Özgün Metin
Var eger ʿarż-ı ʿiẕâr eyleye gülzâra gele
Çâk ide ġonca girîbânın ü gül zâra gele
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgili yanağını göstermek için gül bahçesine gelecek olsa, gonca (kıskançlıktan) yakasını yırtar, gül de feryada, inlemeye başlar. (Latîfî neşrinde mısra "Var eger" diye başlar; Kınalızâde, Hüsameddin ve TEİS'teki "Yâr eger" okunuşu anlamı tamamladığı için aktarım buna göre yapılmıştır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Kafiye bir cinasın içinde saklıdır. Birinci mısradaki "gülzâra" ile ikinci mısradaki "gül zâra" yazılışta ve söylenişte birdir, anlamda ayrılır: ilki "gül bahçesine", ikincisi "gül feryada" demektir. Redif iki mısrada da "gele"dir. Beyit bir gazelin matlaıdır; gazelin geri kalanı bilinmiyor, kime ve hangi vesileyle söylendiği de kayıtlı değil. Latîfî onu Hayâtî'nin şiirinin değerini gösteren tek örnek olarak verir, Kınalızâde ile Hüsameddin de aynı matlaı şairin tek şiiri diye tekrarlar. Neşirlerin hiçbiri vezin adı anmaz; beytin remel bahrinin fâilâtün feilâtün feilâtün feilün kalıbına uyduğunu biz belirledik.
Anlam ve Söz Sanatları
Beytin dayandığı düşünce, divan şiirinin sevgili ile gül arasında kurduğu yarıştır. Gül güzelliğin simgesidir; sevgilinin yanağı ise gülden daha kırmızı ve daha tazedir. Sevgili gül bahçesine gelip yanağını gösterirse çiçekler bu güzellik karşısında yenik düşer. Şair bunu iki hareketle anlatır. Açılmakta olan goncanın yarılması, yakasını yırtan bir âşığın ya da yaslı birinin hâline benzetilir. Divan şiirinde "çâk-ı girîbân", yani yaka yırtmak, aşk çılgınlığının ve derin acının işaretidir. Goncanın açılışını bu yırtılışa bağlamak, olağan bir doğa olayına şairane bir sebep bulmaktır; eski belagat buna hüsn-i talil der. İkinci hareket gülün "zâr"a, yani inlemeye gelmesidir. Bahçede inleyen ve feryat eden genellikle bülbüldür; burada ağlayan gülün kendisi olur, çünkü yanağın güzelliği onu yenmiştir. "Gülzâr" ile "gül zâr" arasındaki cinas ise beytin asıl ustalığıdır. Tezkireciler bu matlaı neden seçtiklerini söylemez; cinasın bu seçimde büyük ihtimalle payı olduğu, kaynaktan değil beytin kendisinden çıkan bir tahmindir.
Tarihî Bağlam
Beyit üç kaynakta küçük farklarla geçer. Rıdvan Canım'ın 2018 tarihli Latîfî neşri ilk kelimeyi "Var", ikinci mısraı "Çâk ide ġonca girîbânın ü gül zâra gele" diye okur. Kınalızâde'de ikinci mısra "Çâk ide yakasını gonçede gülzâra gele" biçimindedir; burada kafiye cinası kaybolur ve aynı söz iki mısrada tekrarlanır. Hüsameddin ise "Çâk ede gonce yakasını ve gülzâra gele" der. Matlaın Latîfî'de Merzifonlu Hayâtî'ye, Kınalızâde ve Hüsameddin'de Memâtî'nin kardeşi Hayâtî'ye verilmesi, iki şairin aynı kişi olup olmadığı tartışmasının dayanaklarından biridir. Tartışmanın ayrıntısı ve şairin hayatı Hayâtî Çelebi (Merzifonlu) yazısındadır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 203. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 313. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 97 (e-kitap s. 98). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page98.html
Kitaplar
- Yunus Kaplan, "Hayâtî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 13.05.2015 (güncelleme 03.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/hayati-mdbir
Çevrimiçi kaynaklar





