Özgün Metin

Nice taʿlîm eylemiş ʿışkı ezel üstâdı gör
Cân-ı şîrîni virür Şîrîn içün Ferhâdı gör
Hey ne ḫûnîdür gözüñ gün başına biñ ḳan ider
Hîç raḥm eyler mi âh ol ġamze-i cellâdı gör

Günümüz Türkçesiyle

1. Ezel üstadının aşkı nasıl öğrettiğine bak: Ferhad'ı gör, Şirin için tatlı canını veriyor.

2. Hey, gözün ne kan dökücüdür, gün başına bin kan eder (her gün bin kişinin kanına girer); ah, şu cellat bakışa bak, hiç acıma bilir mi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Redif bir emirdir: "gör". İlk beytin iki mısraı da "-âdı gör" sesleriyle bittiği için bu beyit bir gazelin matlaı sayılır; ikinci beyitte aynı kafiye ve redife yalnız ikinci mısra bağlanır. Kafiye "üstâdı", "Ferhâdı" ve "cellâdı" kelimelerindeki "-âdı" sesidir. Âşık Çelebi iki beyti, şairin hayatını anlattıktan hemen sonra "Şiir-i û" (onun şiiri) diyerek verir; gazelin öteki beyitleri ele geçmemiştir. Neşir vezin belirtmediği için kalıbı biz belirledik: birkaç hecede imale yapıldığında beyitler remel bahrinin fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbına oturur. Metin Filiz Kılıç'ın neşrinden alınmıştır; neşirde düz çizgiyle gösterilen uzun ünlüler burada düzeltme işaretiyle yazılmıştır. Bir nüshada "ġamze" yerine "ġamzesi" okunduğunu neşrin dipnotu bildirir.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyit, divan şiirinin en tanınmış aşk hikâyelerinden Ferhad ile Şirin'e telmih yapar. Ferhad, Şirin'e kavuşmak için dağları delen ve sonunda onun uğruna canını veren âşıktır. Şair burada aşkı bir ders, Allah'ı da bu dersi ezelde öğreten bir üstat olarak düşünür. Ferhad, bu dersi en iyi öğrenmiş öğrencidir. "Cân-ı şîrîn" (tatlı can) ile "Şîrîn" arasındaki ses ve anlam oyunu beytin inceliğidir: âşık tatlı canını Şirin'e verir, yani tatlı olanı tatlı olana feda eder. Bu söyleyiş tevriyeye yaklaşan bir cinas örneğidir.

İkinci beyitte konu sevgilinin gözüne döner. Divan şiirinde sevgilinin gözü ve süzgün bakışı (gamze) âşığı yaralayan, öldüren bir silahtır; bu yüzden göz "hûnî", yani kan dökücü, gamze de "cellat" diye anılır. "Gün başına" sözü her gün demektir, ama "gün" kelimesinin güneşi de çağrıştırması, her gün bin kişinin kanına giren bakışa ayrıca bir parlaklık katar. Neşirde böyle bir açıklama yoktur; bu ikinci anlam, kelimenin kendisinden çıkarılabilecek bir ihtimaldir. Mısraın sonundaki "gör" redifi iki beyitte farklı bir tonla işler: ilkinde bir hayranlık, ikincisinde bir şikâyet çağrısıdır.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi bu beyitleri Sultan Selim Camii imamı Fârsî Muslihüddin Halife'nin oğlu Mehmed Çelebi Hayâtî'ye verir ve Merzifon'dan söz etmez. Onu Latîfî'nin Merzifonlu Hayâtî'siyle bir sayanlar Kınalızâde ile Hüsameddin'dir; şiirin Merzifonlu şaire aidiyeti de bu birleştirmeye bağlıdır. Âşık Çelebi'nin anlattığı hayat, aşk yüzünden servetini tüketen ve sonunda Hicaz'a giden bir şairin hayatıdır; Ferhad'ın canını feda edişini anan beyit bu hikâyeyle kolayca ilişkilendirilebilir, ancak şiirin ne zaman ve kimin için söylendiğine dair bir bilgi yoktur. Kimlik tartışması ile şairin hayatı Hayâtî Çelebi (Merzifonlu) yazısında ele alınır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar