Amasya’nın Geldiklân nâhiyesinde kâ’in Ortaköy’de mukîm es-Seyyid Süleyman bin es-Seyyid Şükrullâh el-Hüseynî oğludur. Gençliğinde Amasya’da müfessir Hızır Efendi telâmizesinden Müftü es-Seyyid Mustafa Efendi’den vesâ’ir ulemâdan ikmâl-i [113] tahsîl ederek ders-i âm oldu.

Yıllarca tedrîs-i ulûma himmet edib mucîz olduktan sonra Ayâs Ağa müderrisi oldu. 1099 vak’asında Hicâz’a gidip menâsik-i haccı îfâdan sonra avdet ve İstanbul’da bir müddet karar etdi. Ba’dehû Lâdik, Osmâncık, Merzifon gibi kasabâta kadı olarak a’yân-ı ulemâ sırasına girdi.

Amasya’da kaldığı müddette meclis-i hâciyân ve a’yân a’zâ ve nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı olduğu esnâda 1142’de zuhûr eden fâci’aya karıştığından Diyârbekir’e nefyedildi. 1143 zilhiccesinde avdet edib 1145 senesi evâ’ilinde vefât etdi.

Âlim, hükûmetinde hakk u adle hâdim, tab’an hadîd, serî’u’t-te’essür, hazır-cevâb, natûk bir kâdî-i sütûde-simât idi. Oğulları es-Seyyid Süleyman, Mehmed, Ebûbekir Efendiler’dir. Bunlara ve bunların evlâdına “Hacı Vehhâb Oğulları” dendi.