. Zincirin başındaki Şemseddîn Ahmed Paşa, Çorum kadılığından Konya ve Sivas defterdarlıklarına, oradan Batum, Sivas ve Şehrizor beylerbeyiliklerine yükselmiş ve 1020 (1611-12) yılı sonlarında Şehrizor'da ölmüştü; ailenin "Şemsî Paşazâde" adı ondan gelir. Oğlu Ali Bey, Bozok sancakbeyi iken Bağdat seferinde şehit düşmüştü. Şemsî Ahmed Bey'in dedesi Ahmed Paşa ise 1048'de (1638-39) Bozok beyi olmuş, Kars'tan Kefe'ye kadar on kadar eyalette beylerbeyilik yapmış, arada birkaç kez Amasya mutasarrıfı olmuş ve 1067'de (1656-57) Kaptan-ı Derya vekili olarak Limni'nin geri alınmasında görev almıştı.
Zincirin ortasındaki baba, Mehmed Bey, Hüsameddin'de yalnız bu soy kaydında görünür. Ahmed Paşa'nın kendi maddesi oğul olarak yalnız Ali Bey'i, kız olarak da Neslihan Hanım'ı sayar; Mehmed Bey'in adı orada yoktur. Bu, Ahmed Paşa'nın oğullarının tamamının kaydedilmediğini gösterebileceği gibi zincirde bir halkanın karışmış olabileceğini de düşündürür. Hüsameddin iki kaydı birbiriyle karşılaştırmaz.
Aileden şiirle ilgilenen başka biri de vardı. Ahmed Paşa'nın kız kardeşinin oğlu Şemsî Mehmed Bey, dayısının hazinedarı ve divan kâtibi olmuş, sonra Kamaniçe ve Temeşvar defterdarlıklarına getirilmiş ve 1091'de (1680) azledildikten sonra ölmüştü; Hüsameddin onu "erbâb-ı şiir ve inşâ"dan, yani şiir ve düzyazı ehlinden sayar. Merzifonlu şair Harîmî Abdullah Çelebi de Ahmed Paşa'nın divan kâtibiydi. Şemsî Ahmed Bey'in kalem mesleğine yönelmesi, büyükbabasının çevresinde kâtipliğin ve edebiyatın gördüğü itibarla birlikte düşünülebilir.
Kalemden Reisliğe
Şemsî Ahmed Bey'in Divan-ı Hümâyun'a girişi, Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadrazamlığı (1072-1087 / 1661-1676) sırasındadır. Bu yıllarda Köprülü ailesinin Amasya ile bağı güçlüydü; Hüsameddin, ailenin başka bir üyesi olan Çelebi İbrâhim Paşa'nın 1069'da Amasya'ya gelen Fâzıl Ahmed Paşa'ya bağlanarak yükseldiğini anlatır. Şemsî Ahmed Bey, divanın yazışmalarını yürüten kalemde ilerleyip mühimme kâtibi olmuştur. Mühimme defterleri, divanda görüşülen önemli işler için yazılan hükümlerin kaydedildiği defterlerdir; bu kâtiplik, devletin en gizli ve en önemli yazışmalarına erişim demekti.
Reisülküttaplık, Divan-ı Hümâyun kâtiplerinin başı olmak, sadrazamın yazı işlerini ve dış yazışmaları yönetmek anlamına geliyordu. Şemsî Ahmed Bey bu makamda, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın Viyana bozgunundan sonra idam edilmesinin ardından sadrazam olan Kara İbrâhim Paşa'nın sadaretinde (1095-1096 / 1683-1685) bir yıl kadar bulunmuştur. Hüsameddin ne atanma ne de azil tarihini verir.
Maddedeki tarih kaydı bir soru bırakır. Kara İbrâhim Paşa'nın sadareti 1096'da (1685) sona ermişti; Şemsî Ahmed Bey'in ise "1107'de azledilmiş olarak Amasya'ya gönderildiği" yazılıdır. Arada on yıldan fazla bir süre vardır. Ya reislikten sonra başka görevlerde bulunup 1107'de bir azille Amasya'ya yollanmıştır, ya da iki olay arasındaki boşluk Hüsameddin'in elindeki belgelerin eksikliğinden doğmuştur. Hemen arkasından gelen "1107'de Amasya'da görüldü" cümlesi, Hüsameddin'in onu bu yılın bir şer'iyye sicili ya da benzeri bir belgesinde gördüğünü düşündürür. Ölüm tarihi bilinmiyor.
Şiiri
Şemsî Ahmed Bey'in şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin, Abdî Efendi'nin Amasya şairleri tezkiresini kendi zamanına kadar sürdüren torunu Şeyh Alizâde Rüşdü Ahmed Efendi'nin zeylinde onun bir gazelinin bulunduğunu, ancak bu eserin yandığını yazar. Rüşdü Ahmed Efendi 1159'da (1746) öldüğüne göre, Şemsî'yi bizzat tanımış ya da ondan bir kuşak sonra yazmış olmalıdır. Zeylin kaybıyla Amasyalı bir reisülküttabın şiirinden geriye yalnız Hüsameddin'in bu tek cümlesi kalmıştır. "Kâtip, hattât, şâir" sıralaması da onun yazısının güzelliğiyle tanındığını gösterir; elinden çıkmış bir hat örneği de bilinmiyor.
Aynı Adı Taşıyan Başka Bir Şemsî
Hüsameddin'in aynı sayfasında hemen önce gelen "Şemsi Ahmed Bey-Kemâl Paşazâde" bambaşka bir kişidir. O, XV. yüzyılın sonlarında Şehzade Selim'in lalası olarak 896'da (1491) Trabzon'a gitmiş, Selim tahta çıkınca silahdar olmuş ve 932'de (1525-26) ölmüştür. İki madde art arda geldiği ve adlar neredeyse aynı yazıldığı için karıştırılmaları kolaydır; şair ve reisülküttap olan, XVII. yüzyıldaki Şemsî Paşazâde'dir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 178 (e-kitap s. 411), "Şemsî Ahmed Bey-Şemsi Paşazâde" ve "Şemsi Ahmed Bey-Kemâl Paşazâde" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page411.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 179-180 (e-kitap s. 412), "Şemsî Mehmed Bey-Şemsî Paşazâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page412.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 537-538 (e-kitap s. 169-170), "Ahmed Paşa-Şemsî Paşazâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page169.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32 (on birinci cildin şairleri: s. 28-29). https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
