Amasyalıdır. Müeyyedzâde Abdülkerîm Efendi bin Ali Çelebi bin Müeyyed Çelebi mahdûmudur. Amasya’da ulemâdan ikmâl-i tahsîl ve Hamdullah Efendi’den hutût-ı mütenevviayı ahz ve temeşşuk etdikden sonra amcası Abdurrahman Efendi’den mülâzım ve müderris oldu.
Amasya’da tedrîs-i ulûm etmekde iken 918’de İstanbul’a kaldırılıp Mustafa Paşa medresesi müderrisi oldu. 923’de Diyarbekir’in ve havâlîsinin fethinde Kürdistan Kazaskeri unvânıyla Diyarbekir Kadısı ve o havâlîye sevk edilen ordunun kadısı oldu.
928’de Diyarbekir fâtihi olan Mehmed Paşa’nın vefâtı üzerine istifa edib İstanbul’a avdet etdi. 931’de Amasya kadısı olup 937’de bundan da istifa edib İstanbul’a giderek amcası Şeyh Abdürrahîm Efendi’nin zâviyesinde inzivâ etdi.
Kânûnî Sultân Süleyman, bu istifasına hiddet edib 840’da Diyarbekir kadısı nasb ederek i’zâm etdi. [447]
Uğradım bir kazâ-yı mübreme âh
Oldu Amid bana belâ-yı siyâh
diyerek gitdi.
İkinci defa gönderdiği ricanâmesi Sultân Süleyman’ı rikkate getirdiğinden 943’de kazâdan afv edilerek Amasya’ya geldi. 950’de vefât etdi. Fâzıl, hattât, sahî, hânedân, târih ve muhâzarâta vâkıf, gâyet nezîh idi. Sultân Süleyman’ın nazar-ı dikkatini celb eder korkusuyla İstanbul’da yaşatmadılar. Mahdûmu Ahmed Efendi’dir.