Merzifon emîri “Sarı Dânîşmend” demekle meşhûr Abdülazîz Bey bin Halil Bey’in mahdûmudur. Buna “Sarı Emîr Aziz” denmişdi. Merzifon’da doğdu. Bir müddet Amasya ulemâsından tahsîl gördü. Ba’dehû Şeyh Zeynüddîn Hâfî Hazretleri’nin Arabistan’a hareket etdiğini işitip Mısır’a giderek müşârün-ileyhin sohbetiyle müşerref oldu.

Şeyhiyle beraber Hicâz’a, ba’dehû Hâf’a gidip beş yıl kadar hizmetinde bulunarak iktisâb-ı füyûzât etdi. Her vecihle tekemmül ederek icâzet ve hilâfet alıp vatanına avdet etdi. Merzifon’da Devlet Hâtun zâviyesi şeyhi olup 835’de yevmî beş akçe vazîfe aldı. [490]

İkinci Sultân Murad Hân müşârün-ileyhin zühd ve kemâlini, fazl ve takvâsını işitip kendisine teveccüh ve hüsn-i i’tikâd eylediğinden vazîfe-i yevmîyesini artırmak istedi. Hazret bu fazladan ancak üç akçeyi kabûl edib 840’da vazîfesi sekiz akçeye çıkarıldı. İmâret-i sultânîyeden de senevî on müd buğday verildi.

Bu mikdâr vazîfe ve galle ile kefâf-ı nefs ederek halkı irşâd ve ibâdete hasr-ı evkât edib 863 senesi muharreminin evâilinde vefât etdi. Merzifon’da Devlet Hâtun Zâviyesi bahçesinde medfûndur. Târih-i vefâtı “Şakâyık” ve “Sicil”de yoktur.

Fatih Kütübhânesi’nde 4221 numarada mukayyed Târih-i Sultân Süleyman adlı kitâbın arkasında:

توفي الشيخ عبد الرحيم المرزفوني الزينى في أوائل شهر محرم سنة ثالث وستين وثمانمأة¹⁵⁷

diye yazılı görülüp seng-i mezârında da bu ibâre yazılıdır.

Merhûm müşârün-ileyh âlim, zâhid, müttakî, gâyet müteşerri’, kerîm, müteverri’, âlî-himmet, mazınne-i kerâmet bir zât-ı sütûde-simât idi. Kabr-i şerîfi Merzifon’da ziyâretgâh-ı enâm idi. Aşık meşrep olup Rûmî [491] mahlas ile eş’âr ve ilâhiyât söylerdi.

Mecdî Mehmed Efendi “Şakâyık Tercemesi”nde diyor ki:

“Mumâ-ileyhin hâl-i hayatında ve zamân-ı vefâtında kuvvet-i ruhâniyetiyle zuhûra gelen kerâmât-ı ayâniyyesi ve velâyet-i ma’neviyyesi hadd ü adetten birûn ve mertebe-i ihsâdan efzûndur. Galebât-ı halecân, aşk ve şevk zamanlarında Rûmî mahlas ile Türkî eş’ar deyip ol eş’âr-ı sûz-nâk ile halk-ı âlemi yakar, yandırır idi. Ashâb-ı aşkı şem’-i dilsûz gibi canından usandırır idi. Mervîdir ki Şeyh Zeyneddîn Hâfî hazretleri Şeyh Abdürrahîm’i diyâr-ı Rûm’a gönderdikde ol mazhar-ı âteş-i aşk-ı ilâhî ile memâlik-i mezkûreye ateş saldım dedi. Rahimehullah”

Mahdûmları Lutfullah, Abdullah Çelebilerdir. Bunlar da meşâhîr-i ulemâ ve meşâyihden olup Lutfullah Çelebizâde eş-Şeyh Cemâleddîn Mehmed Çelebi ve bunun mahdûmu Ayasofya vâizi Abdurrahman Efendi meşâhîr-i ulemâdandır. Abdullah Çelebizâde Kudbüddîn Mahmûd Efendi de kibâr-ı ulemâdandır.