Amasyalıdır. Meşâyih-i kirâmın fuzalâsından tercemesi yukarıda yazılan Hacı Abdürrahîm Efendi’nin sulb-i kerîminden 920 senesi evâilinde Amasya’da doğdu. 921 senesi recebinde pederiyle beraber İstanbul’a getirildi. Mukaddimât-ı ulûmu gördükden sonra dayısı Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin halka-i tedrîsinde ikmâl-i tahsîl ederek ondan mülâzım oldu. [542]
İbtidâ otuz akça ile Gelibolu’da Sarıca Paşa Medresesi müderrisi olduğu esnâda üstâdına dâmâd olup sonra Bursa’da Yıldırım Bâyezîd Hân, 958 şevvâlinde Çorlu’da Ahmed Paşa, 962 saferinde Haseki Hürrem Sultân medreselerine müderris olarak 964 şevvâlinde Fatih Sultân’ın sekiz medreselerinden biri (Sahn) müderrisi oldu.
Bu müderrislikde üç yıldan artık ifâde-i ulûm edib 967 zilka’desinde Ayasofya ve 970 senesi rebîülevvelinde Süleymaniye medreselerinden birine müderris olarak ikmâl-i devre-i tedrîs etdi.
974 senesi cumâdelûlâsında Şam mollası, zilhiccesinde Hükûmet-i Mısrü’l-Kâhire ile bekâm, 976 recebinde Bursa mollası, 977 recebinde İstanbul kadısı, 978 cumâdelâhiresinde Anadolu kazaskeri ve 979 muharreminde Rumeli kazaskeri oldu.
981 senesi muharreminde vazîfe-i emsâl ile tekâüd edildiği halde 991 senesi zilhiccesinde zamîme-i revâtib olarak Dârülhadîs-i Süleymaniye müderrisi olup ulûm-ı âliye tedrîsâtiyle meşgûl iken 995 senesi cumâdelûlâsında Çivizâde Mehmed Efendi’nin irtihâline binâen [543] Şeyhülislâm ve müftî’l-enâm oldu.
Tam iki yıl makam-ı fetvâda ibrâz-ı mekânet etdiği halde 997 senesi cumâdelûlâsında Seke ve Beylerbeyi Mehmed Paşa vak’asında istifa ederek iki yüz elli akçe tekâüd vazîfesiyle kûşe-güzîn-i inzivâ olup beş yıl münzevîyâne yaşadı. 1002 senesi şevvâlinin evâhirinde dâr-ı naîme irtihâl edib Hazret-i Ebû Eyyüb-i Ensârî türbesi civârında peder ve amcaları yanında defnedildi.
Nev’îzâde Atâyî Efendi “Zeyl-i Şakâyık”da müşârün-ileyhin tercemesini yazdıkdan sonra diyor ki:
“Ol molla-yı vâlâ kadr-i âlî-şân, deryâ-yı fesîhü’l-ercâ-yı ilm ü irfân, rükn-i râsih-i ders ü fetvâ, cebel-i şâmih-i zühd ü takvâ, aylem-i zâhir, ilm-efrâz-ı mefâhir, melek-nezâhet, felek-nebâhet, şeyhü’l-fenn-i fazl ü edeb, cümletü’l-melik haseb ü neseb, dûdmân-ı bülend-i eyvân-ı Müeyyediyye’nin imâdı, ilm ü şerefin hânevâde-i pâk-nejâdı, bakıyyetü’s-selef, cür’a-i sülâf-ı şeref, mahdûm-ı celîl, arîk ü asîl idi.”
Eyüp’de bir mescid-i şerîf yaptırıp emlâkını buraya vakfederek tevliyetini Eyüp kadılarına şart eyledi. [544] Mahdûmu Abdürrahîm Niyazî Efendi Süleymaniye müderrisi iken 1002 ramazanında otuz iki yaşında vefât etdi. Fâzıl, şâir, edîb, kerîm idi.