Amasya’da Sultân Bâyezîd Câmiinde mü’ezzinbaşı olan Hacı Hâfız Alî Efendi’nin oğludur. Pederinin intikâlinde hüsn-i sadâsına binâ’en mü’ezzinbaşı olmuştu. Ancak şi’r ve inşâda melekesi, mûsikîde mahâreti olduğundan eşrâf ve a’yân meclislerine dâhil olarak teayyün etdi.

Meclis-i a’yân azâsı olarak hükûmet işlerine pek karıştığından aleyhinde şikâyetler çoğaldı. 1119’da tahkîkât icrâsıyla 1120’de Samsun’a nefyedildi. Buradan ahz ü ıtlâk edilerek İstanbul’a [127] gitdi.

Orada Kaptân-ı deryâ olan Amasyalı Hacı Ahmed Paşa’ya intisâb ederek ağaları silkine girdi. Bununla beraber olduğu esnâda ba’zı ricâle çatıp müşârun ileyhin azl ü nefyinde Nevşehirli İbrâhim Paşa’nın mâ’iyyetine kabûl edildi.

Müşârûn-ileyhin sadâretinde nüdemâsından olup sadâret kapıcılar kethüdâsı sonra Gümüşhâne emîni olarak taşraya gönderildi. 1143 sâlinden sonra vefât etdi. Şâ’ir, hoş-sohbet, ma’ârif-âşinâ idi.